Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

Şia’yı Kimden Öğreneceğiz?

ABD ve işgalci siyonist yapılanmanın İran a karşı başlattığı kirli ve hâksiz savaş nedeniyle Mezheb kaygısıyla İran ı destekleyenler ile karşı duranlar arasında yoğun bir bilgi kirliliği yaşamaya başladık.

Savaşın insanlar özellikle de Müslümanlar üzerinde oluşturduğu olumsuzlukları bıraktık, kimi zaman Humeyni ve Ali Şeriati üzerinden, kimi zaman Hz. Muaviye(ra) ve Yezid üzerinden herkes içinde biriktirdikleri hezeyanları farklı bir takım hesaplarla sosyal mecralarda yaymaya başladı.

Bir de Kerbela üzerinden kendi düşüncesi doğrultusunda savaşın galibini mağlubunu ilan edenler var ki onlar Kerbela nın sadece şiilerin değil belki onlardan daha çok Sünni Müslümanların kalbinde bir yara olduğunu 1400 yıldır fark etmediler ki bu savaş nedeniyle fark edecek olsunlar.

Kerbela Müslümanların acısıdır ama her yıl insanın kendine eziyet etmesine varıncaya kadar yapılanları da tasvip etmek mümkün değil.

Yaklaşık 1400 yıldır devam eden ihtilafın savaş nedeniyle Kerbela, Hz. Hüseyin(ra) ve Yezid üzerinden harlanması geçmişte yaşananlara rahmet okutturacak şekilde yanlışlara sebep olmaya devam edecek gibi görünüyor.

İhtilaf denilince bir takım art niyetlilerin ve yabancı servis elemanlarına parmak ısırtan densizlerin ortaya çıkması kaçınılmaz oluyor.

Ehli Sünnet ile şia arasındaki farklılıkları ve derin ihtilafı yok sayamayacağımız gibi var olanları da hafife almak da mümkün değildir.

Farklılık olunca en iyi yaptığımız şey derhal birbirine sataşan hatta düşman olan 2 tarafı oluşturmak oluyor.

Bu anlamda bir tarafta Amerika'dan korkmayan canı ve malıyla cihad eden bir devlet var ve bizim en azından bu cepheye sözle bari olsun destek olmamız lazım diyen bir kitlemiz var.

Diğer tarafta ise efendim biz ehlisünnetiz, İran'a destek verirsek sunilik zarar görür diyen, konfor düşkünü bir kitlemiz daha var.

Biz son Irak, Suriye ve Gazze olaylarından biliyoruz ki her iki kesimin de derdi Ehli Sünnet ve şia değil. Eğer böyle olsaydı öncelikle veya en azından Sünni Suriye üzerinden Filistin ve Gazze için, Mescidi Aksa ‘nın açılması için cihad ilan edin diyen Müslüman kitle olurdu.

Biz yine biliyoruz ki; baş belamız İngiltere için Anglikan kilisesi, ABD için Protestanlık ve Evanjelizm, Putin’in yeniden ayağa kaldırdığı Rusya için de Ortodoks mezhebi nasıl dinî jeopolitiklerini belirleyen ana eksen ise; Yine en büyük sıkıntımız olan Rafızi şia için ana eksen safevi İran Şiiliğidir.

İslam dünyasında şiiliğin siyasal bir güç hâline gelmesiyle birlikte, Sünni Müslümanların yapılan mezhebi saldırılara karşı kendilerini savunacak merkezî güçlere ihtiyaç duymaya başlamaları ve Sünni dünyayı bir arada tutacak Ehli Sünnet diye bilinen şemsiye kavramının öne çıkması zorunluluk olmuştur diyebilirsiniz.

İslam dünyasında Hazreti Peygamber’in vefatıyla başlayan iç krizler sonrasında İslam dünyasının siyasi merkezinde hissedilen ilk derin kriz, Şii Büveyhilerin hilafet merkezi için bir tehdit olmasıyla yaşanmıştır.

Devletleşme ve şehirleşme süreci sonrasında başlarında İslam dünyası dışarıdan gelen haçlı saldırıları ve tahribatı daha fazla olan Büveyhi devletinin saldırısı sonrasında özellikle Hilafet merkezi Bağdat’ın işgali sonrasında Sünniliğin savunusu olarak devletin hukukunu yapma ihtiyacı zorunlu olarak gündeme gelmiştir.

Şimdi birileri çıkıp bize ehli Sünnet ile şiayı yeniden tanıtmaya çalışmak için olanları olmamış, olmayanları olmuş gibi göstererek kin ve nefreti yenileyemeye kalkışmasın.

Sünnilerin tabiriyle şii rafizilerin, şiilerin tabiriyle de yezid Sünnilerin ihtilafında ne varmış ki, Ehli Sünnet mezheplerinin kendi aralarında, mesela Hanefiler ile Şâfiîlerin arasındaki ihtilaf daha fazladır diyecek olursa, yapılacak şey aşağıdaki akide beyanını yüzüne tükürürcesine tekrarlamaktır.

FARKINDA MIYIZ?

Akide beyanımız şu dur:

Mezhep imamlarımız Ebu Hanife(ra), İmam Şafi(ra), İmam Ahmed b. Hanbel(ra) İmam Malik(ra) ve mezhepteki arkadaşları ve takipçileri genel olarak, Kuran Sünnet ve Sahabe efendilerimizin(ra) külli din anlayışından ne anlamış ve bize yol olarak ne sunmuşlarsa onları aldık kabul ettik ve amel ettik.

Ehli Sünnet olmayı da, şii olmanın ne demek olduğunu da onlardan öğrendik.

Bundan dolayı; Ne Şia, ne de Ehlisünnet birilerinin anlatmaya çalıştığı gibi birer mezhep değildir

Ehlisünnet İslam’ın ta kendisi, Şia ise nifakın resmi adıdır.
Gerisi teferruattır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Süleyman Küçük Arşivi

Sosyal Medya Zulmü

25 Mart 2026 Çarşamba 14:46

Algoritmaların Savaşı

22 Mart 2026 Pazar 11:44

Müslümanların Yapması Gerekenler

18 Mart 2026 Çarşamba 14:05

Müslümanın Kur'an Algoritması

15 Mart 2026 Pazar 12:54

Savaşı Bir Açıdan Görmek

11 Mart 2026 Çarşamba 15:21

Son İki Ayda Yaşananlar

08 Mart 2026 Pazar 13:25

Müslüman Eti Yemek Orucu Bozmuyormuş

04 Mart 2026 Çarşamba 15:00

Kürsü ve Mihrab Sorumluluğu

01 Mart 2026 Pazar 13:14

Erbakan ve Tahir Hoca Uzmanları

25 Şubat 2026 Çarşamba 13:33