Ayşe Aslı Duruk
Yılın Ortası
Şunun şurasında, yılın ortasına geldik sayılır, azizim... Ki kafamın içindeki zaman algısı, 31 Aralıklardan bir sonrakine kadardır, üst başlıklarda. Sonra yıl içinde zamanı alt kollara bölerek önemli tarihleri belirlerim, o başka. Fakat içinde bulunduğumuz senenin birler ya da onlar basamağı, sayı değerleri bakımından +1 olduğunda, yeni bir yıla ya da on yıla girdiğimizde yani, hemen arkama dönüp manzaraya şöyle bir bakarım illa ki. "O yılın içinde neler olmuş, neler yaşanmış?"
"Kafamın içindeki zaman algısının kıblesi, miladî takvimi gösterir." diyebilirim yani. Cümlenin sebep olacağı malum dinî ve kültürel temasları, zihnimizden çıkartıp; tümceyi ezberlenmiş yargılardan azad edersek pekala...
Ve ne diyordum? Yılın ortasına geldik, evet... Geriye dönüp de son birkaç yıla baktığımda, ne de devasa değişimler olmuş, iyisiyle kötüsüyle... Terazinin iyilerden yana ağır basmış olmasının şükrünü ve teşekkürünü yeterince yaptığımdan emin değilim. Ancak kötülerin isyanınında gayet iyiydim. Ona eminim. Bu denkleme bakılınca, demektir ki nankör ve asi oldum, çoğunlukla. Zira insan genellikle öyledir zaten.
Hoş, tüm bir seneyi, sanki büsbütün nihayete ermiş gibi de değerlendirmeyeyim şimdi. Ki şu geçmiş altı ayın değerlendirmesini de yapmış değilim zaten, dikkat ederseniz. Yalnızca, geride kalan birkaç sene hakkında bir iki şey söyledim, hepsi bu. Yalnızlığımdan, kalabalıklığımdan, neşemden ya da hüznümden söz etmedim. Fakat o değil de, enikonu asi gidip bir asi; asiye oldum ben bakın. Yüce Yaratıcı'nın engin hoşgörüsünü dilemekten başka birşey de yapamam bu konuda tabii, zamanı geriye çeviremeyeceğim için...
Zamanı ileriye de alamıyorduk bir de zaten, öyle değil mi? Yılın kalan diğer yarısının tarlasına hangi tohumların ekili olduğunu şimdiden bilemiyor ya da toprağın içini açıp göremiyorduk. Ancak, filizlenip de bir ağaç yetişkinliğine eriştiklerinde, meyveyi yerken anlıyoruz ancak, tohumun mahiyetini. Umulur ki yediğimiz ayva olmaz, bari...
Ne var, peki? Merak ediyorum. Mutlaka doyurulması gereken bir merakla, hem de... Mutlaka. Ömür vefa ederse, yılın kalan yarısında neler var, sahi? Yıldızlara baktırdım. Fallarda da çıkmadı. Bir an sonrasını Allah'tan başkasının bilemeyeceği, yolların ise ancak her adım atılışında merhale merhale -tümüyle değil- aydınlanacağı yolların ne şeklini ne de uzunluğunu bilebilen, bu bakımdan cahil ve zavallı yolcularız büsbütün.
Ve 2026 yılına ulaşmış olma fikrine daha alışamamışken, senenin yarısının çoktan bitmiş olmasında bir tuhaflık yok mu sizce de? Var gibi. Aslında sadece bunu söyleyecektim de laf uzadı işte.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.