Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

Şerbete Zehir Döken Yalancı Vezir

Bugünkü yazımıza da ‘selam duâsı’yla başlıyoruz efendim;

‘Aşk olsun. Aşkınız cemâl olsun. Cemâliniz nûr olsun. Nûrunuz ayn olsun.’

En son işlediğimiz hikâyede İsevîlere yalandan dindar görünen hileci vezirin hallerinden bahisle, Mevlânâ Hazretleri, insanlara çeşitli sırlı, hikmetli mesajlar veriyordu. Bugün de oradan yeni beyitlerle devam edelim;

“Îsevilerden zevk sâhibi olanlar, vezirin sözlerinde lezzetin içinde acılığı da gördüler.”

Bâzı aklı başında, dinlerini ciddi anlamda bilen Hıristiyanlar, hileci vezirin aldatmacalarına kanmadılar, kendi yollarından sapmadılar, vâr olan saflıkta dinlerini yaşamaya çalıştılar. Ama bâzıları da o hileci vezirin sözlerine öylesine kanmış ve aldanmışlardı ki, onlara söz ve uyarı fayda vermiyordu. Yâni hileci vezire aldananlar aldanmışlardı ve onlar onun safsatalarından vaz geçmediler.

“O vezir Îsevîlere nükteler, ince, derin sözler söyledi. O iblis sıfatlı, şeker şerbeti içine zehir dökmüştü.”

Burada bahsedildiği gibi hakikati saptıran insanların sözleri ballı-ballı, tatlı-tatlıdır. O sözlerdeki güzellikler, etrâfı tarafından sözde (!) pek beğenilir zira bu sözler, ince, derin ama hoş sözlerdir. Fakat aslında o ballı sözler, bal şerbetinin içine dökülmüş zehirlerdir. İşte böylesi hilecilerin, şatafatlı sözleri insanları doğru yoldan saptırırlar. Halbuki bu gibi kişiler dost değil düşmandır.

“Vezirin dışı, ‘doğru yola girmekte çabuk ve gayretli ol’ diyordu, ama verdiği öğüt, canın gevşek ve işin faydasız olsun şeklindeydi.”

Hileci vezir kendisine inananlara, ‘Hz. İsa (A.S)’ın dîninde Allah Teâlâ’ya itaat ediniz, söylenenlere uyunuz’, diyordu fakat kendi ahvâli, sözlerine uygun değildi. İcra ettikleri sanki sözlerinin aksini gösteriyordu. Dolayısıyla kendisine inananları berbat ve kötü bir hâle sürüklüyordu. O sebepten din anlatıcılarının veya nasihat verenlerin öncelikle kendi ahvâline bakılması, onların hakkında karar vermek için en uygun olan davranıştır.

“Gümüşün dışı beyaz ve yenidir ama ona dokunan el ve elbise siyah olur.”

Gümüş altın gibi değildir. Rengi ilk eline aldığında bembeyaz ve yepyenidir ama bir süre sonra bakarsın o pırıl pırıl şey kararır, elbiseni de karartır. İşte tıpkı bunun gibi bâzı aldatıcı, hileci kişilerin sözleri tıpkı beyitte benzetildiği gibi aydınlık, tertemiz, saf güzelliktedir, ama sonra bakarsın hilesini anladıktan sonra o yaldızlı görüntü, gâfillerin gönüllerini karartır.

“Ateşin kıvılcımları kırmızı ve parlaktır ama sen onun yakışına ve yaktığı yeri karartmasına bak.”

Ateşin, ışıl ışıl, parlayıp yanması seni aldatmasın. Ateşi tutan yanar. Yine ateş yaktığı şeyleri kömür gibi yapar. İşte bâzı kötü ahlaklı insanlar da, etraflarını tıpkı ateş gibi yakarlar. Ateşin parlaklığına, aydınlığına bakma, görünürde yaldızlı, süslü sözler söyleyenler aslında ilgili insanların gönüllerini ve ruhlarını kömür gibi yakarlar, imanlarını yok ederler.

“Şimşek göze nûr görünür, ama gözün nûrunu çalmak onun özelliklerindendir.”

O Yahudi vezirin tıpkı nur gibi olan sûreti Hakk’tan sözleri, aslında yalan ve hileden oluşan bâtılın ta kendisiydi. Diğer beyitlerde, vezirin yaldızlı sözleri, gümüşe ve ateşe benzetilmişti. Bu beyitte de nur gibi ışık saçan bir şimşeğe benzetiliyor. Şimşek bilindiği gibi geçici bir süre çaktığı yeri ışık ile etrâfı aydınlatır ama sonra o ışık çabucak geçer ve çevresini zifiri karanlığa bırakır. Yâni şimşeğin aydınlığı geçince, hilekar ve riyâkarların foyaları meydan çıkar.

“İsevilerden uyanık, bilgili ve zevk sâhibi olmayan kim varsa vezirin sözü boynuna zincir gibi geçti.”

İlim sâhibi olmayan, aklını kullanmayanlar, hilekar Yahudi vezirin görünürde şatafatlı olan ama aslın içi boş olan sözlerinin peşine takılanlar, hakikatte kendi dinlerinde hüsrâna düşmüşlerdi. Onların bu halleri beyitte bahsedildiği gibi tıpkı boyunlarına takılan esâret zinciri ve cehennem boyunduruğu idi.

“Vezir, altı sene boyunca şâhından ayrı kaldı, Hazreti İsâ Aleyhisselâm’a tâbi olanlara görünüşte önder ve bilgi kaynağı oldu.”

Hileci vezir Hıristiyanları mahvedebilmek ve onların itikatlarını bozabilmek için tam altı sene onların yanında kalarak, elinden gelen tüm tahribatları devam ettirme husûsunda onlara görünüşte bilgelik yaptı.

“Halk dinlerini ve kalplerini bütünüyle vezire teslim ettiler. Onun emirleri, hükümleri, yasakları önünde canlarını feda edecek dereceye geldiler.”

Yalancı vezirin sözlerine inanıp, tümüyle teslim olanlar neredeyse bu uğurda canlarını feda edecek duruma düştüler. Neticede huzurlarını kaybettiler.

Efendim bu Cuma da, bu kadar olsun. Sizlere hayırlı, mutlu ve huzurlu bir Cuma günü diliyorum. Nasipse haftaya görüşmek üzere.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Nurten Selma Çevikoğlu Arşivi

Helvaya Sarımsak Katmak

11 Haziran 2026 Perşembe 14:42

Hakk’ın Kokusunu Duyanlar

04 Haziran 2026 Perşembe 15:42

Haset Üzerine Mütâlâlar

28 Mayıs 2026 Perşembe 10:34

Hakk’ın Gölgesi Olan Evliyâlar

21 Mayıs 2026 Perşembe 16:13

Ebedi Saadet Kazandıran İşler

07 Mayıs 2026 Perşembe 15:17

Bugün Yeni Hikâyeye Başlıyoruz

23 Nisan 2026 Perşembe 15:01

Aklı Aşka Kurban Etmeli

16 Nisan 2026 Perşembe 15:11

Uyku Ölümün Kardeşidir

09 Nisan 2026 Perşembe 15:48