Demirel: Fatura Mehmet Şimşek'e kesiliyor! Ama gerçek öyle değil
Saadet Partisi Ilgın 7. Olağan İlçe Kongresi’nde yapılan başkanlık seçiminde delegelerin oyunu alan Mahzar Turgut, yeniden ilçe başkanlığı görevine seçildi.
Kongreye Saadet Partisi İl Başkanı Mehmet Demirel, İl Başkan Yardımcıları, Ilgın Önceki dönem Belediye Başkanları Ramazan Yetkin Özalp ve İbrahim Halil Oral ve delegelerin katılımlarıyla gerçekleşti. Kongre Sonrası konuşan ılgın önceki Dönem Belediye Başkanları Ramazan Yetkin Özalp ve İbrahim Halil Oral Kongrede yeniden ilçe başkanlığı görevine seçilen Mahzar Turgut’a ve yönetimine başarılar dileyerek, yeni dönemde Ilgın’ın içerisinde bulunduğu sorunların çözümüne yönelik çalışmalar yapılması gerektiğini ifade etti. İlçenin mevcut sıkıntılarının giderilmesine katkı sunacak çalışmaların önemine dikkat çeken Özalp ve Oral, kongrenin hayırlı sonuçlara vesile olması dileğinde bulundu.

‘KARDEŞLİK ORTAMI İÇERİSİNDE ÇALIŞACAĞIZ’
Kongre’de konuşan İlçe Başkanı Mahzar Turgut şu ifadelere yer verdi; “Kıymetli İl başkanım Mehmet Demirel, il başkan yardımcılarım ılgınımıza büyük hizmetleri olmuş belediye başkanlarımız Ramazan Yetkin Özalp ve İbrahim Halil Oral başkanlarımız ve ılgın teşkilatımızın bel kemiği delegelerimiz hepiniz ilçe kongremize hoş geldiniz safalar getirdiniz. Bizler bundan öncesinde olduğu gibi bundan sonra da ılgınımız için çalışmalarımıza hız kesmeden kardeşlik ortamı içerisinde çalışacağız”
‘SANAYİCİNİN YAŞADIĞI SIKINTILAR VAR’
Saadet Partisi Konya İl Başkanı Mehmet Demirel, “Ilgın ilçemizde daha önce görev yapmış ve ilçemize hayırlı hizmetleri bulunmuş iki belediye başkanımız aramızdalar. Ben sizlerin huzurunda Yetkin ağabeyimize ve Halil İbrahim Başkanımıza teşekkür ediyorum. Kongremiz hayırlara vesile olsun. Burada yeniden göreve seçilen İlçe Başkanımız Mahzar Turgut ve yönetimine hayırlı olsun diyorum. Kıymetli kardeşlerim bakın, esnafı ziyaret ediyoruz. Konya sanayisinde insanları ziyaret ediyoruz. Maliye arabaları sanayicilerin kapısının önünde. Bakın, acaba ne koparabiliriz, neden ceza yazabiliriz? Bir arkadaşımla sohbet ediyorum. Diyor ki: “Ya başkanım, Allah için fotoğraf çekinmeyelim.” Sanayici diyor bunu. “Sakın,” diyor. “Bu konuştuklarımızı, ismimi vererek sosyal medyada paylaşma.” Millet nasıl korkutulmuş... Adamın işi gitmiyor, rast gitmiyor. “Ben,” diyor, “şu anda çalışanlarımın maaşını ödeyemiyorum.” Kıymetli kardeşlerim, şöyle düşünebilirsiniz ama biz öyle düşünemeyiz. Kimisi diyor ki: “Ya, diyorsan harici kazanır.” Onu da mı bir düşünelim arkadaşlar? Sanayi kazanmadığı zaman, bir işçi çıkarmaya başladığında toplumda çok ciddi bir işsizlik ordusu oluşur. Bakınız, bugün devlette çalışanın dört katı, beş katı, altı katı sanayilerde çalışan insanlar var. Ama sanayici zor durumda. İnanın, elektrik parasını ödeyemiyor. Bakın, dükkânın elektrik parasını ödeyemiyor. Bana ne diyor, biliyor musunuz? Bu hafta değil de önceki hafta ziyaret ettiğim esnaf: “Ya başkanım,” diyor, “ben AK Parti İl Binası'na gittim.” “Niye gittin?” “Ya,” diyor, “oradan bir yetkili ile konuşayım da dedim. MEDAŞ benim elektriğimi kesmesin diye gittim.” Ülke ne hâle geldi, kardeşim? Arkadaşlar, ülke ne hâle geldi? Ülkenin içinde bulunduğu sıkıntıya bak. Bu sadece vatandaşı etkilemiyor. Şu anda sanayiciyi de etkiliyor, sanayiciyi de etkiliyor. Dedim ki arkadaşa: “Ya, sen bunu Ticaret Odası Başkanına söylemiyor musun? Sanayi Odası Başkanına söylemiyor musun? Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanına söylemiyor musun?” “Ha,” diyor, “biz onların yanında konuşurken bize ‘Olumsuzluklardan bahsetmeyin.’ diyorlar.” Olumsuzluktan bahsetmeyin! Var mı ya? Sen can çekişiyorsun, sen ölüyorsun, kardeşim. Senin önünü açması lazım. Her şeyin vergi olmaması lazım. Yani kıymetli kardeşlerim, baktığımızda ülkemizde çok ciddi bir ekonomik sıkıntı var. Ekonomik sıkıntı olduğunda, fuhuş artar Çünkü sıkıntı var. Tefecilik artar. Niye? Adama para lazım. “Ben bir an önce parayı bulayım, işlerimi yoluna koyayım.” diye düşünür. Hırsızlık artarmış. Şu anda ülkemizde maalesef bunların hepsi legal yolla yapılıyor. Legal... Önceden gizli saklıydı bunlar, artık legal yolla yapılır hâle geldi” dedi.

TÜİK'İN İŞSİZLİK RAKAMLARI
Türkiye’deki işsizlik rakamlarına yönelik açıklama yapan Demirel, “TÜİK işsizlik rakamlarını açıklıyor, değil mi? Geçenlerde, geçen hafta açıkladı. İşsizlik rakamlarına göre en son veride ne diyor, biliyor musunuz? Türkiye'de 2 milyon 700 bin işsiz var, diyor. Aynı TÜİK başka bir rakam daha açıklıyor. Ne diyor, biliyor musunuz? Türkiye'de üniversiteyi bitirip, üniversite mezunu olup evinden dışarı çıkmayan, evinde oturan 6 milyon 500 bin gencimiz var, diyor. Bakın, 6 milyon 500 bin genç kardeşim, 6 milyon 500 bin insan evde oturuyor. 2 milyon 700 bin insanımız var, diyorsunuz. Peki, 6 milyon 500 bin insanın neden işi yok, neden çalışmıyor bu insanlar Neden üniversitede okudu? Bakın kardeşlerim, oynanan oyun bu. Sonra bu genç evlenmiyor, evlenmek istemiyor. Niye evlensin ki? Diyor ki: “Bugün bir ev tutacak gence para lazım.” Bugün Türkiye'de, sendikaların açıklamış olduğu rakamlara göre açlık sınırı 37 bin TL. Yani bir insanın sadece gıda harcaması... “Ben sağlıklı kalayım, sağlıklı bir şekilde yaşayayım.” diyebilmek için evine 37 bin TL para girmesi gerekiyor. Peki, şu anda hükûmetimiz kaç para ücret veriyor? Mecliste hiç utanmadan şunu gündeme getiriyor, biliyor musunuz? “Emeklinin maaşı 20 bin TL mi olsun, 23 bin 500 TL mi olsun?” Allah Allah! Yani diyor ki: “Emeklimiz kanser mi olsun, verem mi olsun?” Kardeşim, biz niye kanser olacağız, niye verem olacağız ya? Biz sağlıklı olacağız” diye konuştu.
‘BU ÜLKE FAKİR BİR ÜLKE DEĞİL’
Demirel, “Emekliye veriyor 23 bin TL, 25 bin TL maaş veriyor? 25 bin TL maaş veriyor. O emekli, Allah esirgesin, bir evi falan yok da kirada oturuyorsa yaşama şansı zaten yok. Ya bu hükûmetten öncesini bir düşünür müsünüz, kıymetli kardeşlerim, Bir aklınıza getirin. Bu hükûmetten önce bir aileden bir kişi çalıştığı zaman, bir kişi çalıştığı zaman o aile evini geçindirirdi. Bakın, uzak değil. 25 sene öncesinden bahsediyoruz. Aile, bir kişi çalışmayla idare ederdi. Peki şimdi? Baba çalışıyor, anne çalışıyor, kız çalışıyor, oğlan çalışıyor. Dört kişi çalıştığı zaman, asgari ücretten maaş aldığı zaman 120 bin TL'ye... 120 bin TL dediğiniz para, yoksulluk sınırının altında bir rakam. Dört kişi çalışsa da ev geçindirilemiyor. Şu anda neden? Çünkü paralar maalesef faize gidiyor. Maalesef bu ülke fakir bir ülke değil, kardeşim. Bak, bu ülkenin altı rahmet, üstü bereket. Allah'ın izniyle” ifadelerini kullandı.
GAZZE VE İSRAİL İLE TİCARET
Gazze’deki insanlık dramına yönelik açıklamalarda bulunan Mehmet Demirel, şunları söyledi: “Maalesef, kıymetli kardeşlerim, bir diğer çıkmazımız, açmazımız da bu. Arkadaşlarımızın işte burada... Dünyada, Gazze'de bir katliam yapılıyor, değil mi? Bu katliam aslında yeni bir katliam değil. 50 senedir, 60 senedir bu katliam yapılıyor, devam ediyor. Ama ülke olarak, ülke yöneticilerimizden beklentimiz bu katliama müdahale etmesi. Bugüne kadar asla müdahale etmedi, ilgilenmedi bile. Onu bırakın, ticareti kesemedi. Azerbaycan boru hattından İsrail'e giden, şirketlerin taşıdığı petrolü Seyhan'dan giden vanadan kesemedi. Bir ay kesse, bakın, bir ay İsrail'in ne olacağını göreceğiz. Ve burada başka bir şey daha var. Çok sıkıntılı bir durum daha var. Ne biliyor musunuz? Bundan 1,5 sene önce Netanyahu denen adam Cumhurbaşkanı'nı tehdit ediyor. Bakın, Cumhurbaşkanı kardeşim, sen oradaki büyükelçiliklerini çek. Ne kadar İsrailli varsa buradan gönder böyle bir tavra da girmiyor. Acaba bunlar ne yaptı da bunu yapamıyorlar? Acaba bunları bağlayan ne? Acaba onların aleyhinde konuşamamalarının... Daha doğrusu, bizim Cumhurbaşkanımızın hakkını yemeyelim. Bir şeyi çok güzel yapıyor arkadaşlar. Cumhurbaşkanımız, ben takdir ediyorum, çok güzel konuşuyor. Cumhurbaşkanı, buna inanın, çok güzel konuşuyor. Gazze'yi bizden daha güzel konuşuyor. İslam'ı bizden daha güzel konuşuyor. Kur'an'ı bizden belki daha güzel okuyor. Ama kardeşim, Kur'an okumak değil ki. Kur'an yaşamak için. Kur'an diyor ki: “Mazlumun yanında ol.” Sen mazlumun yanında değilsin ki. Sen zalimin yanındasın, Amerika'nın yanındasın, İsrail'in yanındasın. İsrail hiç olmadığı kadar bu hükümetin zamanında güçlendi. Biliyor musunuz arkadaşlar? Bu hükûmeti bir hatırlayın. 2005 yılında Şimon Peres denen adam geldi, Mecliste konuştu. Türkiye Büyük Millet Meclisinde daha önce hiç İsrailli konuşmamıştı, biliyor musunuz? Ama o konuştu. Sonra çıktı arkadaşlar. OECD diye ülkeler var, biliyor musunuz? OECD ekonomik iş birliğiyle alakalı bir iş birliği zirvesi. Arkadaşlar, o iş birliğindeki ülkelerden bir tanesi itiraz etse, başka bir ülke o ülkeler arasına giremez. Türkiye'nin onayı ile İsrail OECD ülkeleri arasına alındı, arkadaşlar. Ne zaman, ne zaman alındı? Bu hükûmet zamanında. Bakın, NATO'ya bile gözlemci olarak İsrail girdi, bu hükûmetin onayıyla. Peki, sen Gazze edebiyatı yapacaksın; bunların hepsini niye yapıyorsun? Niye sen bunların tedarikini yapıyorsun?”

PETROL FİYATLARI VE AKARYAKIT
Petrol ve akaryakıt fiyatlarının vatandaşa yüklendiğini söyleyen Saadet Partisi Konya İl Başkanı Mehmet Demirel, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Nisan ayında Brent petrol, bu İran Savaşı'ndan dolayı, 120 dolara çıkmış. Nisan ayında Türkiye'de mazot kaç paraymış, biliyor musunuz? 60 TL. Bakın, 120 dolar, 60 TL. Kafanıza yazın. Peki, şimdi Brent petrol şu anda 93 dolar. Peki, mazot kaç para? Yani 93 dolara düşmüş Brent petrol. 120 dolardan 93 dolara düşmüş. Yani baktığın zaman 30 dolar, neredeyse yüzde 31 düşme olmuş. Peki, Türkiye'de petrol ne olmuş? Nisan ayında 60 TL olan petrol şimdi 85 TL'ye çıkmış. Şimdi baktığımızda mantıken şu değil mi? 60 liraymış, yüzde 30 düşmesi lazım. Petrolün şu anda 45 TL olması lazım. Mazot dünya piyasasına göre hareket ediyoruz. Peki, niye 45 TL değil de 80 TL? Hep vatandaşa yükleniyor, hep vatandaşa. Şimdi yakıt deyip geçmeyin. Bizim yediğimiz, içtiğimiz, giydiğimiz tüm şeylerin yüzde 30'u enerji maliyeti var. Bugün üretim yapan kardeşlerimiz varsa bunu çok iyi bilirler. Sizin bugün buğdayın maliyetinin en büyüğü nedir? Mazot gideridir, gübre gideridir. Onun için de maalesef bu arkadaşlarımızın bunlarla ilgisi yok. Diyeceksiniz ki: “Ya, bu insanlar bunu bilmiyor mu?” Böyle bir sonuç çıkması lazım. Bilmez mi? Bilmez. Şimdi herkes diyor ki: “Faturayı Mehmet Şimşek'e kesiyor.” Arkadaşlar, Mehmet Şimşek kim? Cumhurbaşkanı'nın, ülkeyi yöneten bir tane memuru. İki satırlık yazıya bakar, der ki: “Mehmet Şimşek'i görevden aldım.” Ya da “Mehmet Şimşek'i görevden gönderdim.” Sizce Cumhurbaşkanı'nın haberi olmadan Mehmet Şimşek bunları yapabilir mi? Mümkün değil.”
Kaynak:Süleyman Kuloğlu





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.