Süleyman Küçük
Sistem Değişimi Dayatması
Tarih yapılırken de, yazılırken de düz bir çizgi halinde yaşanmaz, tıpkı bir ırmak gibidir kıvrılarak akar, kırılmalar yaşar, sıçrayarak ve dökülerek ilerler. Tarihteki her kırılmanın, her dönemecin ya da milletlerin yaşadığı her büyük sıçrayışın öncesinde ya bir kriz, ya bir savaş ya da büyük bir patlama olmuştur.
Milletlerin ve devletlerin yaşadıkları büyük değişimler, dönüşümler ve kırımalar ilan edilerek değil, yaşanarak gerçekleşir.
İster büyük atlımlar da olsun, ister büyük mağlubiyetlerde olsun kural değişmemektedir.
İnsanlar değişim ve dönüşümün ya da kırılmanın başladığını düşündüklerinde, aslında sistem çoktan başlamış ve değişmiş demektir.
Bu günlerde dünya da yaşanan değişim ve dönüşümün nedeni herkesin olmasını beklediği 3. Dünya Savaşı yerine Yeni Dünya Düzeni denilen post modern siyasi ve ekonomik uygulamaların kalan kısımlarının hayata geçirilmeye çalışılmasıdır.
Tarım toplumundan sanayi toplumuna geçerken olduğu gibi gözle görünür büyük değişim bekleyenler yanıldıklarını çabuk anladılar.
Sanayi toplumu için fabrikalara can veren buhar makineleri sadece üretim şeklini değil bütün bir toplumsal düzeni dönüştürmüştü.
Makineleşmenin küçük üretici ve köylüyü işçiye çevirmesi bunun en önemli sonucuydu.
Ardından gelen dünya, 1.Dünya Savaşıyla dünya yeni bir harita düzenine geçmek için imparatorlukları yıktı ve sömürü için yen bir ham madde düzeni kurdu.
Şimdilerde kimilerinin övündüğü, kimilerinin yok etmek istediği ulus-devlet düzeni, o zamandan kalma bir köhne düzen olarak kabul edilir oldu.
2.Dünya Savaşı üretimden pay alma ve bloklaşma savaşı olarak başlayıp sonuçlandığında sanayi ürünlerinin satımı için yapılan paylaşım kavgası dünyadaki ikinci bir büyük kırılmayı ortaya çıkarmış oldu.
2. dünya savaşı sona erdiğinde dünya, Marshall Planı, Bretton Woods düzeni, merkez bankaları, küresel ticaret normları gibi yapıların ortaya çıktığı iki kutuplu bir sisteme çoktan geçmişti.
Yenidünya sistemi kurucuları savaş ile elde etmek istediklerini yapamayınca şimdilerde insanlığın önüne yeni bir eşik daha getirdiler.
Geçmemiz gereken bu eşik sanayi toplumundan dijital-makine toplumuna geçişten başka bir şey değil.
Dünya her sistem değişikliğinde olduğu gibi, eski düzenin tasfiye edilip yenisinin ikame edilmesi sırasında eski düzeni tasfiye edebilmesi için insanlığa 2000'lerden bu yana algoritma, veri, yapay zekâ ve nadir elementlere dayalı yüksek teknoloji üretimi gibi bu güne kadar hayatımızda olmayan mefhumları dayatıyor.
Görünüşte petrol ve kömürün kötülendiği ve çeliğin vazgeçilir hale getirilip, insan emeğinin hayatın ve sanayinin merkezinin dışına itildiği makineleşmenin bu yeni evresi örgütlü emek yerine bireysel, esnek ve parçalı emeğin tercih edildiği dijital takip sistemleri, uzaktan çalışma ve temassız ekonomi modelini hayatımıza dâhil ediverdi.
"olağanüstü şartlar" adı altında normalleştirilen krizlere karşı insanlara kabul ettirilen Dijital kimlikler, veri takibi, merkezi karar mekanizmaları gibi hususlar esasında insan sağlığını tehdit eden ve güvenlik adı altında özgürlüğü yok eden hususlar olmasına rağmen korku ve güvenlik için pandemi başta olmak üzere krizler üretilmiştir.
Korkunun insanlar için en güçlü ikna aracı olması, sonuçta güvenliği seçmeyi gerektirmiş ve tartışılmaz bir gerçek olarak da güvenlik adına, pek çok insani ve ahlaki talepten vazgeçilmesi sonucu ortaya çıkmıştır.
Şimdi Ortadoğu'da yepyeni bir sahne kuruluyor.
İran’a karşı başlatılan savaş sadece ABD ve siyonist işgal gücü için bir güvenlik meselesi değildir.
Yenidünya düzeninin son kapısının açılma sürecidir bu haksız ve kirli saldırı.
Dünya enerji koridorlarının kalbinde duran Hürmüz Boğazının ve bütün yaptırımlara Rusya ile Çin’in sınırlı desteğine rağmen ayakta kalmaya çalışan İran’ın eski petrol jeopolitiğinden çıkarılması savaşıdır bu yaşananlar.
FARKINDA MIYIZ?
Amerika kıtasındaki petrol haydutluğundan sonra eski petrol düzeninin sembolik ve stratejik merkezlerinden biri olan İran'ın zayıflatılması hem körfez ülkelerindeki işgali pekiştirme hem de yenidünya düzeninde engel çıkarma potansiyeli olan Rusya ve Çin’in de hizaya getirilmesi anlamını taşımaktadır.
Bu bakımdan İran'a yapılan saldırı yalnızca askeri bir hamle değil, 3. Dünya Savaşı görünümü altında yürütülecek sınırlı ama yüksek etkili bir küresel çatışma için düğmeye basılma anıdır.
Bugün geçmişten çok farklı olarak bambaşka bir tarihi eşiğin önündeyiz.
Yenilenebilir enerji ile yapılacak elektrikli sistem dönüşümleri, mikroçipler ve nadir toprak elementleri enkazı üzerinde yapay zekâ destekli yönetim modelleri kurabilmek için oluşturulan 3. Dünya Savaşı başladı algısı, insanlarda güvenlik adına küresel ölçekte korku üretmeye yeterli olacaktır.
Korkunun oluşturacağı toplumsal kabul ise yenidünya sisteminin harcını oluşturacaktır.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.