1. YAZARLAR

  2. Ahmet Güldağ

  3. Esas Amaçlar ve Oltadaki Balık
Ahmet Güldağ

Ahmet Güldağ

MÜŞAHEDE
Yazarın Tüm Yazıları >

Esas Amaçlar ve Oltadaki Balık

A+A-
Dünyadaki Komünizm – kapitalizm soğuk savaşı Türkiye’de 1940’lı yıllarda ufak ufak yeşermeye başlamıştı.
Marks’ın ideolojisi daha çok eğitimciler üzerinde yoğunlaşması için yapılan çabalar gözden kaçmıyordu.
Bilhassa, güzel bir eğitim sistemi içinde köy okullarına gönderilecek öğretmenlerin ilim yanında…
Tarım ve Sanayi’de yaşatmalarını sağlamak için eğitimci yetiştirecek bu okulları kurmada başarı sağlayan zamanın Maarif Vekili Hasan Ali Yücel’in…
Hasanoğlan Köy Enstitüsü Müdürlüğü’ne İsmail Hakkı Tonguç’u atamasıyla zamanın Büyük Doğu Dergisi’nin de belgelerle üzerinde durduğu gibi öğrenciler malum yöne çevrilmeye çalışılıyor muvaffakta olunabiliyordu.
Bu bakımdan daha sonra tek hâkimiyetin muhalefet partilerinin kurulması ile demokrasiye geçilince…
Yapılan irdelemeler neticesi Cumhurbaşkanı İnönü’nün kararı ile CHP devrinde kapatılmış Türkiye’deki yaygın bu okulların kapatılması ile faydalı bir eğitim şeklinin önüne geçilmek mecburiyetini doğurmuştu.
***
Bu soğuk savaşın korkulu etkisi Türkiye Cumhuriyetini Amerika yönüne çevirmiş dostluk işlemleri başlamıştı.
Hele 2. Dünya Savaşı sonu bu etkinlik Stalin’in Doğu illerimiz ve boğazlara göz koyması dolayındaki tehditler…
Amerika’ya daha da yaklaşmamıza sebebiyet vermiş Kore’deki kahramanlığımızla NATO’ya dahil olmuştuk.
Daha sonra hibe edildiği söylenen yol ve baraj makinalarının dostluk sonu Marshall yardımı olarak verilmesi acaba dost hakikatli bir düşünüş mü? Yoksa gizli emellerin başlangıcımıydı?
Ancak yıllar sonra, ki bu günlerde az da olsa anlaşılmaya başlandı gibi!
Hibe denilen o 2. Dünya Savaşı artıkları araçlar. Kısa zamanda arıza yapınca.
Ancak Amerika’dan gelebilecek parçalara bir o kadar ödeme yapma durumuna düşmüş oluyor böylece oyun açıklığa kavuşuyordu.
***
Devletimizce belki bilinemiyor olabilirdi ama şu son olaylar devlet kuruluşu içinde olmalarına rağmen bunları bilebildiği hatta yönlenmeye katkıları olduğu hukuk yolu ile ortaya çıkmakta gibi.
Amerika dün değil asırlar önce Anadolu topraklarında hâkimiyet kurmayı düşünmesi ile Türkiye’yi oltalarına yakalanmış bir “Balık” olarak görmeleri ta 1914’lerde başlamıştı.
Nasıl olur demeyin. Yıllar önce birkaç sefer yazdığım olayı herhalde tekrarlamak yerinde olur.
O tarihte ABD Başkanı Wilson, Paris’te yanına Fransa Başbakanı Klemenso, İngiltere Başbakanı Loyd Corc ve Yunanistan Başbakanı Venizelos’u yanına alarak “Türkiye’yi paylaşmak için emirler” veriyor.
Türkiye’yi dörde bölen haritayı yapan ABD başkanı Wilson “İstanbul bir Türk kenti değildir” derken ilave ile “İstanbul Boğazı ve çevresini ABD mandasına almalıyız” ve “Boğazlara ve İstanbul’a Amerikan askeri yerleştireceğiz” diyor; Yine ilave ile “Yunanistan başkanına söyledim” diyor..
Yine aynı tarihte, “Türkleri medenileştirmek!” için ülkemize 100 bin Amerikan askeri göndermeyi planlıyor.. (Bu gün Irak’a yaptıklarını bize yapacakmış da yapamamış herhalde!)
Nitekim bu gayeye uyan bir işlem olabilecek atlattığımız olay olan…
AKP Hükümeti’nin ve bazılarının(!) çok isteği 1 Mart tezkeresi geçse idi. Türkiye’ye 62 bin beş yüz askerini yerleştirip Suudi de oturduğu gibi oturmayı düşünüyordu(!) herhalde.
Amerikalıların amacı 1914 sonrası bile sönmüş mü? Asla
İşte “Oltada balık” olayı.
1950’li yıllarda Amerika Kongresi’nde yapılan, “Marshall Yardımı Planı” konuşuluyor...
Bazı üyeler; Komünizme karşı direnen... Türkiye’ye yapılan yardımların artırılmasını ısrarla istiyorlar(!)…
Bunları dinleyen Dış İşleri Bakanı, John Foster Dallas, “Hiçbir şeyden anlamadıklarını” ifade ile bir örnek veriyor.
“Bir kişi nehire balık avlamaya giderken oltasına bir yem koyar...
Oltaya takılan balığa yeniden yem vermenin anlamı yoktur!..
Eğer balık oltadan kurtulmak isterse! Siz de çubuğu sallayarak balığın, hem kurtulmasını önlersiniz!
Hem de boğazının parçalanmasına yardımcı olursunuz…
Yok eğer balık uslu durup, size problem çıkarmıyorsa!..
Siz de yaşaması için arada bir yem verebilirsiniz...”
***
“Anlayana sivrisinek saz. Anlamayana davul zurna az” diyerek
Bu günlük burada bırakalım da E- Mail ile son gelen hayretle okuyabileceğimiz olayı gelecek yazımda okuruz inşallah…
***
Sağlık ve esenlik içinde sevdiklerinizle yaşam dileğimle…
Bu yazı toplam 3774 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.