Hak Adalet Terazisi

Adalet; dindir, imandır, Kur’an’dır. Adalet; haktır, hukuktur, mülkün (esası) temelidir. Adalet; müminin, kafirin, tüm canlıların, eşyanın, tabiatın hakkını teslim etmek, hepsinin haklarını korumaktır.

Adaletsizlik; zulümdür, küfürdür; Allah'a isyandır. Adaletsizlik Allah’ın Adl ismini ret, Hak ismini çiğnemek ve Kur'an'da çokça geçen “Vallahü yühibbül muksidîn: Allah adaletli olanları sever” ifadesini yok saymaktır.

Hz. Ali halife iken bir olay yaşanır. Şöyle ki; bir Yahudi hazreti Ali'ye ait bir eyeri satarken Hz. Ali onu görür ve: “Bu eyer benimdir, nereden çaldın?” der. Yahudi “Hayır bu eyer benim çalmadım” der. Ama Hz. Ali kesin bilmektedir ve o eyeri iyi tanıdığı için ısrar eder: “Bu eyer benimdir. Yahudi ısrar eder: "Bu eyer benimdir.” Kadıya giderler. Kadı Hz. Ali'ye şahidin var mı? Der. Hz. Ali “Allah şahidimdir.” Deyince; kadı ona Kur'an'da Allah “sizden olan (insanlardan) şahitler olsun” buyuruyor. Olmaz, der. Kısacası. Hz. Ali davayı kaybetmiştir. Yahudi ağlamaya başlar ve der ki: “Siz nasıl insanlarsınız! O, halife ben ise Müslüman olmayan bir Yahudi’yim. Ama beni haklı görüyorsunuz.” Der, ve şehadet getirerek Müslüman olur. Hz Ali de Yahudi Müslüman olunca: “Eyer senin olsun, al şu kılıcı da der. Bir de at verir. Sonra Hz. Ali “o Yahudi’yi Nehravan Savaşında kılıç sallarken gördüm” diyor.

İşte adalet böyle tesirli ve güzel bir şeydir. Ama Allah muhafaza onun tersi de, adaletsizlik te Müslümanı dinden çıkarır. Yani zaten dünyada küfür tarafından, müşrik, münafık, fasık tarafından bir sürü adaletsizlik, haksızlık yapılıyor. Bu değildir, insanı dinden soğutan. “Ben Müslümanım” dediği halde adaletsizlik, haksızlık yapmaktır, insanları çileden çıkaran.

Adalet ile Hak aynı gibi olsa da biraz farkı vardır. Şöyle ki; haksızlık bir kişi tarafından karşı tarafın hakkını yemek şeklinde olurken, adalet ise terazide ölçüm yapılarak milim sapma olmamasına; uygulayanın, şahit olanın, duyanın bilenin, görenin herkesin katkıda bulunup teraziyi korumalarıdır. Haksızlık gizli yapılabilirken, adalet ve adaletsizlik aleni olmaktadır. Adalet te; durum eşitse mükafatta cezada eşit olmalıdır.

Adaletin kendisi mutlaktır. Başka saikler adalete tesir edip adaleti bozmamalıdır. Yani “ben onu sevmiyorum, o zaten şöyledir, şunlardandır.” Ya da ben güçlüyüm güç elimde gibi saiklerle adaletsizlik yapanları Allah üç sıfatla kafirler, zalimler ve fasıklar olarak nitelendirmektedir. Ne demek? Allah'ın indirdiği hükümlerle hükmetmeyenler... Allah muhafaza insan; kafir, zalim, ve fasık olur. (Maide: 44,45,47)

Adalet ölçüdür. Eğer bu ölçüye kendi tarafların, torpilliler, zenginler, eşraftan olanlar, güçlü olanlar girmiyor da sadece zayıflar ve karşı grup cezalandırılıyorsa (Yahudilerin iki fahişe kadına muamelesi gibi... Bu ayetlerin nüzul sebebi) durum vahimdir ve herkes bunu fark eder. Onun için Müslümanlar (daha doğrusu cuma namazını kıldırması gereken; kadılar, devlet idarecileri) her cuma adaletle ilgili Nahl 90. ayeti hem kendileri için ve hem de halk için minberden okurlar. Şimdi de bunu bütün İmamlar (önderler?!!) okumaktadırlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Muammer Çelik Arşivi

Bu Nasıl Müslümanlık?

27 Temmuz 2026 Pazartesi 13:58

Kalp Gözü Körleşirse

20 Temmuz 2026 Pazartesi 15:19

Suçlama Saikleri

13 Temmuz 2026 Pazartesi 14:06

Müfteri

06 Temmuz 2026 Pazartesi 15:35

Ankara NATO Zırvası

29 Haziran 2026 Pazartesi 16:52

Ülke(miz) Gündemi

22 Haziran 2026 Pazartesi 13:23

Muhacir

15 Haziran 2026 Pazartesi 14:44

Bu CHP Ne Olacak?

08 Haziran 2026 Pazartesi 16:16

Dünya Değirmeni

01 Haziran 2026 Pazartesi 14:28

Kurban Et!

25 Mayıs 2026 Pazartesi 13:42