Ayşe Aslı Duruk

Ayşe Aslı Duruk

Annelik

Bir nevi "kral çıplak" diyeceğim bu yazıda hem hassas bir konu, hem de kutsal bir olgu olan annelik hususuna değineceğim. İnsanların dışındaki diğer memelilerin, yavrusunu yalnızca bizdeki ergenlik çağlarına tekabül edecek kadar içgüdüsel bir şekilde bakıp büyüttüğü ve ardından doğaya saldığı annelik türünden değil, anneliğin biz insanların penceresinden, mutfağından, evinden bakıldığındaki görünümünden söz edeceğim.

Anneliğe yüklenen anlamlar ve yapılan övgüler, karşımda bir duvar gibi gökyüzüne doğru uzanıp yükselmişken, bu durumun haklı ve şüpheli taraflarına bakacağım.

Önce Ay'ın karanlık yüzüne bakalım. Hiç konuşulmamış, söylenmemiş sözleri söyleyelim. Azizim, sadece kendi nefsimiz için Dünya'ya getirip, yine sadece kendi nefsimiz için bakıp büyüttüğümüz ve elimizden geldiğince koruyup kolladığımız çocuklarımız, eğer bizim değil de bir başkasının çocuğu olsaydı, onları yine o miktarda ve öylesi sevecek miydik? Bu sorunun acımasız, duygusuz ve buz gibi gerçekliğiyle yüzleşmek, büyük bir cesaret istiyor biliyorum ama gerçeği kabul etmenin getireceği özgürlük hissi ve dürüstlük için buna değmez mi? Hadi itiraf edelim, çocuklarımızı, kendi nefsimizden oldukları için o kadar çok seviyoruz; kendileri oldukları için ve öyle tarafsız, hümanist bir şekilde değil. Hal böyleyken, anneliğe atfedilen o ulvi ve kutsal manalar, bizlerin el yordamıyla yaptığı beşerî güzellemelerden ve yüceltmelerden ibaret kalmıyor mu, sadece? Birisi, kendisi doğurmadığı halde bir çocuğu alıp bağrına basıyor ve gerçekten sahiplenip benimsiyor ve bundan vazgeçmiyorsa, övülen o yüce ve eli öpülesi annelik, bu olmaz mı?

Hoş, Ay'ın diğer; aydınlık yüzü de var. Bilinen anlamdaki; hani o hem doğuran, hem bakan ve büyüten anneliğin, onca övgüye mazhar oluşunun haklı tarafları da var. Eh, biz etten ve kemikten yapılmış olan fanilerin kanını, sütünü ve canını -yine kendi nefsinden olsa da- başka bir canlı için feda etmesinin hiç mi bir kıymeti, anlamı yoktur? (Süt, kandan süzülür.) İşin 'kendi nefsinden' olan bir çocuk için yapılıyor oluşunun, araya nefsin ve egonun giriyor oluşunun, durumu tamamen anlamsız bir hale getirdiğini söylersek de zülfüyâre dokunmuş olmaz mıyız? Kaldı ki, dinde de annelik övülmüş ve kutsal bir yere konmuşken, şöyle daha bir geniş geniş yazmaktan da imtina ediyorum bir yandan. Ve fakat anneliğin, kendi nefsinden olmayan bir çocuğa karşı yöneltilmiş halinin, bana daha kahramanca ve yiğitçe geldiğini söyleyebilirim en azından sanırım.

Öte yandan, her ne kadar baş tacı olsalar da bu durumun sevgili öğretmenlerimizle hiç bir ilişiği yok. Zira ücret karşılığı icra edilen bir meslektir bu, nihayetinde. Oysa daha ziyade, hiç bir nefsî doyum aranmayan, salt bir adanmışlıktan bahsettim yukarıda aslında. İçinde ego, kan bağı ve dünyevî bir doyum -maddi ya da manevi bir ücret- barındırmayan annelikten bahsettim. Doğurup büyüttüğümüz çocuklarımıza, annelerin birer melek oldukları masallarını anlatmaya devam edeceğiz biz yine de. Sanki meleklerde nefs varmış gibi!

Fakat dünya hayatı işte. Bu hayatın hükümleri, bu hayatı yaratan tarafından konmuş. İtaatsizlik olmaz. "Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi ve anne babanıza iyi davranmanızı emretti. Onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlanırsa onlara öf bile deme! Onları azarlama ve ikisine de tatlı sözler söyle."

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ayşe Aslı Duruk Arşivi

Şipşak Psikologlar

04 Eylül 2026 Cuma 13:41

Kendi Yolumda

28 Ağustos 2026 Cuma 13:38

Bir Cennet Sorusu

21 Ağustos 2026 Cuma 13:38

Yeni Birisi

14 Ağustos 2026 Cuma 14:10

Diğerkâmlık

31 Temmuz 2026 Cuma 10:25

Arafın En Ucunda

24 Temmuz 2026 Cuma 13:51

Kontrol ve Sürpriz

17 Temmuz 2026 Cuma 14:37

Konya'yı Sevmemek

10 Temmuz 2026 Cuma 11:25

Kirli Çay

03 Temmuz 2026 Cuma 15:00

Onu Kurtarmak

26 Haziran 2026 Cuma 14:24