Süleyman Küçük
Nostalji Strateji Değildir
“Eski düzen geri gelmeyecek. Yasını tutmamalıyız. Nostalji bir strateji değildir.”
Nostalji yapmak veya Nostaljik olmak, eski güzel zamanları hatırlamak demektir. Geçmişi ve her şeyin nasıl olduğunu veya eskiden nasıl olduğunu hatırlamakla kendini avutma anlamlarına gelir.
Nostaljinin zamanla geçmişe duyulan olumlu bir özlemin hayatı kaplaması halinde ise “Nostalji Hastalığı” halini alır.
Bizim memleketimizde ise nostalji olmak, kişisel olmaktan daha çok millet olarak Osmanlı, hatta Selçuklu döneminden başlayıp yer yer tarihin en eski dönemlerine kadar, gerçekte var olduğu bile tam olarak düşünülmeyen anılarla dolu bir geçmişe yönelik duygusal bir hatırlama aracıdır.
Veya insanlarımızın genellikle, geri getirilemeyecek veya tekrar kazanılamayacak bir geçmişe duyduğu özlemi abartılı ve romantize edilmiş, bir şekilde anlatmasıdır.
İnsanların abartılı bir şekilde nostalji, yapması ile hayatlarında değişen bir şey oldu mu veya olacağına inanıyorlar mı? Elbette hayır, ama yapmaya devam ediyorlar çünkü kendilerini böyle tatmin veya hayatın gerçeklerinden böyle kaçındıklarını zannediyorlar.
Bireysel boyutundan daha çok toplumun yaşadığına inanılan bir geçmişe kendini modern olarak tanımlayan insanlar tarafından özlem duyulmasının yanlışlığı bir tarafa, özlem duyduğu dönemlerde toplum olarak gösterilen davranışları gösterme konusunda isteksiz hatta kötüleyici ifadeler kullanması da içinde bulunduğu ruh halinin normal olmadığını bir ifadesidir.
Romantizmi sadece kişiler mi yapar derseniz, size son zamanlarda televizyonlardaki devlet eliyle desteklenen ve toplumu belli bir yöne kanalize etmeye dönük olarak gerçek dışı bir tarihi dramatize ederek anlatan tarihi dizilerin kimler tarafından nasıl ve ne şekilde oluşturulduğunu araştırmanızı söyleriz.
En baştaki ifadeye dönecek olursak Kanada Başbakanı Mark Carney Davos'ta: “Eski düzen geri gelmeyecek. Yasını tutmamalıyız. Nostalji bir strateji değildir.” Sözünü bütün dünyanın suratına çarparcasına söyledi.
Çünkü kapitalizm kandırılmayı sevmez. Emperyalizm almadan vermez. Çünkü her emperyalist güç gibi ABD devleti de tabiri caiz ise bir mafya devletidir.
Peki Davos’tan bu tarafa devletlerin nostaljik takılmalarında değişen bir şey oldu mu veya olacağına inanıyorlar mı? Yine hayır, çünkü kurulu düzenlerini kendileri kurmadılar veya ağababaları olmadığı sürece de düzenlerini devam ettireceklerine de inanmıyorlar.
Kurulu düzen demişken büyük devletlerin ekonomik entegrasyonlarını silahlar ve gümrük tarifeleri üzerinden kurduklarını ve az gelişmiş ülkeler üzerinde koz olarak kullanmaya devam ettiklerini yenimi öğrendik? Yine hayır.
Kanada Başbakanının kurallara dayalı uluslararası düzen dediği şeyin aslında en güçlülerin ekonomik bütünleşmeyi baskı aracı olarak kullandığı, giderek sertleşen bir büyük güç rekabet sistemi olduğunu güya masada yer aldıklarını zannettikleri zaman bile menüde yer aldıklarını yeni mi öğrendiler? Bir kez daha hayır.
Yüz yıldır kurallara dayalı uluslararası düzen olarak adlandırılan yapı gerçekte, uluslararası hukukun ayaklar altına alındığı, kuralların olmadığı, yalnızca en güçlünün hukukunun geçerli olduğu ve emperyalist emellerin yeniden su yüzüne çıktığı bir düzendir.
Son 20 yıldır finans, sağlık, enerji ve jeopolitik alanlarındaki aşırı küresel entegrasyonun ortaya koyduğu risklerin bir dizi kriz oluşturacağını gören küresel haydutlar sürecin az gelişmiş ülkeleri bir daha kafalarımı kaldıramayacak şekilde bağımlı hale getirecek yeni bir süreci karşılıklı fayda yalanıyla dayatmaya çalışmalarından başka bir şey değildir geldiğimiz nokta.
FARKINDA MIYIZ?
Bu güne kadar tarihimize sahip çıkmak veya tarihimizi unutmamak adına birazda abartılı bir şekilde yaşadığımız tarih nostaljisi en güçlü olanların koydukları kurallar sonucunda onların işlerine geldiği gibi uyguladıkları ve kendilerini muaf tuttukları asimetrik ticaret ve hukuki kurallarının sanığı veya mağduru olmaktan bizi koruyamamıştır.
Uluslararası finansal sistemin de ülkeler arası gelişmişliği giderme açısından söylem ve gerçeklik arasındaki uçurumları çözmek için gerekli kolektif güvenlik ve destek araçları sağlama konusunda yardımcı olmamaktadır.
Eğer dünya onların ileri sürdükleri gibi bir geçişten ziyade kopuşun ortasında ise, çok can yakacağı anlaşılan değerli metaller üzerinden yürütülecek olan yeni bir savaşın dışında kalamayacağımız gerçeğiyle nostalji stratejisinden sıyrılıp ülke ve dünya gerçeklerine uygun yeni bir stratejiyi masaya koymamız gerekmektedir.
Çünkü Masada olmayanın menüde olduğu bir acımasız bir bölüşüm kavgasının tam ortasındayız





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.