Ayşe Aslı Duruk

Ayşe Aslı Duruk

Yeni Birisi

Rüya mı yoksa gerçek mi olduğunu, bugün bile hala anlayamadığım tuhaf bir şeyden bahsedecegim. 'Şey' yerine 'deneyim' kelimesi daha uygun düşerdi elbet. "Tuhaf bir deneyimden bahsedeceğim". Ancak ben eski kafalıyım, kusura bakmayın. 'Deneyim'i daha entelektüel ve acaip derecede kültürlü olan metropol insanlari kullanırlar genelde, dikkat ederseniz. Ben sevmem. Eski usul ve eski modanın yerini, başka hiçbir şey tutamaz. 'Şey' o yüzden. Yaşadığım o tuhaf şeyden; anekdottan söz edeceğim...

Yukarıda, bilgisini yüzeysel bir halde vermiş olduğum uzere, eski kafalıyımdır, evet. Tutan, koruyan, sakınan ve muhafaza ezen muhafazakar bir tutumla yönelirim, yeni bir duruma, eşyaya ya da kişiye. Kafamdan ve en başından, 10 üzerinden 10 vererek başlatmam, o 'yeni' nin puanlamasını. Hatta 0 ile başlayacak kadar bile tarafsız kalamayıp eksi ile başlarım genelde, -10 ile. Hülasa, sırf 'yeni' olduğ0u için olağan şüpheli ve zanlıdır o durum, eşya ya da kişi. Peki bunu şimdi nereye bağlayacağımı, merak ediyorsunuzdur. Yaşanan o tuhaflığın ne olduğunu ve onun bu yeni-eski kıyasının neresinde olduğunu soruyorsunuzdur, kendinize. Anlatayım...

Rüya mı ya da ne olduğunu bilmediğim o esnada, çocukluk halimi ya da çocuk olduğumu görmek degil, bizzat çocuk olduğumu yaşıyor ve 'deneyimliyordum'. Siz deyin 11, ben diyeyim 12 yaşındaydım o sırada; çocukluğun en olgun ve yaşlı döneminde. Yerde, halının üzerinde annemle karşılıklı bir şekilde oturmuş ve oyun oynuyorduk, neşeyle. Daha doğrusu, benim oynadığım oyuna eşlik ediyordu annem. Fakat güzel eşlik ediyordu etmesinr, sanki o da en az benim kadar eğleniyor gibiydi. Sabah yaptığı kakaolu kekten bir dilim duruyordu, yanımdaki tabağın içinde. Güzelliği su goturmez bir şekilde ayan beyan ve kesin olan annem ise, sarı ve dalgalı saçlarını, güzel başının tepesinde toplayarak dağınık bir topuz yapmış ve kuğu gibi olan ince ve uzun boynunu ortaya çıkartmıştı. Büyüyünce ben de onun gibi güzel olabilecek miydim, sahi? Olur muydum? Benim gülüşüm de, onunkinin şimdi yaptığı gibi odayı aydınlığa ve neşeye boğacak, dahası, o kadar etkili olabilecek miydi? Ah, büyümeyi ne büyük bir merakla bekliyor ve hevesle istiyordum! Eski, böyleydi.

İçinde yalnız olduğumuz ya da en azından öyle olduğumuzu düşündüğüm, öyle sandığım evin içinde, birisi gelip kapıyı araladı sonra. Annemle birlikte olduğumuz oturma odasının yarı örtülü olan kapısı, ürkütücü bir gıcırtıyla sonuna dek itelendi ve içeriye birisi girdi. Yeni birisi...

Annemin annesi ya da yaşça bir hayli büyük olan ablası olmalıydı, bu gelen. O derece bir benzerlik hatta aynılık vardı çünkü, 20 30 yıllık zaman farkını aradan çıkarırsak. Hem ürpertiyle korktum, hem de o benzerliğin verdiği samimiyet ve güven hissiyle yatıştım. Artık olanları ve olacakları izlemeye koyulmak, ne kadar bir seçim ya da mecburiyetti bilmiyordum ama tam da onu yaptım. Olanları ve olacakları izlemeye koyuldum. Annemin, nasıl tepki vereceğini...

Odaya gelen yeni kişiyi -yeni annemi-görünce çok telaşlandı annem. Sanki onu tanıyormuş, bekliyormuş gibiydi ve o korkunç sondan kaçamayacağını bilen birisinin telaşıyla telaşlandı. Yeni annem, eski annemden daha yaşlı ama çok daha güçlü ve kötücül türdeydi. Nitekim beni görünce ilk bakışta tanımış ama sevgisiz, kıpırtısız ve donuk gözlerle süzmüştü. Oysa ben onu da eski annem gibi sevmiştim ilk görüşte. O da annem değil miydi, nihayetinde? Fakat daha genç ve eski annemi öylesi huzursuz edip korkuttuğu için kızıyordum da ona, içten içe.

Hepi topu birkaç dakikayı alan o karşılaşmanın sonunda pek bir diyalog geçmemiş ama vücut dilleri, hisler ve sezgiler konuşmuştu. O uğursuz hatta lanetli dakikaların bitiminde eski annem, yenisi tarafından boğazlanarak öldürülmüştü. Fakat kime kızayım? Yenisi de o ölen annemin ta kendisiyken? Çocuk aklım oynamıştı oynamasına ama zaten elimin kolumun uzanıp da gidişatı etkilemeye ve değiştirmeye ne yetkisi ne de gücü vardı. Eskiyi koruyup muhafaza eden o muhafazakar yapıyı, sahneye süremezdim çünkü oyun çoktan yazılmıştı. İzleyici olmaktan başka bir rolüm yoktu. 'Yeni' nin 'eski'yi öldüreceği, kesinleşmiş bir yazgıydı.

Sonra yıllarım, o 'yeni' annem ile geçti. Eskisinin tırnağı bile etmeyecek olan, o uzak ve soğuk kişiyle. Doğrusu "Sonra yıllarım annemsiz geçti, o yeni anne yüzünden" demeliydim ya da. Şimdi ben eskiyi sevmeyeyim de kim sevsin? Yeni olandan korkmayayım da kim korksun, peki?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ayşe Aslı Duruk Arşivi

Diğerkâmlık

31 Temmuz 2026 Cuma 10:25

Arafın En Ucunda

24 Temmuz 2026 Cuma 13:51

Kontrol ve Sürpriz

17 Temmuz 2026 Cuma 14:37

Konya'yı Sevmemek

10 Temmuz 2026 Cuma 11:25

Kirli Çay

03 Temmuz 2026 Cuma 15:00

Onu Kurtarmak

26 Haziran 2026 Cuma 14:24

Pazar Alışverişi

19 Haziran 2026 Cuma 15:02

Formül Arayışı

14 Haziran 2026 Pazar 12:14

Yılın Ortası

05 Haziran 2026 Cuma 14:25

Kimseye Anlatma

29 Mayıs 2026 Cuma 15:54