Süleyman Küçük
Kur'an'ı Kimden Öğrenelim
Geçmiş zamanlarda çocuklar a Kur'an-ı Kerim öğretimi öncelikle aile içinde dedeler ve neneler, babalar ve anneler ile abiler, daha sonra ise mahalle camiinde veya en yakın Kuran kursundaki hocalar tarafından öğretilirdi.
Şimdilerde kimin kime Kuran adı altında ne öğrettiği bir kargaşa haline döndürülmüş durumdadır.
Çünkü dedeler, nineler ve amcaların bulunduğu geniş aile yapımız çekirdek aile adı altındaki bir kavramla yok edildi.
Mahalle camilerinde ise sadece yaz döneminde çok kısa sayılabilecek bir zaman diliminde eğitimler verilmekte.
Özellikle teknolojinin geliştiğinden bahisle artık eskisi gibi hoca önüne diz çökerek Kuran öğrenme yerine insanların kendi kendine Kuran öğrenebilecekleri şeklindeki bir anlayış Kuranı Kerim öğretiminin sadece harflerin seslendirilmesi olduğunu zannedenleri ortaya çıkardı.
Kuran öğretiminde önemli olan büyüklerimizin ve babalarımızın deyişiyle eğitimin Güzel ve sağlam okuyan, tavır ve üslup sâhibi ağız anlamına gelen “Femi Muhsin” hoca tarafından verilmesidir.
Cenabı Allah(cc) tarafından insanlığa sonsuza kadar rehber olarak gönderilen rahmet ve şifa kaynağı olan Kuranı Kerimin elbette okunduğunda anlaşılması ve hayata uygulanması esastır.
Kur'an'ı gerektiği gibi anlamak için öncelik onu gerektiği gibi güzel bir şekilde okumaktan geçer ki hem harf hatalarından dolayı hem mana da bir yanlışlık hem de ibadette bir arıza olmasın.
Son yıllarda ne idüğü belirsiz birileri tarafından yazılı ve sosyal medya ya çıkıp Kuranı Kerim öğretimi altında Kuranı asli şekli ile okumanın gereksizliğinden bahisle yalnız metnin mealini öne çıkaran yönelimlerle bir Kuran öğretimi adı altında takım uygunsuz davranışlar gösterdikleri görülmektedir.
Böyle bir tavır yeni ve moda tabirle anakronik bir okuma olduğu için kendini her tür imâni ve İslami otoriteden bağımsız hisseden özgür bireye özgü olacak şekilde ve nazil olduğu dönemin şartları ve ilişkisinden kopuk bir şekilde Kuranın yeniden anlamlandırılması demektir.
Çeşitli adlar altındaki dijital mecra hesaplarında görünüşte Kuranı Kerim ayetlerinin gereği olarak insan aklını öne çıkarmaya dönük gibi görünse de kastettikleri bu akıl, günümüz insanın dertlerine çare olacak vahiy destekli nebevi sünnete dayalı bir akıl değildir.
1400 yıllık İslam ilim ve irfanı ile gelen tüm geçmiş birikimi tamamen tasfiye etmeye dönük ve selefle bağın kesilişini de modern zamanlarda bilimin etkin olması nedeniyle hermönetik ve dilbilim adı altında aklına estiği gibi bilimsellik maskesi ile yorum ve tefsir yapma çabasından başka bir şey de değildir.
Söz konusu olan akıl, gelişen enformasyon ve baskı imkânları ile özellikle de sosyal medya aracılığıyla hem Kuran metnine hem de mealle erişmek kolay hale gelmişken, Kuran’ın metninin varlığını reddedercesine İlahi çağrının aksine farklı seküler ahlaka vurgu yapan bir akıl olarak ortaya çıkmaktadır.
İnsan ve topluma dönük çağrılara ve örneklere yönelik ilgisizliğe kapı aralayan İslam’ın evrensel ilkeleri ve ahlakla ilişkili boyutunu göz ardı eden, toplumsal hak ve adalet vurgusunu okuduğu ayetleri herkesin okuduğu gibi anlayabileceğini iddia eden akıl, bu iddiasını muhkem ayetler üzerinde değil de, müteşabih ayetler üzerinden ispatlamak iddiasındadır.
Kuranı Kerim öğretimi ve anlatımını birbirleri arasında çekişme alanı gibi görülen tartışmalı müteşabih ayetler üzerinden yürütülen bu yoz ve sakat düşünce sahiplerinin Kuran öğrenme ve anlama iddiaları, Kuranı Kerim ayetleri ve Sahih Sünnet ile kardeş olmaları emredilen Müslümanları birbirlerini tekfir etmeye kadar giden kötü bir yolun yolcuları yapmaktadır.
Kur'an-ı Kerim ayetleri ile açık bir şekilde ifade edilen ve yorumlaması gereken müteşabih ayetler konusunda herkesin mesnetsizce konuşması yerine ilim erbabının açıklaması gerekirken iman ve amel konularında bireyselliği öne çıkaran ve artık neyin doğru neyin yanlış olduğunu belirsizleştiren bu tehdit önlenmezse, daha da vahim neticeler doğurabilecektir.
İmam Hatip Okulu ile ilahiyat Fakültesi mezunu olmak veya Diyanet teşkilatında belli sürelerde görev yapmış olmak, sosyal medya uzmanlığı ve içerik üreticiliği yaparak Kuranı Kerim konusunda ahkâm kesmesine sebep olmamalıdır.
FARKINDA MIYIZ?
Kur’an’ı Kerimin tefsire ihtiyacı var mıdır sorusunun cevabı evet ise; Tefsire Hz. Peygamber (sav) den daha ehil kimse olamaz.
Çünkü ayetleri insanlara tebliğ ve teybin vazifesiyle görevlendirildiği açıkça bildirilmiştir.
Cevap hayır, bir peygambere ihtiyaç yok, ben akıl sahibi olarak Kur’an’ı eksiksiz anlarım ise, bu, hem tevhidin Hz. Peygambere(sav) iman ilkesini ret anlamına, hem de bu güne kadarki açıklamaları sebebiyle kendi kendileriyle çelişkiye düştükleri anlamına gelir.
Çünkü bir kişinin Kur'an ayetleri hakkında Kur ’andan olmayan cümlelerle konuşması açık bir şekilde kendisinin reddettiği tefsir teşebbüsüdür.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.