Nurten Selma Çevikoğlu
Rabbim Rahmetini Taksim Eder
Yine ‘selam duâsı’yla başlamayı üstada borç biliriz;
‘Aşk olsun. Aşkınız cemâl olsun. Cemâliniz nûr olsun. Nûrunuz ayn olsun.’
Hilekâr vezirin, İsevî olan sahte şeyhlere yazdığı her biri birbirinden ayrı tenakuzlarla dolu beyitlere yine devam etmek durumundayız efendim, müsâdenizle;
“Diğer birine; ‘Nazar ve akıl mumunu söndür. Korkma! Onların yerine geçecek yüz bin nimetler görürsün.”
Yalancı vezir, önceki beyitte söylediğinin şimdi de tam tersini söylüyor. Bu aldatıcı ve aslında akılla alay edici düşüncelerin hilesi açıktır.
“Akıl mumunu söndürürsen can mumunun ışığı daha fazla parlar. Leyla’n senin sabrından sana ışık veren mecnun olur.”
‘Aklın tedbirlerini terk edip ondan sonra gelecek müşkülâta sabretmek, ruh ve can için ayrıca bir feyiz getirmektir. Zira aklın asıl görevi, Allah’ın rızâsını kazanmak olmalıdır. Aklı feda etmek aşkı ihya demektir. Şimdi muhabbet ve aşkı isterken, o durumda muhabbet ve aşk seni ister. Bu nasihatin sırf gaflet ve fesat verici olduğu ispâta muhtaç değildir.’ (Abidin Paşa, Mesnevî Şerhi, Sâdeleştiren Mehmet Said KARAÇORLU, İst, 2007, s.158)
“Zühd ve takvâsından dünyâyı terk eden kimsenin, dünya fazlasıyla önüne gelir.”
Hangi insan, kendi takva ve Hakk’a çokça yaptığı ibadetlerden dolayı üç kuruş etmez dünyâyı terk ederse Cenâbı Hakk dünyâyı o kişinin ayağına getirir. Burada dünyâdan amaç mâsivâdır, yâni kişiyi Allah Teâlâ’dan uzaklaştıran her şeydir. Ancak burada denge esastır, dünyâya meyletmeyeceğiz, gönlü oraya kaptırmayacağız ama mâişet temini için çalışıp çabalayacağız. Dünya malını kalbe koymayan için mal zarar değildir hatta fakir fukaraya, dağıtıp hayır-hasenat yaparsan bu kişi için kardır. Böylesi kişilerin maddi hayâtının iyi olması kötü değildir. Nitekim, Hz. Osman, Abdurrahman bin Avf gibi hayırsevereler için zenginlik onlara Hakk’a yaklaştırıcı hayır işlemeye sebepti. Bu tür kişiler büyük kazançta olurlar.
Bizim kültürümüzde; ‘Kaçan kovalanır.’ Tâbiri vardır. Dünya bir gölge olarak değerlendirildiğinde, kişi normal olarak gölgesini kovalarsa gölge ondan kaçar. Sen kaçsan bile gölgen seni bırakmaz. En ufak bir bollukta şeytan insanı bırakmaz. Çeşitli câzibedar şeylerle seni meşgul eder, tabi ki bunların hepsi imtihan çerçevesindedir. İşte insan kendisine sunulan bu imtihan âleminde dünyevi şeylere meyl etmezse, meyl edebileceği dünya ona kendiliğinden önüne gelir.
“İcâzetnâmelerin birinde; ‘Allâhu Teâlâ sana ne verdiyse önce sana onu şirin eyledi’, demişti.”
İnsanı yaratan eşsiz güç kime ne verirse veya vermişse her şeyi kişinin kabiliyetine münasip bir şekilde verir. Dolayısıyla verilenler kişi içi âdeta lezzet olur. Göklerde olanları, yerde olanları, hepsini sizin buyruğunuz altına vermiştir. Doğrusu bunlarda, düşünen kimseler için dersler vardır. “Göklerde olanları, yerde olanları, hepsini sizin buyruğunuz altına vermiştir. Doğrusu bunlarda, düşünen kimseler için dersler vardır.” (Câsiye, 13) âyette buyurulduğu üzere Cenâbı Hakk’ın gökte ve yerde yarattığı her bir varlık ancak insanın istifâde etmesi yanı sıra çalışıp o nimetlerden faydalanması da gereklidir. Ancak kişinin çalışması, kazanması kendi kabıncadır. Kişi sâdece kâbınca alır, yararlanır, onun nasibi odur. Yine kişi neye çalışırsa o muhabbet ona verilir ki o sebepten nasibi isteyerek ayağına gider.
“Rabbinin rahmetini onlar mı taksim edip paylaştırıyorlar? Dünya hayâtında onların geçimliklerini aralarında Biz taksim ettik; birbirlerine iş gördürmeleri için kimini kimine derecelerle üstün kıldık; Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri şeylerden daha iyidir.” (Zuhruf, 32) Âyetten anlaşılan kişinin istediği zâten kendi yeteneği ile alâkalıdır, İşte bu hal Mevlâ’nın isteğiyle birleşince, o vakit Hakk’ın ihsan ve ikramları açılır fakat sen ondan kâbın kadarını alırsın yâni nasibin kadarı elde edersin.
Unutmamız gereken çok önemli bir gerçeklik var o da şudur; biz bu dünyâya Yüce Rabb’e ibâdet etmek için geldik. (Zâriyat, 56) Sen Rabbine kulluğuna devam edersen o seni akan bu hayat içinde umduklarına nâil eder.
Efendim bu haftalık bu kadar olsun. Haftaya nasipse devam etmek üzere hayırlı Cumâlar olsun.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.