1. YAZARLAR

  2. A. Galip Doğan

  3. Soru ve Cevaplar
A. Galip Doğan

A. Galip Doğan

FIKIH BİLGİSİ
Yazarın Tüm Yazıları >

Soru ve Cevaplar

A+A-

Soru 1. Hocam, bazı arkadaşlarla tartışıyoruz, oy vermek şirktir diyorlar, küfür düzenine destektir diyorlar. Allah’ın kanunlarıyla hüküm etmeyenler kâfirdirler, müşriktir diyorlar. Çok ta ileri gidiyor, anne babalarına bile müşrik diyorlar. Siz ne dersiniz? Açıklarmısınız?

Cevap 1. Biz ilk önce İslam literatüründeki şirk sözüne bakalım. Şirk demek Allah’tan başka bir güç, ondan başka bir yaratıcı, ondan başka bir tanrının olduğuna inanmaktır. Buna inanan kişi müşrik olur. Bu yola sapanlar da müşrik olur. Bu söz imanı açıdan çok tehlikelidir. Adam Allah’ın varlığına, imanın şartlarına, Kur’an’a inanırsa buna müşrik denmez. Böyle bir kimseye müşrik diyen dinden çıkar, kahrolur. Oy veren kimse düzene oy vermiyor. Şöyle olsa – üç tane sandık konsa, biri İslam’ı isteyenler sandığı, ikincisi Hıristiyanlığı isteyenler sandığı, üçüncüsü de Museviliği isteyenler sandığı. Oy verse İslam sandığına oy vermeyip de diğer sandıklara oy verirse o zaman iman tehlikeye girer. Müşrik olur. Bu bizim koyduğumuz bir sistem değil. Bize dayatılan bir sistemdir. Biz bu sistem içerisinde İslam’a en yakın, ihlaslı, imanlı kadrolara oy veriyoruz. Onlar da seçilince İslam’a hizmet etmeye, yaymaya, ihya etmeye çalışırlar. Oy vermek küfürdür denemez. Bu Siyonizmin bir oyunudur. Müslümanları sandıktan uzaklaştırıp küfre hizmet etmek amacını taşıyor. Oy verildi, Müslüman kadrolar 1974 yılında Kıbrıs’ı aldılar. Zafer kazandık. O verilen oylarla imam hatiplerin önü açıldı. Doktor, mühendis, hakim, savcı Cumhurbaşkanı oldu. O oylarla Türkiye Toksan, Tamsan, Tümosan savunma sanayi gibi 70 dev fabrika kuruldu. Birçok hayırlı hizmetlere ön ayak alındı. Örneğin: Peygamber (s.a.v) ile Hüdeybiye’de yapılan anlaşma yapıldı. Medine’ye hicretin akabinda müşrik, Yahudi ve Müslümanlar anlaşma yaptı. Şirk olsaydı efendimiz (s.a.v) bu anlaşmaları hiç yaparmıydı? 1984 yılında biz İran’a resmi davetli gittik. Kendileri seçim yapıyorlar. Bize açık söylediler 1984 yılının mart ayında Türkiye hareket bekleyin dedi. O yıl mart ayı itibaren Türkiye’de Cuma namazı kılınmaz, askere gidilmez, vergi, zekat verilmez diye İslam’a uymayan bir akım başladı. Bu Siyonizm’in bir oyunudur. Böyle parçalamak, dinden soğutmak yolunu açtılar. Aklı selim sahibi bilir ki iki çizgiden bir doğru geçer, o da İslam’dır.

Soru 2. Hocam, ben evlenirken mihr olarak 400 gr altın taktılar. Kayın validem bunları almak istiyor. Bunları biz taktık, borçluyuz diyor. Kocam da baskı yapıyor. Ben bunları vermek zorunda mıyım? Açıklarmısınız?

Cevap 2. Hanefi mezhebine göre mihr vaciptir. Kadına takılan takı kadının hakkıdır. Kocası dahil kadının rızası olmadan alamaz. Zorla, baskıyla alırlarsa haram olur. Ha bir mal çalmışsın, ha zorla bir şeyi birinin elinden almışsın. Haramdır. Allah (cc) Nisa suresi 4. Ayette şöyle buyuruyor: Nikah ettiğiniz kadınların mihrlerini seve-seve verin. Eğer gönül hoşluğuyla o mihrin bir kısmını bayan bağışlarsa onu da afiyetle yiyin. Ayette açıkça seve-seve verin deniyor. İşte o mihr kadının hakkı, o razı olmadığı müddetçe kimse alamaz. 

Soru 3. Biz üniversite öğrenciyiz. Evlerde kalıyoruz. Bir hoca geliyor, yabancı muta nikahı olur, sakıncası yoktur diyor. Nikah kıyıyor, kızın anne babasının haberi bile yok. Sonra okul bitince ayrıla bilirsiniz diyorlar. Bu tür nikah olur mu? Açıklarmısınız?

Cevap 3. Muta nikahı belli bir zaman dilimi içerisinde yaşamak için yapılan bir akittir. Cahiliye döneminde vardı. İslam bunu yasakladı. Dört mezhebe göre muta nikahı haramdır. Evlenenler her an zina yapıyor demektir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyuruyor: Ey insanlar, ben size kadınlarla muta nikahı üzerine birleşmeye izin vermiştim. Amma artık Allah (cc) kıyamete kadar muta nikahını haram kılmıştır. Şimdi kimin yanında bu tür nikahlı kadın varsa onu derhal salıversin. Ama o kadınlara verdiğiniz şeylerden hiçbir şey almayınız. İbn Abbas (ra) bir gün hutbe okurken şöyle demiştir: Ey cemaat, muta nikahı leş ve domuz eti gibi haramdır.  

Soru 4. Hocam benim kocam içki içiyor. Sarhoşken bana kızdı, üç defa ben seni boşadım dedi. Sonra pişman oldu. Sorduğumuz hocalar sarhoş olduğu için boşamış olmaz dediler. İçimiz rahat değil. Ömür boyu bir hayat sürecez. Şimdi ben boş muyum? Açıklarmısınız?

Cevap 4. Hanefi ve Şafii mezhebine göre kendini bilmez hastalansa, başkaları ona iyi olsun diye içki içerse, sarhoş olsa o halde boşasa boş olmaz. Ama adam keyif için içki içerse, sarhoş olsa, sarhoşken üç defa boşadım derse karısı boş olur. O kadın başka bir kocayla evlenir, o koca ölür ve ya boşarsa ilk kocasına dönebilir.

Soru 5. Hocam, ben karıma şakadan seni boşadım dedim. Şimdi karım boş oldu mu?  Açıklarmısınız?

Cevap 5. Peygamber efendimiz (s.a.v) şöyle buyuruyor: Üç şeyin şakası da ciddi, ciddisi de ciddidir. Bunlar talak, nikah ve ricattır. Hanefi mezhebine göre bir talakla boşanmış olur. Talak meydana gelmişse kadının iddet içinde gerisine de döner, iddet dolarsa rici talak meydana gelir, mihr belirlenir, iki erkek şahit huzurunda tekrar evlenebilir.

Soru 6. Hocam, ben kocamdan mahkemece boşandım. Ama ben seni boşamadım diyor. Ben de biriyle evlenecem. Evlenebilirsin, hakim seni boşamış diyorlar. Siz ne dersiniz? Açıklarmısınız?

Cevap 6. Bir kadın bir erkeğe üç talakla bağlanır. Üç talakla karı koca olunur. Hakim kanaat getirmiş, sizi boşamış. Fakat kocan üç talakla boşamadığı müddetçe sen onun karısı sayılırsın. Başkasıyla da evlenemezsin. Evlenirsen zina yapmış olursun. Doğan çocuklarınız da gayri meşru olur. Kocanızın sizi mutlaka dinen boşaması lazımdır.  

Soru 7. Hocam, yeni umreden geldik. Mekke’de 18 gün kaldık. Başımızdaki hoca siz seferisiniz, namazlarınızın farzlarını 2 rekat kılın, sünnet kılmaya da gerek yoktur dedi. Ne dersiniz?

Cevap 7. Hanefi mezhebine göre oturduğu yerden başka bir yere 90 km den az, 16 günden daha az kalırsa seferi olur. Farz namazlarını 2 rekat kılar, sünnetlerini de mecbur kalmadığı müddetçe terk etmez, tam kılar. 90 km dan fazla, 15 günden de fazla kalırsa seferilikten çıkar. Mukim olur. Siz 18 gün kalmışsınız. Farzları kendiniz kılarsanız tam kılacaksınız. Siz misafirsiniz diyen hoca yanlış söylemiş. Fıkıhı incelemesini tavsiye ederiz. Kafadan fetva verilmez. Bu Allah’ın Müslümanlara tanıdığı bir kolaylıktır. Hanefi mezhebine göre seferi iken 4 rekatlı farzları 2 kılmak vaciptir, bir azimettir. Çünkü peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyuruyor: Bu Allah (cc) size sunduğu bir lütuf dur. Onun lütfünü kabul ediniz. Şafii mezhebinde seferde iken farz namazları iki rekat kılmak sünnettir. Bu bir ruhsattır. 4 rekatta kılabilir. Kısaltması fazilettir. Hanefi mezhebinde vatan 3 türlüdür. A- Vatanı asli- bir kimsenin doğup büyüdüğü, evlenip içinde sürekli yaşadığı ve ya başka bir yeri vatan edinmek istemediği yerdir. B- Vatanı ikame – bir kimsenin doğduğu, yerleştiği, evlendiği yer olmayıp, başka bir yere 15 günden fazla kalmak istediği yere vatanı ikame denir. C- Vatanı sükna - bir Müslüman yolcunun 15 günden az kaldığı yerdir. Namazlarını 2 rekat kılması farzdır. Sünnetlerini de tam kılar. Şafii mezhebinde muteber olan görüş 90 km dan fazla, 4 günden az kalırsa seferidir. Farzları iki rekat kılması sünnettir. 4 günden fazla kalırsa mukimdir. Farzları tam kılar.

Soru 8. Hocam, yeni umreden geldik. Ben bir bayanım. İhramlıyken şampuanla banyo yaptım. Yaşlı bir hocaya sordum. Erkek olsan ceza olarak kurban kesmen lazım idi, bayan olduğun için sadaka ver dedi. Ne dersiniz?

Cevap 8. Bu hoca yanlış fetva vermiştir. Hanefi mezhebinde eli ayağı kanayan, etrafa yayılan kan erkek olsun, bayan olsun abdesti bozar. Hüküm budur. Şampuanla, kokulu sabunla yıkanan ister erkek, ister bayan olsun ceza olarak bir koyun kurban eder. Size kurban vacip olmuş. O kurbanın kesim yeri Mekke Haram bölgesidir. Türkiye’de kesilirse et yerine geçer. 

Soru 9. Hocam, Ocak ayının 15’inde umreye gittik. Mekke’den Medine’ye giderken bir petroldeki mescitte öğle namazı kıldık. Bize namaz kıldıran hoca öğle namazından sonra ikindi namazını da kıldırdı. Biz tartıştık. Ben hocayım, bana uyun, kılın dedi. Ne dersiniz?

Cevap 9. Hanefi mezhebinde cemi takdim – öğlenle ikindi namazı ancak Arafat’ta caiz olur, orada kılınır. Cemi tehir ise Arafa günü müzdelifede olur. İlk önce akşam namazı kılınır. Arkasından yatsı namazı kılınır. Bunun dışında caiz değildir. Şafii mezhebinde cemi takdim caizdir, sakıncası yoktur.

Soru 10. Hocam, Konyalıyız, ama İstanbul’da oturuyoruz. İstanbul’un bir ucundan diğer ucuna gittiğimizde 90 km geçiyor. Seferi olur muyuz?  Ne dersiniz?

Cevap 10. Şehir ne kadar büyük olursa olsun 100 km de gitsen seferi olmazsın. Seferilik o şehrin son evlerinden başlar. Siz mukimsiniz.

Selam ve dualar.

Bu yazı toplam 6042 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.