Sadık Küçükhemek

Sadık Küçükhemek

İŞİN ASLI
Yazarın Tüm Yazıları >

Andımız

A+A-

Yayınlanan demokratikleşme paketiyle yıllardır ilkokullarda her sabah okutulan andımız kaldırıldı. Tartışma lehte ve aleyhte devam ediyor. Kaldırılmasını uygun görenler, hiç kimsenin varlığının bir başkasının varlığına feda edilmesi doğru değildir, demektedir.

Muhalefet ise, “Türküm, doğruyum, çalışkanım” demenin kime bir zararı vardır, demektedir. Bu konuda tartışma devam edeceğe benziyor.

Muhalefet, andımız, devrim yasalarının ve Milli Eğitimin amacının özü olduğunu bildiği halde oy uğruna meseleyi çarpıtmaktadır. Halkımız meselenin farkındadır.

Öğrenci andının mucidi, eski Milli Eğitim Bakanlarından Dr. Reşit Galip’tir. Ezanı Türkçeleştiren de bu insandır. Bu insan, “Hayye alel –felah” ibaresini Türkçeleştirmemiştir. “Hayye alel –felah” demek, “haydin kurtuluşa” demektir. Bu ibareyi Türkçeleştirecek olursa, halk kurtuluşun camide olduğunu anlayacak ve camiye gelecektir. Bunu önlemek için Türkçeleştirmemiştir.

Ziya Gökalp şöyle diyor:

Bir ülke ki camiinde Türkçe ezan okunur,

Köylü anlar manasını namazdaki duanın...

Bir ülke ki mektebinde Türkçe Kur’an okunur

Küçük büyük herkes bilir buyruğunu Huda'nın...

Ey Türkoğlu, işte senin orasıdır vatanın!

Bu zihniyetin meselesi okunan ezanın, duanın ve Kur’an-ı Kerim’in anlaşılması değil, aslına karşı olmasıdır. Şef döneminde bir grup CHP milletvekili Ankara müftülüğüne gelirler ve müftüye şöyle derler: “Müftü Bey, biz Türkçe ibadet istiyoruz” Müftü Bey zeki birisiymiş, “Hay hay efendim, siz bir cami yaptırın, ben size Türkçe namaz kıldıracak birini veririm” demiş. Onlar da biz namaz kılacak değiliz, halkın Türkçe ibadet etmesini istiyoruz, derler ve oradan ayrılırlar.

Küçük büyük herkes Hüda’nın buyruğunu ezanın, duanın Türkçeye çevrilmiş manalarından, Kur’an-ı Kerim’i ise meallerden ve tefsirlerden öğrenmektedir; bu konuda bir sıkıntı yoktur; varsa tekrar ezanın ve duaların manaları Türkçeye çevrilir, Kur’ân-ı Kerim’in meali ve tefsiri yapılır. Halk da Hüda’nın buyruğunu öğrenir. Onların gayeleri üzüm yemek değil, bağcıyı dövmektir.

Bunun gibi bu zihniyetin gayesi, öğrencileri doğru dürüst ve çalışkan yetiştirmek değil, İslam ve Müslümanlığın yerine Türklüğü inşa etmektir. Yani kavmiyetçiliği inşa etmektir. Başka bir deyişle din olarak Türkçülüğü ikame etmektir. Körpe dimağlara varlığım, Türk varlığına armağan olsun, dedirtmekle, Türkçülük üzerine hiçbir değeri tanımamayı zihinlere yerleştirmektir.

 Tarihte, Batı’da Türk kavramı ile İslâm kavramı özdeşleşmişti. Batılılaşma hareketinden sonra bu kavramlar birbirinden ayrışmıştır. Dolayısıyla muhalefetin sözünün bir değeri yoktur.

 Andımız, devrim yasalarının ve Milli Eğitim’in amacının özüdür. Söz konusu Bakan, andımızı bu gaye için kaleme almış aynı gaye için ezanı Türkçeleştirmiştir. Dolayısıyla bu Bakan, tam ateist ve tam devrimcidir. İslâmi değerlerden birinin ayakta kalmasına tahammülü yoktur. Bir mecliste İslamî değerlerden biri konuşulduğu zaman kırmızı renk görmüş boğaya döner.

Bu sebeple söz konusu Bakan, Mustafa Kemal Paşa’nın bulunduğu bir mecliste kız öğrencilerin kısa etek, kısa çorap ve kısa kollu gömlek giymesine karşı olduğunu söyleyen zamanın Milli Eğitim Bakanı’na şiddetli bir şekilde muhalefet eder ve senin bu sözün gericiliktir, gericilerle devrim yasaları ayakta kalamaz ve Batılılaşmamamız mümkün olmaz, her şeyimiz devrim yasalarına göre dizayn edilmelidir, demiştir.

Bu çıkışının akabinde zamanın Bakanı görevden alınır, yerine bu ateist ve devrimci Bakan olur. Andımız kaldırıldığına göre Milli Eğitim Bakanlığı’nın amacı da buna göre düzenlenmelidir. Hoşça kalın.

Bu yazı toplam 7994 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.