1. YAZARLAR

  2. Ahmet Güldağ

  3. İhtilâle karşı Milletin İhtilâli
Ahmet Güldağ

Ahmet Güldağ

MÜŞAHEDE
Yazarın Tüm Yazıları >

İhtilâle karşı Milletin İhtilâli

A+A-

Geçtiğimiz Cuma akşamı TV’ler bir hareketin olduğunu yayınlıyordu.

Ne oluyor derken sizlerin de öğrendiği gibi bazı rütbeli rütbesiz asker elbiseli kimseleri İstanbul hava alanlarını köprüyü kapattıkları Valilik binasını çevreledikleri görülürken birde TRT 2 den spiker bir deklarasyon okuyuverince mesele anlaşılmıştı.

İhtilâl havası vardı ortada.

***

Bir muhabirin Cumhurbaşkanını telefondan TV’ye aktarması ve onun halkı Hava alanlarına, sokağa davet etmesiyle birden her yer Milletin kendisi ile doluverdi ve mücadele başladı.

Bundan sonrası TV’ler genişçe oluşumları verdi ve sizlerin de gördüğü gibi…

İhtilâl yapmak isteyenlere canını ortaya koyarak Millet İhtilâlini gerçekleştiriverdi.

Bu karşıta karşı gözü dönmüşler halka bomba atıp kurşun sıkmadan da edemediler ama fayda etmedi.

Bütün TV’lerin yayınından olanları hepimiz gördük. Tekrarlamaya gerek yok derken bizim bellek 27 Mayıs 1960 gününe çeviriverdi beni.

Gelin bu gün altmış yaş altının görmediği bu hareketi bir anlatmış olalım.

***

Sabahın beşinde namaza kalktığımda tesadüfen radyoyu açmıştım. O günler TV, Cep telefonunu bırakın evlerde hatta bazı iş yerlerinde masa telefonu bile yoktu.

Birden kalın ve sert bir sesin konuşmasını dinledim. Kurmay Albay Alparslan Türkeş, isimler vermeden şöyle diyordu özetle.

"Bugün demokrasimizin içine düştüğü buhran ve son müessif hadiseler dolayısıyla ve kardeş kavgalarına meydan vermemek maksadıyla Türk Silahlı Kuvvetleri memleketin idaresini eline almıştır"

Ve ilave ediyordu ki bu ilaveye iyi dikkat edelim. “Bu hareket hiçbir parti ve zümreye karşı değildir. Sadece kardeş kavgasını önlemektir. Vatandaşların evlerinden ikinci bir emre kadar dışarı çıkmamaları gerekmektedir.”

Ne yazık ki hiçte öyle olmadı CHP mensupları üst sıralara girmeye başlarken ne kadar DP milletvekili, idareci ve taraftarlar tevkif edilmeye başlarken Rahmetli Başbakanlarımızdan Menderes Cumhurbaşkanı Celal bayar Yassı Ada da hapse atılıverdiler.

***

Namaz kılmakta olan Rahmetli emekli öğretmen babama “ne oluyor” diye sorduğumda.

“Bu askeri bir ihtilâl olsa gerek. Osmanlı zamanında olduğu gibi” derken ilave ederek “İnşallah hayra vesile olur” demişti.

***

Hayra vesile olur sebebini de şöyle izah etmişti. “Biliyorsun siyaset çok sertleşti iki taraf birbiri ile kavgalı halde.

Baksana biri “Halk” diğeri “Vatan” cepheleri kurmada yarış içinde halkı iki kutba doğru götürüyorlar. İyi bir şey değil. Talebelerin nümayişi ortalığı daha da gerginleştirdi. Hakikaten tarih öncesi İttihatçıların yaptığı gibi olmayıp Kardeş kavgasını önlem ve hiçbir zümreye karşı olmama durumu olursa, inşallah sükûn kaplar ortalığı. Aksi ise daha da kötü sonuçlar doğurabilir.”

Çoğunun haberi bile yokmuş meğer. İdare otobüsü ile iş yerine gittiğimizde “haydin evlerinize sokağa çıkmayın” deyip servisi geri çevirdiler ve. “Dışarı çıkma yasağı var. Herkes evine gidecek ikinci bir emre kadar gelmeyecek.” Diye tembih ettiler.

Bu arada evvelce DP’yi kuvvetle tutanlar(!) birden CHP li oluverip biz demiştik demeye yer kapmaya başladılar

Daire müdürleri, Gazete yazar ve müdürleri hemen bir CHP taraftarı olup,  maaşlı A. A. Muhabirliklerini bile elde ettiler

***

Bendeniz eve dönmemiş köşe yazısı da yazdığım DP’nin koyu taraftarı bilinen Yeni Meram gazetesine gitmiştim.

Dünya gazetesinin eski idarecilerinden olan, bendenizi de yazarlığa teşvik eden Yeni Meram’ın yazı işleri Müdürü Merhum Tacettin Öney’ın “Ahmetçiğim. Bu ihtilâlı Milliyetçiler yapmışsa Celal Bayar asılır. Yok, Masonlar yapmışsa Menderesi asarlar…” dediği tespit sözü hala kulaklarımda ve düşündürücüdür. Çünkü ne kadar doğru olduğunu sonraları görmüş Menderes asılmış Bayar kurtulmuştu.

***

Kimine göre “İhtilâl” kimine göre ki bilhassa CHP yanında sol görüşlü takım “Devrim” olarak gördüğü bu hareket aslında 12 Eylül gibi TSK yani Genel kurmay teşkilatı tarafından hiyerarşi yani emir komuta altında olmadığı önce 16 sonra ilavelerle 37 kişiye çıkan subay takımının, askerleri değil Harbiye okulu talebelerini kullanarak yapmasıdır..

Ve ayrıca bırakın devrimi demokrasiyi rafa kaldırmakta öncü olduğunu bu günler daha iyi göstermiştir

***.

Bunları duyan 3. Ordu komutanı Rağıp Gümüş Pala paşanın, “Eğer darbenin lideri kendisinden daha kıdemli değilse ordusuyla Ankara'ya yürüyüp isyancıları yakalayacağını” söylemesi üzerine darbeden haberi olmayan Emekli Orgeneral Cemal Gürsel Milli Birlik Komitesi'nin başına getirilmiştir. Yoksa onun asla haberi olmayıp mektup meselesi de tahrif edilmiştir.

*** 

Bunları, anılarım olarak geçerken buraya sığdıramadığım çok şeylerde oldu ama sizlerin zamanını almak istemem

Zamanın Devlet Su İşleri Genel Müdürü olan Süleyman Demirel“Dün dündür. Bugün bugün.” düşüncesi altında şimdileri darbe taraftarı gibi sözler söylese de!.

“1950 seçimi Devlete karşı, onların yönettiği devlete karşı kazanılmış bir zaferdi... Onların elinden devleti alma hareketidir. 1960, halkın elinden devleti alma hareketidir.” Demesi ile Rahmetli Or. Prof Ali Fuat Başgil’in tespiti olarak dört mesuliyetten bahsetmesi;

1)Demokrat İktidarın, örfi idareyi devam ettirmek için yalnız Silahlı Kuvvetlere müracaat edip, Zabıta Kuvvetlerini ihmal etmeleri ve halka olan sonsuz güvenleri vb. hataları,
               2)Muhalefetin çevirdiği dolaplar,
               3)Bazı aydın çevrelerin ihaneti,
               4)Müzayede ile satılan basın.

***

Sağlık ve esenlik içinde sevdiklerinizle yaşam dileğimle

Bu yazı toplam 3001 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum