Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

CORONA ŞANTAJI

Türkiye corona musibetinde kafası karışık bir şekilde bir taraftan hastalık nedeniyle ölüm sayılarını aşağı çekmek diğer bir taraftan virüse karşı bir adım ileride olmak için aşı üretmek gibi bir takım gayretler içinde iken diğer taraftan bazı ülkelerde üretilen aşıların insan üzerindeki denemelerine başladı.

Aşı denemeleri konusunda Ankara’dan sonra İstanbul ve Kocaeli’nde başlayan aşı denemelerinde kendi insanının kobay yerine koymakla suçlanan Türkiye için asıl önemli suçlama kendi aşısını üretme çalışmalarına geç başlamak olmakla beraber daha önemlisi Türkiye bu aşıyı diğer çalışma yapan ülkelerden çok daha önce bulmuş olsa bile aşı üretecek bir tesise sahip olmadığı görüşüdür.

Her ne kadar şu anda corona tedavisinde kullanılan ilacın birisinin yerli sentezi yapıldı ve yerli üretim gerçekleştirildi aşı da böyle üretilecektir gibi bir mazeret arkasına sığınılacak olsa da aşının ilaç gibi olmadığını ve hele ki hastalığı kısa sürede önleme gibi bir önceliğiniz da varsa ilaç üretiminden çok daha kısa bir zaman diliminde ve neredeyse ülke nüfusunun yarısına yetecek kadar büyük miktarlarda üretmek gerektiği bir gerçektir.

Türkiye’nin Ankara’daki Hıfzıssıhha Enstitüsünü kapatarak aşı üretimine son vermesi bu açıdan çok büyük bir yanlış olmuştur.

Şimdilerde Sağlık Bakanının sonbahar ile birlikte coronaya ilaveten grip ve zatürre hastalıklarına karşı da en azından risk grubu olarak adlandırılan listedeki hastalıkları olan insanların aşılanmaları gerektiği yönündeki tavsiyelerini de dinledikçe bu hatanın ne kadar büyük olduğu bir kere daha belli oldu.

İşte tam bu grip ve zatürre aşılarının konuşulduğu günlerde stratejik ortağımız(!) ABD nin Ankara Büyükelçi Türkiye’ye yönelik skandal bir tehditte daha doğrusu şantaj da bulunuverdi.

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu ile ABD İş Konseyi ve ABD Ticaret Odası tarafından düzenlenen 38’nci Amerikan-Türk Konferansı’na video konferans yöntemiyle katılan ABD Büyükelçi ortada hiçbir sebep yokken aniden Türkiye’nin ABD’li ilaç firmalarına olan borcunu ödemediği iddiasını şantajvari bir üslupla gündeme getiriverdi.

Türkiye’nin ABD li firmalar bir borcu varsa bu borcun direkt muhatabının da alacaklısının da ABD devleti ve hükümeti olmadığını herkes bilir.

Ancak yine herkesin bildiği bir husus daha var ki küresel işgalci haydut ABD devleti diğer devletlerden istediği siyasi ve ekonomik taleplerinin kendi belirlediği zaman dilimi içinde gerçekleşmediğin, gördüğünde bu tür şantajlara başvurmakla meşhurdur.

Türkiye’nin bu şantaja maruz kalmasının bize göre en büyük sebebi Çin kaynaklı aşının denemelerinin birden fazla şehirde üniversiteler eliyle başlamış olmasıdır.

Görünüşte corona musibetinden en çok etkilenen ve çok vefatı gerçekleştiği ülke durumundaki ABD nin kendi küresel şirketlerinin ürettiği aşılar yerine Çin ve Rusya gibi başka ülkelerin ürettiği aşılarının kullanılmamasını istemesinden kaynaklanmaktadır bu şantaj ve tehdit.

Bütün aykırı açıklamalara ve komplo teorilerine rağmen corona virüsünün ABD laboratuvarlarında üretilmediğine inansak bile bu virüs musibetinin sonunda bunca büyük insani ve ekonomik kayıplarına rağmen bu işten en çok karlı çıkacak ülkenin yine ABD olacağını düşünüyoruz.

Çünkü bu virüs musibetini kendi çıkarları için kullanacak olan küresel ırkçı siyonist haydut çetenin hem ekonomik hem de askeri üssünün ABD olduğu artık gizlenemeyecek kadar açıktır.

Görünürde Çin, Rusya, Hindistan ve AB ülkeleri gibi aşı ve ilaç üzerine yoğunlaşan ülkelere karşın ABD den gelen açıklamalar işin sadece aşı olmadığını ve eninde sonunda konunun insanların vücutlarına chip takmakla sonuçlanacağını göstermektedir.

Küresel haydutların bu emellerine karşı vicdanını ilaç şirketlerinden alacakları primler karşılığında satmayan veya küresel ilaç hegemonyasının henüz satın alamadığı doktorların varlığı da bir gerçektir.

Mesela bunlardan birisi olan ve dünyada bilimsel yetkinliği en yüksek bilim insanlarından olan Prof. Dr. John. P. Ionnadis, insanları virüs bahanesiyle uzun süre karantinada tutmanın, nükleer füze atarak her şeyi yok etmekle eş anlamlı olduğunu bu zalimlerin yüzüne karşı açıkça söyleyebiliyor.

Diğer taraftan İngiliz British Medical Journal isimli tıp dergisinin yayınladığı ve Peter Doshi tarafından yapılan 17.09.2020 tarihli araştırmaya göre dünyadaki insanların zaten %50'sinin hem de ta 2015'ten beri coronaya karşı bağışıklığı olduğunun açıklanmış olması bunlara yapılmış bir başka başkaldırış olmuştur.

Tıp bilimi ile ve sağlık sektörü hiçbir alakası olmamasına rağmen neredeyse bütün dünyanın corona musibeti hakkında ne diyecek diye ağzının içine baktığı küresel çete elemanı Bill Gates denen yaratık şimdilerde kalkıp corona konusunda ben sizi kandırdım hatta bilerek yalan söyledim bile dese diğer birçok ülkede olacağı gibi bizim memlekette de “Bill Gates abi bizi düşündüğü için öyle yapıyor, bu kadar stresten sonra yaptığı açıklama bizi sakinleştirmek istemekten başka bir şey değildir” diyerek ona yine toz kondurmayacak safdillerimiz var bizim.

Bizim bu ülkede de hâzik tabiplerin var olduğu ümidiyle onlardan beklediğimiz şeyin siyonist DSÖ nün Coronavirüsten öldü diye kayıt altına alınanlara asla yapılmasını istemediği otopsilerin yapılarak gerçekte ölüme neden olan şeyin VİRÜS olup olmadığının ispatlanmasıdır.

Belki böylece ABD nin ilaç şantajının da gerçek nedeni belli olabilir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum