Veysel Candan
Hayatın İçinden Kısa Kısa - 77
YOLCULUĞUN SONU OLAN ÖLÜM İÇİN NE DEDİLER
Hz. Peygamber (sav) buyurdular; “Bütün lezzetleri kökünden söküp atan ölümü, çok çok tefekkür ediniz.”
Hz. Ali (ra); “Dünya nimeti olarak İslam, meşguliyet olarak ibadet ve taat, ibret olarak ölüm yeter.”
Arif bir zat; “Zaman zaman mezarlara gidin. Oradaki mezar taşlarından, lisanı hal ile yükselen sessiz feryatları dinleyin. Ömür nimetini kaybedenlerin halini düşünün.”
Yunus Emre;
Yunus Emre der ki, gör takdir işlerini
Dökülmüş kirpikleri kaşları
Başlarında hece taşları
Ne söylerler ne bir haber verirler
Şöyle düşünelim, tabutta cenaze gördük. Bu tabutun içinde ben de olabilirdim. Bir trafik kazası gördük. Bu kazanın içinde ben de olabilirdim. Kabir başında iken, bir gün ben de böyle bir kabrin içinde olacağım. Bu ölülere yapılanlar, bana da yapılacak.
Başta Peygamberimiz (sav) Sahabilerimiz ve Allah (cc) dostları, bize ölümü hatırlatarak, ahirete hazırlıklı olmayı tavsiye ederler. Aslında bu yazılan cümleler, sözün bittiği yerdir. Rabbimiz, hepimize bu uyarıları dikkate almayı nasip etsin.
ABDULKADİR GEYLANİ’YE (KS) GELEN ŞEYTAN NE DEDİ
Abdulkadir Geylani (ks) Hz.leri anlatıyor; “Bir gün namaz kılarken, gözümün önünde bir nur peydah oldu ve bütün ufku kapladı. O nurdan bir ses geldi. Ey Abdülkadir, ben senin Rabbinim. Yaptığın Salih amellerden hoşnut oldum. Bundan böyle, sana haramları helal kıldım. Ses bitince, bunun şeytandan olduğunu anladım ve şeytanı kovdum. Bunun üzerine şeytan bana: Rabbinin sana verdiği hikmetle, yine elimden kurtuldun. Halbuki ben yüzlerce kişiyi, bu usul ile yoldan çıkarmıştım dedi ve uzaklaştı. Bu hal üzerine, Rabbime şükrettim. Sordular, şeytan olduğunu nasıl anladın? Cevap: Sana haramları helal kıldım demesinden, böyle bir imtiyaz tanınsaydı, Peygamber Efendimize (sav) tanınırdı.”
Zaman zaman toplumda, bazı insanların şeytanın bu iğfaline kapılarak, açıklama yaptıklarını hepiniz duymuşsunuzdur. Bizim gözümüz ve kulağımız devamlı, Kitap ve Sünnet üzerinde olmalıdır. Bunlara aykırı söylenen sözler, Müslümanları hiç ilgilendirmez.
Dünya imtihanı devam ettiği sürece, şeytanın vesveseleri devam edecektir. Böyle bir hal olunca, hemen besmele çekip, Allah’a (cc) sığınmamız lazım.
DÜNYAYA İBRET GÖZÜYLE BAKMAK NASIL OLUR
Allah (cc) dostları, dünyaya ibret gözüyle bakmayı, şöyle anlattılar: Dünyada her şey harap olacak. Herkesin gideceği yer toprak. Topraktan geldik, toprağa gideceğiz.
Bir kimse evinden veya yakınlarından veya komşularından bir cenaze olursa, ondan ders almazsa ne vaaz ne de nasihat kâr eder.
Bir gün öleceği düşüncesiyle yaşayan Müslüman, her halinde hesaba çekileceğini, bilir. Yine bilir ki, sağ ve sol omuzlarında bulunan melekler, her söylediğini, her yazdığını, her yaptığını yazar ve kaydeder.
Dünyaya ibretle bakanlar, dünyada yolcu gibi yaşar. Günahlara dalmaz. Herkese iyi davranır. Karıncayı dahi incitmez. Kulluk vazifelerini, tam yapar. İlahi hudutlara dikkat eder. Kahkaha ile gülmez. Yüzü tebessüm halinde olup, kalbinde hüzün vardır.
İmam Gazali (ra) anlatıyor; “Adamın biri kahkaha ile gülen kardeşine, hayrola cehennemden kurtulacağına dair bir haber mi aldın? Arkadaşı hayır deyince, o halde böyle nasıl gülebiliyorsun hayret. “
Dünya, bir hayretten ibarettir aslında. Dünya, beşik ile mezar arasında kısa süren bir yolculuktur. Büyüklerden bir veli zat, bu olayı şöyle tarif etti: “Geldim pazara, bir kefen aldım, girdim mezara.”
Hal böyle olunca, zannetmeyelim ki ölüm sondur. Hayır, ölüm ahirette dirilmenin bir başlangıcıdır.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.