1. YAZARLAR

  2. Aslı Duruk Birpınar

  3. Vampirler ve Asalaklar
Aslı Duruk Birpınar

Aslı Duruk Birpınar

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Vampirler ve Asalaklar

A+A-

Şu anda kanayan ya da çoktan pıhtılaşmış bir yaranız varsa, aman ha, gözler önüne sermeyin onu. Gardınızı alın ve olabildiğince gizleyin bütün zafiyet ve zaaflarınızı. Tüm bunlar, yalnızca ama yalnızca, Yaradan’a ayan olarak kalsın. Oradan dışarıya sızmasın. Akan kanın ya da pıhtılaşmış yaranın kokusunu almadaki hüneri, bir vampirinki gibidir, insanın.

İnsan dediysem, lafın gelişi. Henüz, meleklerin önünde secde ettiği o şerefli insanlık makamına ulaşamamış beşerden bahsediyorum, yani. Erdemli adımlarla kemalat basamaklarını tırmanan ve böylece bu insanlaşma eylemini gerçekleştirenlerin sayısı, milyonda kaça tekabül eder, toplasak? Bu yüzden, ‘insan’ değil de, ‘beşer’ diyelim biz ona. Yolda yürüyene, bunları yazana ve okuyana; kısacası, hemen hemen herkese, öyle diyelim.

Beşerin diyorum, kandan beslenen bir vampir ya da asalak olması, bir türlü ‘olup’ pişmemesi, her daim ham ve çiğ kalması, ancak tespit ve teşhis edilecek işlerdendir. Bu hasar tespitinde bulunacak duruma gelmek bile yeterince acılı ve yakıcı bir süreçken, bu hasarın tamirini ve hastalığın tedavisini yapmak, bir insanın takati için fazla ağır gelecektir. Yani durumla savaşmak ve onu yenmeye çalışmak yerine, önlem almak, daha akılcı ve işe yarar olacaktır. Önlem alınmalı; zırhlar kuşanılmalı. Hem, daha kendisi o insanlaşma eylemini gerçekleştirmeden, bunu yapmadıkları için, diğerlerine karşı kızgınlık ve kin beslemek, bencilce ve insafsızca bir davranış olacaktır. Bu uzun ve zorlu işler, bambaşka bir yazının değil, ancak ansiklopedilerin konusu olabilecekken, şimdi benim söylediğim, yalnızca, önlemlerin ve gardların hayati derecedeki önemleri.

Mesela, hararetli bir dertleşme atmosferinin yalancı samimiyetine ve içtenliğine kanmamak gerektiği, zaten samimiyete ve içtenliğe, şu gök kubbe altında hiçbir zaman kanmamak gerektiği ve bu ulviyetin ancak ve ancak Yaradan’ın katında bulunabileceği. Bunları söylüyorum. Dertleşme makamının o gök kubbenin üzerinde olması gerektiğini ve zaten aslında öyle de olduğunu diyorum. Yoksa, gardınızı düşürmek, bahsedilen o zavallı ve henüz insanlaşamamış beşeri, ancak ve ancak, kan kokusu almış sefil ve alçak bir vampire döndürür, o kadar.
Demiş miydim, insandan -beşerden- olmadı, olmuyor ve daha da olmayacak gibi görünüyor. Dalından düşüp toprağa karıştığı zamana değin, ham ve çiğ kalıyor. Pişmiyor, olgunlaşmıyor; bir türlü ‘olmuyor’. Toprağa, henüz tatlanmamış acı tatlar karışıyor, hep. Kandan beslenen asalakların kaderi midir, bu?

İnsanlaşma eylemini bir an önce ifa etmemiz dileklerimle… Bu esnada gardınızı sıkı tutmaya devam edin!

 

Bu yazı toplam 460 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.