1. YAZARLAR

  2. Kerem İşkan

  3. Kalplerimizi kim yedi?
Kerem İşkan

Kerem İşkan

DENGE
Yazarın Tüm Yazıları >

Kalplerimizi kim yedi?

A+A-

Daha genç yaşlarımda, özellikle Rusya'da yaşananlar bizi çok etkilemişti...

***

1985'ten 1991'e kadar Sovyetler Birliği'ni yöneten lider, Gorbaçov'un PERESTROİKA (yeniden yapılanma) ve GLASNOST (açıklık) adını verdiği reform çalışmaları Soğuk Savaşı bitirdi...

***

Ancak bu reformlar, Sovyetler Birliği Komünist Partisi’nin ülkede politik üstünlüğünü kaybetmesine ve sonrasında da Sovyetler Birliği'nin dağılmasına neden oldu...

***

Ardından Rusya'da sokaklarda evsizler ve sefiller çoğaldı... Soğuk Savaşın bittiği günlerin devamında, Rusların SOĞUK ile SAVAŞI başladı...

***

Takip eden kışlarda, gazetelerde manşetlerden, soğukta donarak ölen evsizlerle ilgili çok sayıda haber okuduk...

***

Aklımız bir türlü almıyordu, özellikle evsizleri...

***

“Nasıl olur bu?” diyorduk...

***

Hiç mi konu-komşu yok?

***

Ya da o şehirlerin idarecileri bunlara nasıl müsaade eder...

***

Neden insanlar sokakta, açlıktan ya da sefillikten ölürken, yanlarından diğer insanlar hiçbir şey olmamış gibi gelip geçer?

***

1985'de, İmam-Hatip Lisesi'nde, içinde bulunduğumuz toplumun değer yargılarıyla olanlara bir türlü inanamıyorduk... Kendi aramızda yorumlar yapıyorduk...

***

Gavur işte! Vicdan, merhamet bunlarda ne arar?”

***

“İnsanların, köpek gibi sokaklarda ölmesi, hangi vicdana sığar? İyi ki Müslümanız, Elhamdülillah” diye konuşuyorduk...

***

Daha sonra birçok şey yaşadık...

***

Son Suriye krizi,  adeta yaşadıklarımızın üstüne tüy dikti... Toplum olarak, biriktirdiğimiz tüm değerleri yedi bitirdi neredeyse… İçimizdeki birkaç “İYİ ADAMIN” sırtında gidiyor zayıf sıskalaşmış merhametlerimiz…

***

Koskoca bir millet, ayaklarımızın dibinde zelil oldu... Evsizler, barksızlar, hastalar, çocuklar, körpe gelinler, yoksullar, sefiller sokaklarımızı bir sel vahşetiyle bastı...

***

Şimdi umarsızız... Ölmüş kalmış, açmış, açıktaymış, boğulmuş, batmış, çıkmış… Vicdanlarda kocaman bir “Tınnnnn” çınlaması var…

***

Gitsinler…” diye bağırıyoruz…

***

Diğerleri anlamıyor belki ama içimizdeki Müslümanlara sesleniyoruz; Hani; “Mülk Allah’ın”dı…

***

Sinirlerimizi, İslami hassasiyetlerimizi, Cumhurbaşkanı’nda da tam dediği gibi;  “Son 10 senede aşırılıklarımız(!) törpülendi, gazımız alındı” Şimdi  tam da bu noktadayız..

***

1985’li yıllarda o zaman bir türlü anlayamadığımız, Gonya tabiriyle; “Gavur ne olacak işte” diye kestirip attığımız, “Rus ayılarından(!)” bir farkımız kaldı mı şimdi?

***

Dinimizi, siyaset bardağında bir buz misali eritiyoruz... Siyasetimiz; kirlenen vicdanlarımızı daha serin ve ferahlatıcı kılsın diye...

***

“Ülkenin en dindar şehriyiz” diye övündüğümüz Konya’da bile artık sokaklarda evsizler donarak ölüyor…

***

Cesetleri yere uzatılıvermiş, üzerine gazete örtülmüş, etrafa birkaç eşyaları dağılmış… Konyalılar bile aldırmadan işlerine güçlerine devam ediyor...

***

Bu görüntüler taa, 1985 yılındaki Moskova sokaklarında soğuktan ya da açlıktan ölen, üzerine gazete örtülen Rus fukaralarını aklımıza getiriyor…

***

Nasıl savrulduk biz böyle?

***

Ne ara GAVURLAŞTIK?

***

Bizi hizada tutmak, üstümüze basarak, ikbal yakalamak isteyenlerin, Peygamber sünnetinden, sahabe ahlakından uzak bu EMEVİ inancını ne zaman bir ZOMBİ gibi uyandırıp, vicdanlarımıza saldılar… Ne ara kalplerimizi yedirdik bunlara?

***

Yoksa Allah’ın verdiği nimetler, bu aziz milletin üzerinden birbir gidiyor mu?

***

“Bir millet kendilerinde bulunan güzel ahlâk ve meziyetleri değiştirmedikçe Allah da onlara verdiği nimeti, güzel durumu değiştirmez.” (Enfal, 8/53)

***

Her geçen gün, yüreklerimizi, inançlarımıza karşı soğutan bu kirli şeytani savaşı ateşi sönmekte olan bu kalplerle nasıl kazanacağız? Ve ne zaman bunları terk edip gerçekten MÜSLÜMANLAŞACAĞIZ?

 

Bu yazı toplam 6015 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar