Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

Hâdiselere Şaşı Bakanlar, Gözleri ve Yürekleri Perdeli Olanlardır

Bugün de yine yazımıza, ‘Selam duâsı’yla başlamak isteriz efendim müsâdenizle.

‘Aşk olsun. Aşkınız cemâl olsun. Cemâliniz nûr olsun. Nûrunuz ayn olsun.’

Geçen hafta yeni başladığımız hikâyede Hıristiyanları öldüren zâlim bir Yahudi şâhından bahsetmeye başlamıştık. Kaldığımız yerden devam edelim bakalım.

“Şişenin biri kırılınca diğeri de gözden gitti. İnsan meyil ve arzudan ve öfke ve gazaptan şaşı olur.”

‘Bir kimsenin gereğinden fazlasını görme fikri, arzusu ve öfkesi nedeniyle mânen şaşı olacağı açıktır. Nitekim anlatılan Yahudi şâhı İsevîlere zulüm yapınca, Hz. Musâ’anın gazâbını üzerine dâvet etmiş, azâbı ve cezâyı hak etmiş oldu. İnsanların şaşılıklarına sebep hırs, tamah, haset, şehvet, hiddet, nefsâniyet gibi sonu acı ve elem olabilecek hallerdir. Bu sonu acı ve elem olan kötü hallere düşenler, nefsâniyetlerine yenilmiş namertler haksız yere kan dökme, hırsızlık yapma, ev yıkma, ocak söndürme gibi pek çok fesâda girişirler. Zulüm ve azgınlık yolunu seçerler. İyi ne varsa kendi karanlık kalpleri gibi yıkık dökük hâle getirmek için çaba sarf ederler. Halbuki bu kötülüklerden, yıkımlardan, azgınlıklardan, belâlardan kurtulmak insan olmak için niyet etmeye, bu niyet de Allâh’ın emirlerini noksansız kabul etmeye, O’nun yüce yoluna girmeye, o yolda devam etmeye bağlıdır.’ (Abidin Paşa, Mesnevî Şerhi, Sadeleştiren Mehmet Said KARAÇORLU, İst, 2007, s.118)

Beden gözünün şaşılığı nasıl ki cisimleri ikili gösterdiği gibi kalbin mânen şaşılığı da, Allah Teâlâ’nın tevhid inancını yaymakla görevli peygamberleri dahi şaşı değerlendirmeye kadar işi vardırır. Yüce dînî İslam’da peygamberlerin hepsi haktır. Birini inkar insanı dinden çıkarır. Musâ’yı kabul edip İsâ’yı kabul etmemek insanı inkara götüren tehlikeli bir durumdur. Dînin aslı ‘tevhid’dir. Tüm peygamberler bu hakikati dile getirirler. Musâ’yı seven ama şaşılığından dolayı İsâ’nın dînini yok etmeye çalışmak bir tür şaşılıktır. İnsan bu hâliyle farkında olmadan kendini dinden çıkarmış olur.

“Gazap ve şehvet insanı şaşı eder, rûhunu istikâmetten döndürür.”

Öfkenin ve şehvetin olduğu yerden akıl çeker gider, bu sebeple böyle bir durumdaki insan normal davranamaz, istikâmet üzere olamaz. Bu durumdayken insan, hem kendine hem çevresine zarar verebilir. Öfkeyle kalkan zararla oturur, derler. Bu halden ruh da mânen etkilenerek bitkin ve bezgin bir hâle girer. Hatta bu hal, insanı kulluk dâiresinin dışına itekler, kul karmaşalar içinde olur.

“Garaz gelince hüner örtülür, gönülden yüz perde kalkar gözün önüne iner.”

İnsana kin, öfke, garaz geldiğinde âdeta gözü perdelenir, aklın nûru kalmaz, bâsiret körelir, önündeki doğruyu göremez olur, kendisine o anlarında yapılan izzetli davranışı anlamaz. Anlasa bile anlamak istemez, görse de görmek istemez hatta görmek istediği gibi görür. Başka insanların dahi o izzeti anlamasına engel olmaya çalışır, gerçeği gizlemeye gayret eder. Gerek nefretle gerek aşırı sevgiyle, gözler perdelenir ve gerçeklerin önünü kapatır.

“Hâkim rüşvet almaya karar vermişse, zâlim ile mazlumu birbirinden nasıl ayırt edebilir?”

Hâkimin kalbinde rüşvet hüküm bulduysa, o doğruyu şaşı görür, gönlü eğriye meyleder, alacağı rüşvet gözündeki doğruyu perdeler. Yaptığı çirkin fiille mazlumun uğrayacağı mağduriyet, gözünde hiç olur. İşte böylesi bir insan zâlim ile mazlumu nasıl ayırabilir? Gözünü para hırsı bürüyenler, kendi nefsi çıkarların halkın çıkarlarına tercih eden, bozgunculuk yapanlar çirkin tabiatlı kişilerdir. İnsanların hak ve hukûkunu alçakça ihlal eden, kötü ahlaklı, Hakk’ın Hak kurallarını çiğneyen zâlimlerin gözleri de, yürekleri de perdelidir. Doğruyu şaşı görerek eğriltirler, adâleti dumura uğratırlar, haddi aşarlar, düzeni bozarlar. Yaptıkları ile kendilerine âdeta şerri, kötülüğü, elemi, kederi çağırırlar. Bunlar elbette zâlim ile mazlumun birbirinde farkını ayırt edemezler. Böylelerinin hüküm sürmemesi için her dâim güzel ahlâkı yaygınlaştırmalı, ilim ve irfan çoğaltılmalıdır.

“Yahudi şâhı kin ve Yahudice inadından dolayı o kadar şaşı oldu ki, el-aman ve medet ya Allah.”

Mazlumlar, zâlimlerin yapacakları her türlü şerlerden, adâletsizliklerden Yüce Rabb’e sığınılır.

“Yahudi Şâhı, Beni Mûsa dîninin hâmi ve yardımcısıyım, diye yüzbinlerce mazlum mümini öldürdü.”

Kendini Hz. Mûsa’nın dînini koruyucusu ve hâmisi olarak gören şah, dîni korumak amaçlı yine doğruları saptırarak, savunduğu hâdiseye şaşı bakarak pek çok mâsum İsevîyi öldürdü. İlk zamanlar Hıristiyanlık da, Mûsevîlik de, ilâhî dinlerdi. Ama işte böylesi şaşı bakanlar tarafından iş sulandırılmış ve bulandırılmıştı. Kudüs zapt edilip Tevrat yakıldı, Uzeyr rüyâsında mazhar olduğu vahiy ile Tevrat’ı yeniden yazdı. (Uzeyr , Kur’an’da adı geçen ama peygamber olduğu tartışmalı bir kişidir. Allah’tan vahiy yoluyla aldığı bilgi ve emirleri muhataplarına tebliğ eden yüksek vasıflı kişidir. Uzeyr daha önce kaybolmuş olan Tevrat’ı yeniden keşfeden, ilhama dayanarak onu yeniden ortaya çıkarak kişi olup, Yahudilerin gönlünde taht kurmuştur.) Daha sonra Yahudiler ona Allâh’ın oğlu dediler.

Din buradan bozulmaya başladı. O devirde insanlar, putperestlerden etkilenerek dînin safvetini bozarak, tevhid akidesini dikkate almadan, ‘teslis’ inancına itibar ederek, ibâdet yerlerini putlarla, heykellerle, resimlerle donatarak, önlerinde eğilerek, onlara tapındılar. Geçmişten bugüne heykellerin dünyâda hâkim olmasının kaynağını oluşturdular.

Şahtaki Hz. Mûsâ’yı memnun etme inadı, onun onca zâlimliği işlemesine sebep oldu.

Efendim hayırlı Cumâlar diliyorum. Ve iyi ki Hak din İslâm’ın mensuplayız, diyorum. Hoşça kalın, hep Hakk üzere olalım, inşallah.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Nurten Selma Çevikoğlu Arşivi

Yeni Hikâyeye Başlıyoruz

15 Ocak 2026 Perşembe 15:28

Hikmet Bu

25 Aralık 2025 Perşembe 15:06

Saf Altın ile Sahte Altın Farkı

11 Aralık 2025 Perşembe 15:52

Mukadderat Kalemi, Takdir ve Kader Kalemidir

04 Aralık 2025 Perşembe 15:00

Mümin Münâfık Farkı

27 Kasım 2025 Perşembe 15:36

Taklit Nasıl Değer Bulur?

20 Kasım 2025 Perşembe 15:07