1. YAZARLAR

  2. Nazmiye Gülbaş

  3. Sosyal Medya ve TV Emperyalizmi
Nazmiye Gülbaş

Nazmiye Gülbaş

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Sosyal Medya ve TV Emperyalizmi

A+A-

Dünya telaşesi, zaman yetersizliği nedeniyle bazan yakın çevremizi dahi ihmal ediyoruz.

Vakit azlığından değil de, kim bilir belki de biz yeterince vakit ayıramıyoruz çevremize.

Önem sıramız değişti sanırım. Öncelikli önem verdiklerimizin önceliği hep öncel olduğu için diğer önemli şeylere zaman kalmıyor.

Televizyon ve akabinde sosyal medya hayatımıza girdi gireli eş-dost, hısım-akraba, konu-komşu unutuldu âdeta. Hiç tanımadığımız insanları en yakınlarımıza tercih eder olduk bu sayede.

Sosyalleştikçe bireyselleşiyoruz aslında!

Egomuzu keşfettik bu yolla.

İslam toplumsal bir din oysa. Hep kardeşi için yaşayan, kardeşinin nefsini kendi nefsine tercih eden Müslüman olmaktır ideal olan.

Bizi bizden uzaklaştırmak için her yolu deniyor emperyalist güçler. Televizyon ise televizyon, internet ise internet, medya ise medya... Laf aramızda biz de dünden razıymışız galiba.

Önce televizyon ile başladılar işe.

Dallas'tan aldık ilk darbeyi. Bol entrikalı, yengeye, baldıza asılan tipler ile girdiler en mahrem mekanlarımıza, hem de en baş köşeye kondurduk televizyonu.

Hiç tanımadığımız bir dünya vardı küçücük bir kutuda. Cicili bicili hayatlar. Asortik tipler, vamp kadınları, tacizci adamaları tanıdık bu sayede. En kötü karakterlerin ismlerini ezberlerken en yakınlarımızınkilerini unuttuk.

Yeşilçam'ın yüz kızartıcı gayr-ı ahlaki sahnelerini tüm duygusallığı ile ağlayarak izledi temiz yürekli Ayşe teyze, Fatma teyze...

Peşinden Brezilya dizileri derken kendimiz çeker olduk en fenomen dizileri. Yetmedi pazarladık el aleme, ecdada yapılan hakaretleri.

Her şey değişiyordu zamanla. Tüketim kültürü tüketiyordu en yeniyi. Şimdi de moda doğuda.

Gitti Holleywood geldi Bolleywood.

Her kanalda neredeyse Hint dizileri, filmleri var.

Bu bir hayal bu bir kabus olmalı diyorsunuz. Heyhat gerçek maalesef!

Deli gibi televizyon izliyor Müslüman kendi filminin çekildiğinin farkında olmadan.

Her aldığımız nefes, attığımız her adım kaydediliyor (teşbihte hata olmasın) ilahi kameraya.

Tam televizyonun aptal kutusu olduğunu öğrenmiştik ki..!

Yeni oyuncağımızı verdiler elimize. Küçücük bir telefondan tüm dünya elimizin altındaydı sanki.

Öyle bir yere çakılıp kalmadan dilediğimiz yerden, dilediğimiz yere girebiliyorduk bu sayede.

İnstagram'ından tutun, Facebook'a... aklınıza ne gelirse. (Haber siteleri akla hiç gelmez nedense)

Sabah kalkar kalkmaz başındayız netin, tâki akşam uyuyana kadar. Fizyolojik uyuduğumuz da yok ya neyse. Zaten ruhen derin bir uykudayız zahirde...

Birkaç beğeni alacağız diye akla hayale gelmeyen şaklabanlıklar yapılıyor.

Ya hu nereye gidiyoruz böyle?

Ne nemahreme dikkat eden var, ne de edebe

Ne ara bu kadar modernleştik! bi'deyiverin hele

Sanal bir alemdeyiz de!..

Teknolojiye karşı değiliz sadece doğru kullanımından yanayız. Ne yazık ki hem televizyon hem de internet konusunda bir eğitim, bir denetim yok. Ahlaka mugayir ne varsa işleniyor, hiç bir denetim mekanizması herhangi bir yaptırım uygulanmıyor.

Teknolojinin muhakkak çok müspet yanları da var, ancak bilinçsiz kullanımında verdiği zararlar kısa vadede pek hissedileceğe benzemiyor. Halbuki uzun vadede durum hiç iyi gözükmüyor.

Kültür emperyalizminde cephe savaşlarından daha fazla zayiat veriliyor.

TV'lerde evlilik programları, sabah kuşağı programları toplumun ahlak normlarıyla uyuşmuyor. Batı'nın her türlü rezilliği bizde de normalleştirilmeye çalışılıyor. Aldatan kadınlara çok sık yer veriliyor bu programlarda.  Hani bizde aileyi dişi kuş yapardı? Kadının yozlaştırılmasına, bu kepazeliklerin aynileştirilmesine ne kadar daha müsaade edilecek?

Kadın kocasını aldatmış(!) ondan bir çocuğu olmuş, onu da başka biriyle aldatmış(!) ondan da bir çocuğu olmuş ve Sosyal Hizmetler yetkilileri kadına sahip çıkılacağını söylüyor. İyi güzel de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kadınlar bu duruma gelmeden önce nerede idiler?

Niçin hiç önlem alınmaz, neden aileyi korumaya yönelik politikalar üretilmez? Politikalar zaten var ve üretiliyor ise bu kepazelikler nerede işleniyor?

Bir diğer kadın yine başka biriyle... yazmaktan dahi imtina ettiğimiz hadiseler televizyonlarda reyting uğruna ballandırıla ballandırıla anlatılıyor; aile, ahlak ve maneviyat bu programlarla feda ediliyor(!)

Allah aşkına yöneticilerimizden kimse dur demeyecek mi bu rezilliklere?

''Batılı tasvir zihinleri bulandırır.'' Bu kepazelikler daha nereye kadar ifşa edilecek?

İnancımız, ahlaki değerlerimiz, kültür normlarımız her an yaralanıyor. Gelenek görenekler unutuldu. Edep hayâ hak getire...

İnanç, kültür, gelenek ve göreneklerimizin sağlıklı bir şekilde istikbale taşınması için şimdiden tedbir alınması lazım. Diğer türlü bir millet olmaktan çıkar, asimle oluruz. O zaman ise ortada ne devlet kalır ne de Millet.

Selam ve dua ile...

Bu yazı toplam 795 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum