Ayşe Aslı Duruk

Ayşe Aslı Duruk

Konya'yı Sevmemek

'Poğaça' deyip öylece geçerseniz, mahleplisini henüz denememiş olmanıza veririm bunu ancak. Mahlepli poğaça denilince bir durulur çünkü. Durulup, tadılır. Tadılıp, bitirilir. Parmaklar, yenilmez.

Kurabiyeye öykünmüş olan, eni ve boyu dışındaki bir yüksekliğe de sahip olan, öyle kalın ve hacimli bir bisküvinin hamuruna da tarçın eklenmişse eğer, benzer şeyleri söyleyebilirim yine.

Hani poğaça var, poğaça var; bisküvi var, bisküvi var... İşin sırrı detaylarda.

Nitekim, balkonda sigarasını sinirli sinirli içerken de, orada sadece bu faaliyet için bulunduğunu anlamıştım o sırada. Yanımda olmak için değil. Zira benim balkonumdu orası; evimin balkonu. Fakat sigara içme isteğine, yanımda bulunmak istemiyor oluşuna rağmen karşı koyamamış; nefsinin, izzetini galebe çalmasına boyun eğmişti o sırada. Bildim. İzmaritini kastederek "Bunu nereye atacağım?" diye sorarken benimle ilk ve son kez konuşmuş oldu. Ben ise tüm bunları anlamamış; o havayı hiç koklamamışım gibi saf'a yatmayı tercih ediyordum o sırada. "Bir dahaki sefer için bir kültablası almalıyım artık." derken, o 'bir dahaki sefer'in hiç gelmeyeceğini pekala biliyordum. "Hiç kimse kendisini poğaçanın mahlepi ya da bisküvinin tarçını sanmamalı." diye, sonradan söyleyecektim kendi kendime.

Ve uzun yıllardır görmediğim, eski bir lise arkadaşımı nihayet az sonra göreceğim vakit yaklaşıyordu, o akşam üzeri. Yüzünü en son ilk gençlik yıllarında görmüş olduğunuz birisiyle enikonu orta yaşlarınızda tekrar karşılaşacak olmak sadece beni değil, herkesi stres altına sokan; heyecanlı olduğu kadar da korkunç bir aktiviteydi aslında. Nitekim muhtemelen o da bu korkuyu yaşamış ve korkusunda haklı da çıkmıştı aslında. Lisedeki o dal gibi incecik, güzel yüzlü delikanlı bir hayli kilo almış ve genel bir tahlille bakılınca da cazibesini kesinlikle kaybetmişti; o eski ışığını. Hoş, belki benzer şeyleri o da benim için düşünmüştü tabii. Bilemiyorum. Açık açık konuşulup söylenmez ki tüm bunlar. Birlikte oturduğumuz o lüks kafede ısmarladığım çayın yanında gelen tarçınlı bisküvinin tadını çıkartırken de yıllardır İzmir'de yaşadığından ve Konya için duyduğu tiksinti ve nefretten söz ediyordu, karşımda. Bunu benim yanımda rahatça yapabileceğini sanarak... O sırada civarımızdan geçen çarşaflı bir kadını göstererek de "Bak işte!" diyordu, "Burası böyle." İsteyenin istediğini giyebileceği bir özgürlük anlayışı, belli ki tek taraftan ve yanlı bir şekilde okunuyordu tarafınca ve bu ikiyüzlülüğün çirkinlik mertebesinin, bir poğaçadaki mahlep varlığının güzellik mertebesiyle hemen hemen eşit miktarda ve anlamda olduğunu anlattım ona. O ise, 'hadi mecburen' Konya'da yaşıyor olmamda sorun olmayabileceğini ama asıl sorunun, burayı bu kadar benimsemiş ve seviyor oluşumun olduğunu söylüyordu 'bunun bana hiç yakışmadığını' ekleyerek. Oysa mahlepten ve tarçından bihaber olan; onların tadını ve özgeliğini bilemeyen, ait olduğu yeri kötüleyen -hem de bunu hem tarihi dokusunu koruyan hem de günbegün gelişen bu caanım kentten söz ederek yapan- aidiyet duygusundan bir pay ve nasip alamamış birisinin sözleri olabilirdi bunlar ancak. Ve muhtemelen, ne kadar yaşlanıp soluklaştığını da bilmiyordu, yaklaşık iki saatimi bu tatsız sohbete ayırdığım için sonradan duyduğum pişmanlığı da bilmediği gibi...

Ve eve dönüp yaptığım mahlepli poğaçaları fırından çıkartıp sıcak sıcak yerken, bir ayrıntının her şeyi ne kadar değiştirebileceğini, dürüstlüğü, adaleti, özgürlüğü ve detaylarda gizli olan mucizevi şeyleri düşündüm. Zira ayrıntılarda gizlenmiş olan malum ve melun bir varlıkla geçirdiğim o zamanı, daha verimli olabilecek başkaca bir iş için kullanabilir ama o zaman da bu yazıyı yazamazdım pek tabii.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ayşe Aslı Duruk Arşivi

Kirli Çay

03 Temmuz 2026 Cuma 15:00

Onu Kurtarmak

26 Haziran 2026 Cuma 14:24

Pazar Alışverişi

19 Haziran 2026 Cuma 15:02

Formül Arayışı

14 Haziran 2026 Pazar 12:14

Yılın Ortası

05 Haziran 2026 Cuma 14:25

Kimseye Anlatma

29 Mayıs 2026 Cuma 15:54

Bir İlkbahar Akşamı

22 Mayıs 2026 Cuma 15:33

Yazarın Arka Bahçesi

15 Mayıs 2026 Cuma 11:39

Kilo Almak

08 Mayıs 2026 Cuma 15:32

Flört Rehberi

01 Mayıs 2026 Cuma 14:56