Sadık Küçükhemek

Sadık Küçükhemek

İŞİN ASLI
Yazarın Tüm Yazıları >

Ahlakî Erozyon

A+A-
Bir kaç gün önce Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Ankara İl Kongresi’ndeki konuşmasında son zamanlarda işlenen cinayetleri ima ederek şöyle söyledi: “Bu ülkede bir başbakan olarak, bir baba olarak çocuklarımızın yarınları için özellikle bir şey vurgulamak istiyorum. Hiçbir görsel medya patronu gençliğimizin ahlaki erozyonuna fırsat vermemeli. Yarın öyle bir bela olur ki bu bela onların başına da vurur. Anneler babalar olarak bizim de üzerimizde görevler var. Son zamanlarda bazı arzu edilmeyen cinayetler, katliamlar duyuyorsak anne baba olarak kendimizi hesaba çekmeliyiz. ‘Acaba biz nerede hatalar yaptık’ diye üzerinde durmalıyız. Sınırsız, kontrolsüz bir ahlaki erozyonun olduğu yapılanma gerçekten bizi dertlendiriyor. Onun için aileye sahip çıkacağız. Kendi başına bırakılan ya davulcuya ya zurnacıya (kaçar). Davulcu, zurnacı kızmasın. Bununla ne demek istediğimi anlıyorsunuz” (1).
Bir televizyon kanalında,   CHP lideri Deniz Baykal, Sayın Başbakan’a şöyle cevap verdi: “ Sen işine bak, yakala katili ver cezayı, senin görevin bu.”
Sayın Başbakan’ın bu sözleri bir öğüttür. Çünkü kötülükler sadece polisiye tedbirlerle ve ceza-i müeyyidelerle önlenemez. Elbette katiller yakalanıp hak ettiği cezaya çarptırılmalıdır.  Bunu bütün halkımız istemektedir. Bizim arzumuz da budur.
Deniz Baykal’ın bu sözü düşündürücüdür. ““ Sen işine bak, yakala katili ver cezayı, senin görevin bu” demesi doğru değil. Katil yakalanmakla bu gibi insanlık dışı davranışlar sona mı erecek?
Baykal şöyle demek istemiş olabilir:  Sayın Başbakan, senin görevin ahlak dersi vermek değil, suçluyu yakalamaktır. T.C. Devleti laik bir cumhuriyettir. Bu sebeple halkın sorunlarının çözümünde ahlak devre dışıdır.
Efendim,  ben, Milli Eğitim Bakanlığı Konya Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından 07.09. 1998 / 11.09.1998 tarihleri arasında Cemil Keleşoğlu Lisesi’nde açılan 177 numaralı Rehberlik ve Danışma Hizmetleri seminerine katılmıştım.
Rehberlik ve Danışma Hizmetlerini yürüten arkadaş ilk derste şunu söyledi: “ Arkadaşlar, problemlerin çözümünde ahlaki değerler devre dışıdır. Öğüt vermek yok. Problemlerin çözümünde somut önerileri esas alacağız.”
Ben söz aldım, şöyle dedim: Sayın hocam, problemlerin doğuş sebebi,  ahlakî prensipleri devre dışı bırakmaktır. Problemlerin çözümünde somut öneriler kadar ahlakî prensipler de önemlidir. Danışman, “Yönetmelik böyledir, ahlakî değerleri bir kenara bırakacağız,” dedi.
Bir hafta içinde derste kurduğumuz diyalog ve problemlerin çözümünde sunduğumuz ahlak prensipler neticesi, Danışman arkadaş bize şöyle dedi: “ Hocam, biz ahlakî değerlerden uzak bir eğitimle yetiştik. Bu ahlakî prensipleri ilk defa  sizden duydum, teşekkür ederim,” Biz de kendisine verdiği bilgilerden dolayı teşekkür ettik ve de kendisine bir kitap hediye etmiştik.
Söz konusu danışman arkadaş ile çarşıda bir kere karşılaştık, selamlaşmıştık. Ondan sonra kendisini bir daha görmedim. Danışman arkadaş bu yazımı okursa sözümü teyit etmesini isterim. Biz bunu değerlendirmeye alırız.
 Bir millet diniyle / kültürüyle ayakta durur. Dininden uzaklaşmış, ahlakî değerlerden yoksun bir millet ayakta duramaz. Bu sebeple Resul-i Ekrem şöyle buyurur: “ Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.”
Demek ki, bütün peygamberlerin gönderiliş sebebi, kavimlerini güzel ahlak ile tezyin etmektir.
Bu bağlamda Hz. Ukbe İbni Amir (r.anh)’den rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.)  Efendimiz şöyle buyurur: “ Siz kadınların yanına girmekten sakının. Denildi ki: Kocasının kardeşi veya akrabası ise?” Buyurdu ki: “Onlar girerse ölümdür” (2).
Bu cevabın manası, kocasının kardeşi veya akrabası ile uygunsuz bir husus gerçekleşirse akrabalık bağı kopar. Bu nedenle nikâh düşen kadınlarla halvete girmek haramdır.
Ad kavmi, Lut kavmi ve Semut kavmi gibi kavimlerin helak olmasının sebebi, kendilerine gönderilen peygamberleri yalanlamaları ve gayriahlâkî yaşayışlarıdır. Mesela Lut kavminin helak olmasının sebebi lutiliktir (3).
Emevilerin, Abbasilerin, Selçukluların ve Devlet-i Âliye-i Osmaniye’nin yıkılmasının sebebi de ahlaki erozyondur. Mesela Selçukluların yıkılış sebebi, refah seviyesine ulaşınca ahlakî erozyonun sarmasıdır. Bunun sonucu, doğuda tehlike belirdi ve yıkıldı.
Kaynaklar
24 Temmuz 2009
Râmuz el- Ehâdis C:1, S: 176 /1
A’raf: 81
 
Bu yazı toplam 4349 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.