Hüzeyme Yeşim Koçak

Hüzeyme Yeşim Koçak

RENKLER
Yazarın Tüm Yazıları >

Kalemin Söylediği

A+A-

Denizli doğumlu Ayşe Akay; Edebiyat Otağı, Edebdağ, Size Aktüel, Ortanca, Sevgi Yolu, Kültür Çağlayanı, Edebiyat Ufku gibi kültür ve edebiyat dergilerinde, yerel gazetelerde, çeşitli e-dergilerde şiir ve yazıları yayınlanan; Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak görev yapan başarılı bir yazar.
Sayın Akay’ın derece almış şiirleri olmasına rağmen deneme türüyle de arası iyi. Nitekim Kırmızı Hayaller’den sonra, Tebeşir Yayınları’ndan çıkan ikinci kitabı Kalemin Söylediği deneme türünde.
Kendisiyle yapılan bir söyleşide, deneme seçimiyle ilgili soruya: “İnsan kendi iç sesiyle konuşurken kendine tepeden kuş bakışı yapma, vicdanını yoklama, nefsiyle mücadele etme şansını da yakalıyor. Konusuna göre denemeyi tercihim bundandır.” diyor.
Kalemin Söylediği, yazarın “maddî ve manevî âleme ait” olmak üzere ikiye ayırdığı kalemden, hissesine düşenlerdir. Yani “Allah’ın verdiği ilham ve izinle yazan kulların kalemi kendisinin ve kâinattaki tüm yaratılanların yaratılış amacını anlatması. Hakikatten, esrardan dem vurmasıdır.” ( Sf. 48)
Akay’ın Kalemi güzelden bahseder, aşkın türküsünü söyler; “Elif” merkezli, manevîyat eksenlidir.
“Benim bu eseri kaleme almamdaki maksat öncelikle Allah’ın rızası doğrultusunda O’nun hikmetini, hidayetini, merhametini, kudretini aktarmaya çalışmaktır. Diğer bir maksadım ise kulluk vazifesinin yanında vatanım için mücadele edebilmektedir.” (önsözden)
 1982 doğumlu yazar, yazdıklarıyla hem kalem hem de bir ruh olgunluğunu kuşanmış görünüyor. Fikir seviyesi ve şuuruyla kalbi yakalıyor.
 İnsanın varlık içindeki konumunu, nerede durduğunu önemsiyor. Kutlu, üstün bir bilgiye talip. Belki ikinci bir gözdür aradığı.
Mesela hiç de kolay değildir, “günlerce yatağa ve ilaca bağlı kalırken”,  “sabrın sargısını kaldırınca altından paha biçilmez ‘şükür’ çıkıyor” diyebilmek, “fenafillâh denizinde kulaç atmaktan” söz etmek, hastayken “Allah’a sonsuz şükürlerini sunup, sevinçten ağlayabilmek”, farklı bir mizaç ve iklimde kelimelerle bezenmek giyinmek. (Z/İllet yazısı)
 “Bir reklam (Doritos’tan)  bile, düşünce yolculuklarına çıkıp, “hikmet” devşirebiliyor.
Kâinat Ayşe’ce zengin bir okuma alanıdır. Mesela yuvalarını genellikle tarihî bir minare, cami, konak ya da sütunların üzerine konan leylekler onca “tarihin bekçileridir.”
Konuları zengindir. Ağustos böcekleri de yüklü, muhtevalı yazılarına girer; kıyafetnameler de; Türk Kültürü, Türk Dili ve Türk Edebiyatı da…
Bu vatanın ve çağın dertleriyle samimiyetle alâkalıdır. Egoizm; hamlık; dilini(kalbini, manevî değerlerini) yiyen Türkiye; insanı intibaha, ulvî gayeye sürükleyecek kaynaklardan mahrum bırakan manevî enerji yokluğu ve tembellik hastalığı; her iki anlamda da dil zehirlenmesi; artık yol kesmek yerine, şerli menfi yollar açarak gönlü karalayan modern haramiler;  çiğ insan eti ve öz ruhunu yiyen, gafil beşeriyet.
O, çığlığını duymamızı, uyanmamızı ister:
“İlimle yoğrulmuş bir nesil çalınıyor geleceğimizden. Ulemanın muhabbeti çalınıyor dillerden. Yetimin hakkı çalınıyor kimsesiz diye elinden. Beşikten mezara dek süren eğitimimiz çalınıyor yaşamımızdan(sf. 17)”
Bazen ikaz eder: “Ve siz, yüreğine büyük engeller koyan engelliler, lütfen bizi engellemeyin!” ( Engelleme’den)
Marifetli “Muallim sadece sınıf/ta konuşmamalı, sınıf farkı gözetmeksizin mekânı geniş tutmalı”, zaman içre kısılı kalmamalı, gönülleri parlatmalıdır.
Reçeteler, yol haritaları sunar. Hz. Peygamber’i (S. A. V.) candan sever.
Kitabında kadın, analık mevzuuna özel bir yer verir ve yepyeni doğumların, ufukların müjdesini hissettirir.
Ekseriyetin aksine İstanbul değil, Ankara onun için koyu bir sevdadır. ANKA-RA’dır.
İlk kitabında; makale, şiir gibi türlerle eseri süslerken; ikincisinde üslûbunu çeşitlendiren Ayşe Akay, türler arasına masalı katıyor. Bize uyarıcı bir lisanla Türk’ün Masalı’nı anlatıyor.
 “Ellerim açık, gözlerim kapalı, yüreğim semaya yükseledursun. Ben tecrit hırkasını giymek istiyorum. Soyunmak istiyorum masivadan” diyen asîl, nadide bir yürektir satırlarda rastladığımız.
Genç yaşta böyle bir idrake sahip olmak, şüphesiz takdire şayan bir husustur.
Sayın Akay’ı, bu anlamlı ve gönül güzelliklerini yansıtan eseri için tebrik ediyorum.

Bu yazı toplam 6431 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.