Sadık Küçükhemek

Sadık Küçükhemek

İŞİN ASLI
Yazarın Tüm Yazıları >

Af Kanunu

A+A-

MHP, 24.09.2018 tarihinde bazı suçlarla ilgili ceza indirimine gidilmesi konusunda meclise kanun teklifi sundu.  Gerekçesi şudur: “Cezaevlerinde fiziki koşullar oldukça yetersizdir. Doluluk buradaki insanların insan haklarına aykırı şekilde olmalarına neden olmaktadır.” 

MHP’nin af teklifinde işkence, eziyet, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile devlete karşı işlenen suçlar kapsam dışı bırakıldı. 

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, MHP’nin meclise sunduğu bu af teklifine karşı şöyle dedi:  “Devlete karşı işlenen suçları devlet affeder ama şahıslara karşı suçları devletin af yetkisi yoktur. 50 bin tane uyuşturucu suçlusunun olduğu bir dönemde af çıkaramayız. Bu böyle bilinsin. Şimdi birileri ne diyor af. Benim mağdurum ben affettim diyorsa o başka. Ama biz asla. O zaman adil hükümet olamazsınız. Biz uyuşturucuları affeden bir iktidar olarak mı bilinelim.”

AK Parti TBMM Grup Başkanı Naci Bostancı ise MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin genel af açıklamalarıyla ilgili şu şekilde bir değerlendirmede bulundu: “Şu anki Meclis gündeminde bu konu yok. Ancak seçim sonrası, müzakere edilebilir. MHP’nin getirdiği de bir af teklifi değil bir ceza indirimi şeklinde. Seçim sonrası gündeme gelebilir, bakılır, ne olur, nasıl yapılır, bunlar konuşulur. Zira Meclis de kapalı. Seçim sonrası, mütalaa edilir ve bakılır. Halkımız da bunu takdir eder.”

Milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldı 31 Mart’ta mahalli seçimler de yapıldı. 1 Ekim’de Türkiye Büyük Millet Meclisi de açıldı. MHP tarafından TBM Meclisi’ne sunulan af teklifiyle ilgili kanun ivedilikle görüşülmeli. 

Geciktirilir veya sürüncemede bırakılırsa cezaevlerindeki doluluk, insan hakkını ihlal edeceğinden dolayı devlet sorumlu olur ve siyasi faturası hükümete kesilir! Hiç olmazsa af kanunu çıkıncaya kadar ceza evlerinde fiziki şartlar düzeltmeli. Bu konuda bir girişim yapıldı mı bilmiyorum. Sayın Adalet Bakanı bir açıklama yapmalı.

 Af teklifinde işkence, eziyet, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar af dışı bırakılması yerinde bir tekliftir. Bu kanun teklifi, insan haysiyet ve şerefini zedelemeyen ve devletin bekasına halel getirmeyen suçları da kapsayacak şekilde olmalı ki adalet tecelli etsin.  

Şahıslara karşı işlenen suçları, İslam hukukuna göre devlet affedemez; mağdur olan veya maktulün yakınları affeder. Nitekim Kudüs’ün fethinde (638) bir Müslüman, bir Hristiyan’ı taammüden öldürdü. Halife Hz. Ömer (r. anh) bu katil Müslümanı yakaladı ve maktulün ailesine teslim etti ve onlar da onu affetmedi, idam ettiler; isteseydi İslam hukukuna göre affedebilirdi.

 50 bin tane uyuşturucunun olması işin vahametini ortaya koymaktadır! Devlet bunun üzerinde derin derin düşünmeli. Ayrıca neden bizim ceza evlerimiz dolu? Diye kendi kendine kafa yormalı. Öyle ya neden insan haklarına aykırı şekilde dolu ceza evlerimiz? Bu mesele, devleti, Adalet Bakanlığı’nı ve Hükümeti ilgilendirmiyor mu? 

 Soruyorum ilgili makamlara, bizim, eğitimde erdemli insan yetiştirme diye bir politikamız var mı? Batı medeniyetinde de öyle. Maariften maksat, erdemli ve kâmil insan yetiştirmektir. Sokrates’in görüşü bu yöndedir. Eğitimde Sekülarizm esas alınırsa işte sonuç böyle olur. 

“Aç tilki fırını deler.” Bu bağlamda kapitalizm denen canavardan bu milleti kurtarma zamanı gelmedi mi? Kapitalizm, alın terini sömürmektedir. Zengini daha zengin fakiri daha fakir etmektedir ve birçok insanı bir dilim ekmeğe muhtaç etmektedir. Bazıları zenginde olsa istidadı gereği hırsızlık yapmaktadır. Bu ayrı bir konudur. Halife Hz. Ömer (r.anh) zamanında bir köle hırsızlık yapıyor, Hz. Ömer onu efendisi aç bıraktığı için cezalandırmıyor; efendisini cezalandırıyor.

İstanbul Sözleşmesi gereği rızaya dayalı zina meşru görülmüştür. Rızaya dayalı zina da insan psikolojisi üzerinde bilimsel olarak menfi etkileri çok büyüktür. Bu yüzden şiddet,  yaralama ve öldürme gibi hususlar cereyan etmektedir. Devletin bundan sorumlu olması gerekmez mi? 

Kadim medeniyetin mensupları olarak Avrupa Konseyi’ne bunun ilmi izahının yapılması gerekmez mi? Veya onlar kültürleri ve medeniyetleri gereği söz dinlemezler derseniz, o zaman bu maddeye şerh konulması gerekmez miydi? Ömür boyu nafaka, eşit mal paylaşımı, boşanma sonrası babadan koparılan ve haczedilerek görülen çocuklar, aileler için birer zulüm makinaları haline dönüşmüştür. Bu zulüm makinaları, insanı suça teşvik etmektedir; bunun sonucu birçok insan bu yüzden hapishanelerde sürünmektedir.

Adalet Bakanı Sayın Abdülhamid Gül’e soruyorum: Hangi hukuka göre 18 yaş altında dini nikâhla evlenen erkeklerin cinsel istismarcı sayılıp hapse atılmıştır? Bu durum Roma hukukuna da aykırıdır. İstanbul Sözleşmesi’nden önce Medeni hukuka göre 18 yaş altında evlenen bir kızın fiziki yapısı 18 yaşında bir kız görünümünde ise hâkim evlenmesine müsaade ederdi. Bunların resmi nikâhları kıyılırdı ve mesele çözülürdü. Bu durumda Sayın Bakan sade bir vatandaş olarak bizim bu adaletsizlik karşısında manen çektiğimiz ıstırabı siz de çekiyor musunuz? 

Sonuç olarak diyorum ki, ey hükümet! Gelin af kanunu bir an önce mecliste görüşün, insan haysiyetini ve şerefini zedelemeyen ve devletin bekasına halel getirmeyen suçları af kapsamına alın ve bir an önce yürürlüğe girsin. 18 yaş altında evlenip de çoluk- çocuk sahibi olan kimseleri salıverin. Bunları af kapsamına almak gerekmez, çünkü bunlar suçlu değildir. Ayrıca bu masum insanlara devlet,  maddi ve manevi tazminat ödemeli. Aksi halde büyük vebal altında kalır. Ne demek bu masum insanları, cinsel istismarcıların ve tacizcilerin koğuşunda barındırmak? Feminist kadın dernekleri ayağa kalkar diye mi bu zulüm, bu masum insanlara reva görülmektedir? Hoşça kalın.

Not: Bu haftadan itibaren yazılarım her hafta Çarşamba günleri yayınlanacaktır. Okuyucuya duyurulur.

Bu yazı toplam 502 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.