1. YAZARLAR

  2. Süleyman Küçük

  3. Kur’ancıların reformculuğu
Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

ÇAĞRIŞIMLAR
Yazarın Tüm Yazıları >

Kur’ancıların reformculuğu

A+A-

“Dinde Reform diye Müslümanların en mukaddes ve derin hislerini yerinden oynatacak, iman ve itikadlarını sarsacak fasid bir fikir ortaya atanlar bu hareketlerinin fecî akıbetlerini hiç düşünmüyorlar mı? Bu fitne - engiz teşebbüsler, Türk milletini herc-ü merce düşürmekten, fırka fırka parçalayıp birbirine saldırmaktan başka bir şey değildir.

Etrafımızı saran düşman kuvvetlerinin de tam istediği bu değil mi?

Fakat Türk milleti aklı selim sahibidir. Böyle bir dalâlete asla düşmeyecek, bu suikasdçıların bozguncu hareketlerine karşı duracak, dinlerine sımsıkı yapışacak, hak ve hakikati neşr ile dâima irşadda bulunacak, bu suretle bu suikasdlara âlet olanların, olmak isteyenlerin de hakkından gelecektir.”

Yukarıdaki iki paragraf Rahmetli EŞREF EDİP Beyin 1959 da Sebilürreşad Neşriyatından yayımladığı ve

1-Dinde Reformcuların kötü kasıtları

2. İslâmda teceddüt, ictihad usulleri

3. Müslüman Milletler arası İslâm Şûrası başlıklarını ihtiva eden “DİNDE REFORMCULAR” başlıklı kitabından aynen iktibastır.

2015 yılına gelmiş olmamız dinde reform isteyenler açısından çok şeyin değişmediğini göstermiştir.

Bu günde bazı kişiler dünkü fikir ataları gibi Sünnet Ehli Müslümanları özellikle de Selefimiz olarak kabul ettiğimiz isimleri suçlamak yolunu seçmektedirler.

Kur’ancılık dini mensuplarının İslam Dininde temel reform olarak yapmak istedikleri şey, Sahabe efendilerimizden(ra) bu yana bize ulaşan sahih sünnet ve hadisleri red edip selefimiz olan İslam âlimlerinin(ra) bildirdiklerini ortadan kaldırıp, Kur'an-ı Kerim’e ve Hadis-i şeriflere, kendi anlayışlarına göre mana verme sapıklığıdır.

Rasulullah(sav) dan bu yana gerek Ashabı Kiramın(ra) gerekse daha sonraki selef alimlerinin(ra) İslama dair Rasulullahtan(sav) gelen sahih hadis ve sünnetlere din dışıdır ve bidattir hatta şirktir diyenlerin Rasulullahın(sav) sünnet ve hadislerinin aksine dine dair söyledikleri herşey esasen bid’at ın ta kendisidir.

Çünkü bu Bid’at ehlinin, güya dinde yapacağı değişikliklerle, dini düzelteceklerini ve asli haline dönüştüreceklerini iddia ederek yeni yeni bid’at ler çıkarmaları da yeni bir şey değildir.

Fikir ataları olan Hariciler ve Mutezililerden bu yana sürekli olarak üretmeye çalıştıkları bid’atların zulmetleri ile Rasulullahın(sav) temiz ve pak sünnetinin islam coğrafyasına ulaşan nurunu örtmeye çalışmaktadırlar. Bunlar güya dindeki fazlalıkları temizlediklerini ve dindeki noksanlıklarını tamamladıklarını iddia ediyorlar. Bilmiyorlar ki din esasen Cenab-ı Allah(cc) tarafından Rasulü Ekrem’i(sav) eliyle tamamlanmıştır.

Dini eksik, noksan veya fazla zan edip, tamamlamaya yani reforme edip asli haline veya yeniçağa uydurmaya çalışmak, yeni yeni ve çeşitli bid’at ler çıkarmak demektir.

Adına Kur’ancı dediğimiz güya reformcu güruhun asıl karşı çıktıkları ve reforma tabi tutmak suretiyle Müslümanların hayatından tamamen çıkarmak istedikleri ikinci husus, Ashabı Kiramdan(ra) buyana Rasulullahın(sav) sahih Sünnetini bil fiil hayata uygulamakta ve kendisinden sonraki nesillere bozulmadan aktarmaya devam eden Ehl-i Sünnet âlimleridir(ra).

Çünkü bu gerçek âlimler(ra) reformcu cahillerin fikir ataları olan Haricilerden ve mutezileden buyana bu tür cahiller ve din düşmanları tarafından dine sokulmak istenen hurafeleri ortadan kaldırdılar veya dinden dışlamak istedikleri hükümleri ise sahiplenerek korudular. Ashab-ı Kiramdan bu yana elden ele dilden dile aktarılanları, bildirilenleri naklettiler ve asla iddia edildiği gibi kendilerinden bir şey ilave etmediler.

Gelin görün ki, bu gün kendilerine Kur’ancılar denen bidat ehli reformcular açık seçik Kur’an ayetlerine rağmen en başta Namaz ibadeti olmak üzere, Hac ve Zekât gibi mali ibadetler için de farklı uygulamalar yani farklı bidatler ortaya koymaya çalışmaktadırlar.

Rasulullahın(sav) özellikle Medine döneminde Mescidi Nebevide 10 yıl süre ile imam olup namaz kıldırmasını görmezden gelerek, Namaz ibadetinin varlığını red eden Kur’ancılar ise apayrı bir âlem.

Hâlbuki bu gün Müslümanların ibadetlerinde Hz. Peygamber(sav) Efendimizin ve dört Raşid Halifesinin(ra) zamanlarından bulunmayıp, onlardan sonra dinde meydana çıkarılan bidatte yoktur.

Bugün ülkemizde yüzden fazla Türkçe Kur'ân tercüme, meal ve tefsiri vardır. Bunların bir kısmı ehliyetsiz, liyakatsiz ve icazetsiz kimseler tarafından sadece para kazanmak için yazılmıştır.

Ülkemizde maalesef büyük çapta Kur'ân, meal, tercüme, tefsir ticareti yapılmaktadır. Buna karşı da milletimizin hangi tercümenin, mealin, tefsirin muteber olduğunu nasıl bileceği konusunda da yapacağı şey bellidir.

İslâm'ı, Kur'ân'ı, Muhammedî Risaleti öğrenmenin en verimli yolu; Sevgili Peygamberimizin(sav) vekilleri, vârisleri olan halifeleri(ra)ile bizden olan emir sahipleri statüsünde bulunan gerçek, icazetli, ehliyetli, liyakatli, salahiyetli ulemanın, fukahanın(ra) müfessirlerin yazdıkları itikad, ilmihal, fıkıh ve meal-tefsir kitaplarını okumaktır.

Son söz:

Ehl-i Tevhid ve Ehl-i Kıble olan Müslümanları kolayca tekfir eden hatta şirkle suçlayan mutaassıpların kitaplarıyla da Kur'ân öğrenilmez. Mü'minlere kâfir veya müşrik diyenler, korkarız ki sonunda kendileri ateşe düşerler.

Bu yazı toplam 5053 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.