Ayşe Aslı Duruk

Ayşe Aslı Duruk

Pazar Alışverişi

Evine pazardan bir bağ üzüm, iki kilo kiraz, 1 kilogram kadar da kayısı almış; dahası, alabilmişti. Kalabalık meydandan uzaklaşıp evine doğru yürümekteydi o sırada, o sıcak temmuz gününde. Hem zengin hem de yetkin hissediyordu, o haliyle. Akşam kızı, oğlu, damadı, gelini ve torunları gelecekti.

Öyle demeyin... Ay sonunda, hem kirayı hem de ev giderlerini karşılayabilmiş olup da üstüne bir de pazara gitmek, büyük devletti! Eh... Kocasından kalan emekli aylığı neydi ki, kirada oturan birisi için?

Yiyeceklerini yanlarına alıp, yemeğe öyle geleceklerdi akşam. Musakka, bulgur pilavı, zeytinyağlı yaprak sarması ve revaniden oluşacaktı menüleri. Tabii bir geldiklerinde, bir de gittiklerinde seviniliyordu, o ayrı. Torun torba, harala gürele olunca... 76 yaşındaki bir kadının kafası, zaten çoktan dolmuş oluyordu yıllar içinde çünkü. Dahasına yer yoktu.

Eski tahta masanın üzerine camgöbeği renginde naylon bir örtü serilmiş, bahçeden toplanan kır çiçekleri pet şişeye yerleştirilmiş, tabaklar çanaklar tel dolaptan çıkartılmış ve küçük evin içi bir hayli derlenip toparlanmıştı. Bir oda, bir salon zaten, ne olacak?

Kapının çalınmasına gerek kalmadı. Bahçenin tahta kapısının el yordamıyla itilmesinin ardından çevreyi zaten insan sesleri doldurdu. Oğlu, gelini ve iki torunu hemen girişte ayaklarına dolanan kedilerle cebelleşip oynaştılar bir süre. "Revaniyi nereye bırakayım?"

Asuman Hanım evin içine buyur etti misafirleri, ilkin 7 8 yaşlarındaki torunlarıyla öpüşüp kucaklaştıktan sonra.

Oğlu hemen evin erkeği rolüne bürünüp, musluklarda, sobada ya da herhangi bir tesisatta sorun olup olmadığını; annesinin bir şikayetinin olup olmadığını yokladı. Yoktu. Asayiş berkemaldi de ah şu geçim derdine oğlu da pek çare bulamıyordu zaten, kendi evini kıt kanaat geçindirirken.

Hemen sonra, kızı, damadı ve 13 yaşındaki torunu geldiler. Ki bir aileden çevreye yayılacak olan gürültünün içeriğini ve şeklini, o ailedeki çocuk sayısı ve yaşı belirler genelde. 13 yaşındaki bu kızımız ise fazlaca akıllı, uslu ve yaşıtlarına göre olgun yapıdaydı zaten. Bu yüzden sessizce girdiler bahçe kapısından içeriye. Pilavı ve musakkayı dar ve onlarca yıllanmış olan mutfak tezgahının üzerine bırakıyordu kızı, o ve diğer herkes birbiriyle selamlaşıp hoşbeş ederlerken evde.

Tüplü televizyondan izlenen haberlerden sonra yemeklerini ve tatlılarını yemişler ve Asuman Hanım o gün pazardan aldığı meyveleri çıkartıp yıkamıştı. "Niye zahmet ettin ki anneciğim?" serzenişleri ve tatlı itirazlar odayı doldururken az önce yediklerini sindiriyor ve o sıradaki meyvelerin tadını çıkartıyorlardı. Torunlar ise bahçenin tadını çıkartıyorlardı akşam karanlığında. Bir abla ve iki küçük erkek çocuk...

Tabii bir 'kalk git kahvesi' yapılıp içilecekti, saatler gece yarısına yaklaşırken. İçildi.

Ve ertesi sabah olduğunda, Asuman Hanım komşunun kapısını çaldı. Pazar alışverişi için ödünç aldığı borcu ödemek üzere...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ayşe Aslı Duruk Arşivi

Formül Arayışı

14 Haziran 2026 Pazar 12:14

Yılın Ortası

05 Haziran 2026 Cuma 14:25

Kimseye Anlatma

29 Mayıs 2026 Cuma 15:54

Bir İlkbahar Akşamı

22 Mayıs 2026 Cuma 15:33

Yazarın Arka Bahçesi

15 Mayıs 2026 Cuma 11:39

Kilo Almak

08 Mayıs 2026 Cuma 15:32

Flört Rehberi

01 Mayıs 2026 Cuma 14:56

İpek

24 Nisan 2026 Cuma 13:59

Tuhaf Bitki

17 Nisan 2026 Cuma 14:35

Hayvanla Şakalaşmak Olmaz

03 Nisan 2026 Cuma 16:19