1. YAZARLAR

  2. Şevki Çobanoğlu

  3. Avrupa Birliği ve Türkiye -21-
Şevki Çobanoğlu

Şevki Çobanoğlu

EKONOMİK MESELELER
Yazarın Tüm Yazıları >

Avrupa Birliği ve Türkiye -21-

A+A-
BULGAR, YAHUDİ ZULMÜ VE AVRUPA BİRLİĞİ

Osmanlı İmparatorluğu’nun tarihe mal olması ile Dünya Müslümanları mazlum insanlar durumuna düşmüşlerdir. Osmanlı Devleti, hakimiyeti altında bulundurduğu topraklar üzerinde yaşayan azınlıklara inancından dolayı baskı yapmak şöyle dursun, onların inanç ve ibadetlerine müdahale etmediği gibi haklarını da korumuştur. Ne zaman ki, Osmanlı Devleti tarih sahnesinden silinmiş İslâm Dünyası da başsız kalmıştır. İşte o zaman Müslümanlar da ezilen, horlanan ve zulme maruz kalan insanlar haline gelmişlerdir. Zaten Osmanlı Devleti’nin yıkılışı sinsi güçlerin hazırladığı tuzaklar sonucu olmuştur.
Yirminci yüzyılda Dünya Müslümanlarına karşı; İslâm dışı güçlerce zulümler sürmektedir. Ancak bu zulümler arasında ilk sırayı alanlar Rusya’da 1917’de komünist ihtilâlini yapan Lenin’in (Lenin bir Yahudi’dir. Yahudilikteki esas adının Zedor Bellum olduğu açıklanmıştır), Ortadoğu’da, Filistinli Müslümanlara, Yahudi İsrail’in yaptığı kıyım, taşkınlık ve zulümler ile Bulgaristan’ın Müslüman Türklere uyguladığı din, dil, ad değiştirmeye yönelik baskı ve zulüm, insanların öldürülmesi, kundaktaki çocukların dahi zehirli iğne vurularak ölüme zorlanması, zalimliğin ve vahşetin doruk noktaları olmuştur.
Tarihte inanan insanlara inancından dolayı zulmeden büyük zalimler Fravun, Nemrud, Ebu Cehil vb. ’dir. Yirminci yüzyılda da Allah’a inanan ve mazlum insanlara zulmeden Lenin, İsrail Yöneticileri (Menahan Megin, İzak Şamir, Ariel Şaron vb. ), Bulgaristan Devlet Başkanı Todor Jivkov büyük zalimler olarak tarihe geçmişlerdir. Rusya’da Mihail Gorbaçov ve Yeltsin, Müslümanlar üzerine indirdikleri güllelerle yirminci yüzyılın bir başka zalimleri olarak tarihe adlarını yazdırmışlardır.
Osmanlı Devleti’nden gasp edilen Filistin toprakları üzerinde, 1948 yılında Yahudi İsrail Devleti kurulmuştur. İsrail’in devlet olması ile Filistin’de Müslümanlara karşı işkence, baskı, öldürme ve yurtlarından edilme gibi zulümler sürmüştür. İsrail’in bu zulmüne dünyada bazı ülkeler destek olurken, bazı ülkeler de seyirci kalmışlardır. Filistin’de öldüren ve zulmeden Yahudi İsrail Devleti, ölen ve zulme uğrayanlar da Müslümanlardır.
Bulgarlar, Osmanlı yönetiminde tam 500 yıl kalmıştır. Bulgaristan’ın Osmanlı Devleti’nden ayrılıp bağımsızlığını ilân etmesi ile orada kalan Müslüman Türkler azınlık durumuna düşmüştür. Bulgaristan yönetimi altında kalan Müslüman Türkler, eritilmek amacıyla din, dil, ad değiştirme vb. zulümlere uğramışlardır. İşkence görmüşler ( Belene Adası ve benzeri kamplar da), zorla ve işkencelerle öldürülenler olmuştur. Müslümanlara karşı bu zulmü ve işkenceyi yapan Bulgar yöneticileri, Müslümanların içindeki iman nurunu söndürememişlerdir. Allah’ın verdiği iman nurunu söndürmeye kimsenin gücü yetmez ve yetmeyecektir de. “Kâfirler istemese de, Allah nurunu tamamlayacaktır. ”
 Bulgar yönetiminin Müslüman Türklere uyguladığı zulüm, 1980’li yıllarda artan bir oranda sertleştirilerek doruk noktaya varmıştır. Nihayet bu yapılan zulme karşı, 25 Mayıs 1989 tarihinde Sofya’da Müslüman Türklerin protesto ve gösteri yürüyüşleri ile Bulgar yönetimi telin edilmiştir. Bu olay, Bulgar yönetiminin Müslüman Türklerle başa çıkamayacağı sonucunu ortaya koyarak, Türklerin Türkiye’ye sınır dışı edilmesi yoluna gidilmiştir.
 Bunu üzerine 1989 Haziran ayında başlayan Türklerin zorla göç dalgası, kısa bir süre içinde yüz bini aşmıştır. ( Bulgaristan’da 3 Haziran 1989 ilâ 22 Ağustos 1989 tarihleri arasında 320 bin Müslüman Türk zorunlu olarak Türkiye’ye gelmiştir. Ancak daha sonra bunlardan 100 bin kadarı geri dönmek durumunda kalmıştır. ) Göç dalgası devam ederken yapılan açıklamalara göre Bulgaristan’da üç milyon civarında Türk olduğu belirtilmiştir. Bulgaristan, Türkleri Türkiye’ye gerek karayolu ile Kapıkule’den, gerekse tren yolu ile sınırdan salıvermiştir. Sınır dışı edilen Türkler, alabildiği eşya ile anasından, babasından ve evlâtlarından koparılarak apar topar Türkiye’ye yollanmışlardır. Adeta bu insanlar bir sıcak savaşta bile olmayacak, dünyada bir benzeri olmayan muameleye maruz kalmışlardır. Bulgar yönetimi de, bu yaptığı uygulama ile belki de dünyada misli az rastlanan bir insanlık zulmü ortaya koymuştur. Bu acı insanlık dramına, Müslümanlara yapılan zulme, bütün dünya da tanık olmuştur.
Fakat Bulgar Devleti’nin zalimane zulmü ve yaptığı utanç verici bir acı tablo karşısında, çoğu devletler bir ses dahi çıkarmazken, bir kısmı da adeta zulmü alkışlamışlardır. Zaten Varşova Paktı ülkeleri, Bulgaristan ile müttefik oldukları için olayı hiçbir şekilde kınamamışlar ve taraf durumunda olmuşlardır. Asıl burada üzerinde durulması önemle gereken nokta, olay karşısında Batılı ülkelerin takındığı tavırdır. Türkiye’nin bütün Batılı ittifaklarda (NATO, OECD, AB) yer almasına karşılık, Batılı ülkelerden Bulgar yönetiminin Türklere uyguladığı acımasız zulme karşı ciddi bir kınama olmamıştır. Batı dünyasının önderi durumunda olan ABD bile olayın üzerinden hayli bir zaman geçmesinden sonra, adeta Türkiye’nin gözünü boyar mahiyette bir kınama yapmıştır. İslâm Ülkeleri de, Bulgaristan’a sözlü kınamalarda bulunmuşlardır.
Ya Türkiye’nin de katılmak için başvuruda bulunduğu Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, Bulgar yönetiminin bu zalim tutumu karşısında nasıl bir tavır takınmışlardır? İşte üzerinde durulması gereken de budur.
Avrupa Birliği’ni teşkil eden 12 üye ülkenin Dışişleri Bakanları’nın İspanya’nın başkenti Madrid’de 26-27 Haziran 1989 tarihinde yaptıkları Avrupa Topluluğu Zirve Toplantısında, Bulgaristan’ın Türk azınlığa uyguladığı insanlık dışı baskı ve zulmün kınanıp kınanmaması hususundaki tartışmadan sonra Yunanistan’ın “veto” etmesi ile Bulgaristan’ın zulmüne göz yumulmuştur. Bulgaristan’ın Avrupa Topluluğu tarafından kınanmamasını Yunanistan bir “zafer” olarak açıklamıştır. Hatta Yunanistan’ın AT İlişkilerinden Sorumlu Devlet Bakanı Teodors Pangalos, “Türkiye rüya görmesin. Bulgaristan meselesi AT’de ne dün konuşulmuştur ne de bugün. Bundan sonra da konuşulması mümkün değildir” demiştir. Yani Avrupa Topluluğu, Bulgar zulmünü bırak kınamayı, konuşma masasına bile getirmemiştir.
Devam Edecek
Bu yazı toplam 2890 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.