Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

Savaşı Doğru Okumak

İran hakkında başlatılan kirli ve haksız siyonist savaşı sadece Amerika ve siyonist işgal gücü arasında yapılan bir savaş olarak görmek en basitinden savaşın kendisi kadar yanlıştır.

Görünüşte İran’ın elindeki nükleer savaş malzemesinin Amerika’ya teslim edilmesi sonunda savaşın sona ereceğini veya kalıcı bir ateşkes yapılacağını düşünmek te aynı ölçüde yanlış bir düşüncedir.

Çünkü bu savaş sadece yoğunlaştırılmış uranyum için başlatılmadığı gibi savaşın nihai sonucunu hatta seyrini de uranyum meselesi durdurmayacak veya devam ettirmeyecektir.

Ortadoğu’da yüz yıla yakındır vekil kuvvetler eliyle sürdürülen savaşın bu gün uranyum üzerinden devam ettirilmesinden başka bir şey değildir olan biten.

Bu anlamda bu haksız ve kirli savaşı ne Türkiye olarak biz bitirebiliriz ne de herhangi bir bölge devleti tek başına bitirebilir.

Dahası savaşın tarafı olan işgalci siyonist yapı bile artık tek başına sürdüremeyeceği gibi tek başına bitiremez.

Müslümanlar Gazze işgaliyle içine düşürüldükleri yanlışa İran üzerinden bir daha düşürülmüş durumdalar.

Gazze ile İran olayları kıyaslandığında farklı bir durum var diyenler savaşı başlatan ve sürdürenler kadar suçludurlar.

Dikkat ediyorsanız hem bizde hem de dünya kamuoyunda savaşın adı “İran Savaşı” olarak ifade ediliyor.

Saldıranların adı “ABD savaşı” veya “siyonist saldırganlar savaşı” olarak geçmiyor. Varsa yoksa İran savaşı.

Hâlbuki bu defa daha farklı davranılmalı batının ikiyüzlülüğünün teşhir edilmesi amacıyla dünya toplumu ayağa kaldırılmalı ve yönetimler baskı altına alınmalıydı.

En azından artık böyle yapılmalı.

Çünkü bizim memlekette olmasa da batı medyasında, kamuoyunda ve sokakta ciddi bir savaş karşıtlığı var ve ABD’de milyonlarca insan savaşa karşı yürüyüş yapmaktadır.

Bunu Müslümanlar olarak biz sağlamadık ama devam da ettiremediğimiz görülüyor.

En azından küreselci medyanın bu savaşta Trump ’ın karşısında olmasından bile bir imkân oluşturmadık.

Bu haksız ve kirli savaşı sadece ABD ve Siyonist işgal gücünün İran’a karşı başlattığı savaş gibi okumak ve göstermeye çalışmak, savaşın bugününü ve dününü yanlış okumak olduğu gibi yarınını da yanlış okumak olacaktır.

Böyle bir okuma gereksiz savaşanlar kadar savaşa karşı olanları da yanlış pozisyona itip emperyalistlerin istediği doğrultuda asıl büyük resmi perdeleyecektir.

Savaş konusundan bizim daha dikkatle izlememiz gereken bir husus daha var.

Savaşan taraflar arasında sahada bir günde veya bir gecede bazı şeyleri değiştirecek yeni bir durum ortaya çıkmadığı halde savaşın taraflarının dışarıya yansıyan diplomasi dili konusunda akşamdan sabaha veya sabahtan akşam hatta gün içinde çok farklı açıklamalar yapılıyor.

Yani sabah başka, akşam ise daha başka bir kafa yapısıyla açıklamalar yapılması

Savaşın gidişatı ve asıl sebebi konusunda dikkat edilmesi gereken çok başka sebeplerin varlığını ortaya koyuyor olabilir.

Yani savaş konusunda görünen tarafların ötesinde bir diplomatik çekişme yaşandığı, arka planda çok daha başka dengeler, başka baskılar, başka hesapların devrede olduğu ve açıklamaların sadece görünen diplomatik söylemlerden ibaret olmadığı anlaşılmalıdır.

Yani savaş, sadece sahada görünen iki taraf arasında yürümüyor artık.

Belli bir süredir insanlar yaşanan olaylar karşısında .”Devlet Aklı” diye bir savunma refleksi geliştirmiş olsalar da, İran saldırısı sonrasında en azından ABD de böyle bir derin aklın olmadığı ve Trump ‘ın devlet refleksiyle hareket etmediği ortaya çıkmıştır.

Bu anlamda Müslümanlar için bir başka büyük bir planın daha kurulup kurulmadığını da düşünmek doğru olacaktır.

Bu da geçmişte küreselcilerin aparatı haline getirilmiş İran rejiminin, İslam dünyasının başına “lider” diye sunulmasına zemin hazırlanmasıdır.

FARKINDA MIYIZ?

Türkiye olarak bizim bu safhadaki tavrımız İran veya ABD için zafer narası atmak olmamalıdır.

Müslümanlar olarak bizim meselemiz kontrolümüz dışında devam eden savaş sonunda geçmişte olduğu gibi yine aldatılmamak ve mevzi kaybetmemektir.

Biliyoruz ki yanlış zamanda yanlış şeyi savunmak sonuçta tekrar katılmadığımız bir savaş nedeniyle ağır bedeller ödemeyi gerektiriyor.

Yine geçmişte yaşananlardan biliyoruz ki görünüşte siyonist işgalci gücün zarar görmesi Müslümanlar için sağlanan bir başarının neticesi şeklinde okunduğunda, ortaya çıkan rehavet daha büyük zararlara sebep olmaktadır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Süleyman Küçük Arşivi

Armageddon Süreci Devam Ediyor

19 Nisan 2026 Pazar 12:52

Türkiye NATO ABD ve İsrail

15 Nisan 2026 Çarşamba 14:54

Savaş ve Zafer Sevinci

12 Nisan 2026 Pazar 14:52

İran, Amerika, Bop, Dost ve Düşman

08 Nisan 2026 Çarşamba 14:07

Fars Körfezindeki Savaşı Tanımak

05 Nisan 2026 Pazar 13:32

Şia’yı Kimden Öğreneceğiz?

01 Nisan 2026 Çarşamba 12:16

Sosyal Medya Zulmü

25 Mart 2026 Çarşamba 14:46

Algoritmaların Savaşı

22 Mart 2026 Pazar 11:44

Müslümanların Yapması Gerekenler

18 Mart 2026 Çarşamba 14:05