Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

Kompleksli Müslümanlar

Materyalizm ve putçu felsefenin esiri olmuş Müslüman toplumlara Merhum, bilge kral Aliya Izzetbegoviç şöyle demişti: “Savaşlar cephede değil, düşmana benzediğin zaman kaybedilir. Birçok Müslüman ülkeye bakıldığında, insanlarının, tam bir batılı, Avrupalı, gayri Müslimler gibi yediği, içtiği, giydiği, yaşadığı gibi yaşadıkları görülüyor. Karakter, kişilik, gelenek görenek inançlarına göre yaşamayanlar, özlerini, köklerini, her şeylerini kaybetmişlerdir.”

Bu kaybedişin Müslümanların komplekse kapılmaları sonrasında gerçekleştiğine inanıyoruz.

Çünkü kompleksli insan en basit tabirle ruhsal yönden karmaşa içinde bulunan kimse olarak tarif edilmektedir.

Aşağılık kompleksli kişilik ise, kendini başkalarından daha yetersiz ve değersiz hissetmesi sonucunda kişinin kendi benliğine kendisine karşı bir güvensizlik oluşturmasıdır.

Bu özgüven eksikliği ve sürekli kendisini başkalarıyla karşılaştırma sonrasında kişinin ruhi ve bedeni gelişiminde olumsuzluklar meydana gelmektedir.

Batı toplumları Müslümanları İslami terim ve kavramları bazen tahrif ederek bazen de içini boşaltarak İslami zihniyeti ve kültürü zayıflatarak ve sekülerleştirerek kompleksli bir varlık haline dönüştürdü.

Bu ülkede yaklaşık 100 yıla yakın bir zaman “1400 sene öncesinin kültürü, gelenek ve görenekleri ile yaşayamaya çalışan toplumların sonu hüsrandır, çağa uymayı reddeden bir toplum gelişmez ve çağı yakalayan modernizmi uygulayanların karşısında maddeten ve manen ezilir ve nihayetinde köleleşir” sözleri ile Müslümanlar arasında kompleksli bir kesim oluşturuldu.

100 yıla yakın bir zaman süresince bu düşünceyi savunanların hâkim olduğu devlet ve millet hayatı ile akademilerde putperest materyalist felsefeye uygun ders programları takip edilmesine rağmen ne yazık ki hedeflenen modern ve çağdaş devletler seviyesine erişmek bir türlü mümkün olamamıştır.

Bu dindışı eğitim nedeniyle hangi seviyede eğitim görmüş olursa olsun sonucunda kendi kutsalı olarak gördüğü Kuranı Kerimi asli halinde okuyamadığı için de piyasada hoca denilen ne idüğü belirsiz öğretim görevlileri veya akademi kaçkınlarından duyduğu bir iki cümleyle Müslümanlar hakkında ahkâm kesmekten geri durmayanalar peyda edildiler.

Müslümanların hayat kitabı olarak kabul ettikleri Kuranı Kerimi ve onun en baş müfessiri olan Peygamberimiz Hz. Muhammed(sav)in sahih sünneti ve hadislerini içeren temel kaynakları da okuyamadıkları veya okumak istemedikleri için dindarım diyen insanlara saldırmak görevleri olmuştur.

Beyinleri olduğuna inandığımız ancak beyinlerini ve ruhlarını sahih İslami bilgilerle dolduramamışların şahsiyetleri de yerine oturmamış olmaları nedeniyle beyinlerindeki cahilliği örtmek amacıyla sağa sola ateş rastgele edenlerden sadır olan herzeleri de bilgi ve ilim zanneden kompleksli insanlar ortaya çıkması çok zaman almamıştır.

Hâlbuki cahillikler nedeniyle sürekli rezil olmak yerine bilinçli bir Müslüman olarak görmeleri ve göstermeleri gereken şey bugün İslam dünyası toplumlarının yeni tabirlerle ontolojik ve epistemolojik olarak emperyalizme mahkûm olmuş olmalarıydı.

Bu arada ontolojinin, varlık kavramını ve varlık türlerini inceleyen felsefi bir dalı, epistemolojinin ise kabaca bilgi konusu ve bilgi sorununu ele alan bir temel felsefe disiplini olarak tanımlanmakta olduğunu hatırlatmış olalım.

Her ne kadar “Kendini bilen Rabbini bilir.” anlamına gelen sözün hadis olup olmadığı konusunda tartışma olsa da anlam olarak doğru olduğu bizim toplumumuzda insanlara güya yön vermeye çalışan okumuş kesimin kendini de toplumunu da bilmediği ve bu yüzden de emperyalizmin kıskacından bir türlü kurtulamamış olmamız bir gerçek olarak karşımızdadır.

İslam dünyası ve özellikle bizim milletimiz öncelikle bilgiye ve bilgiyi üretime dönüştürmeye dayalı bir gelişmişliği bulmadıkça sömürgecilik kıskacından kurtulamayacağı gerçeğini tespit ederek hem kendi varlığını hem de karşı çıkacağı emperyalistlerin varlığını tanımlama biçimini doğru biçimde yapmadığı sürece hem doğruyu ve bilgiyi üretme mekanizmalarını bulamayacaktır.

FARKINDA MIYIZ?

İslam dünyası olarak savaşı kaybettiğimiz gün, bilgi, adalet, özgürlük, ilerleme ve insan hakları gibi temel kavramları, İslam âleminin ve Müslüman ülkelerin birlikte veya tek tek kendi tarihi tecrübesi yerine tamamen emperyalist batı normlara göre tanımladığımız gündür.

Bu tanımlama yanlışlığı nedeniyle İslam dünyasının lokomotifi olması gereken üniversiteler ve entelektüel çevreler, kendi medeniyet kaynaklarından beslenerek yükselmek yerine emperyalist batı öğretilerinin teorilerini ve batılı kavramları aynen taklit ettikleri için kendi toplumlarına düşman olmuşlardır.

Bu anlamda Müslümanlar siyonizmin internetine, çin ateizminin tik tokuna, hrıstiyan batının instagramına ve facebookuna nasıl muhtaç edildiğini anlamadıkça da, emperyalizm kıskacından kurtulamayacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Süleyman Küçük Arşivi

Ayet Hadis Yarıştırma Müslümanlığı

17 Haziran 2026 Çarşamba 13:07

Tarihe Tanıklık Etmek

14 Haziran 2026 Pazar 13:15

Kur’an Hakkında Konuşmak

10 Haziran 2026 Çarşamba 13:21

Farklı Kur'an ve Resul Anlayışları

07 Haziran 2026 Pazar 12:43

Kur’an'ı Öğrenmek Öğretmek

03 Haziran 2026 Çarşamba 13:52

Tevhidi Kimden Öğreneceğiz

31 Mayıs 2026 Pazar 13:55

Hadisi Sünneti Kimden Öğreneceğiz?

24 Mayıs 2026 Pazar 13:43

Kur'an'ı Kimden Öğrenelim

20 Mayıs 2026 Çarşamba 14:38

Bilgiyi Yük Edinme

17 Mayıs 2026 Pazar 14:41

Ulemanın Müslümanlara Yükü

13 Mayıs 2026 Çarşamba 16:48