Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

Müslümanların dünyası

Son yüzyılda İslam dışı güçler tarafından Müslümanların dini hayatlarını yaşayacakları yer ve zamanlar için bazı sınırlar getirilmek için tarihin hiçbir devrinde görülmeyen usullerin ortaya konulduğu bir dünyada yaşıyoruz.

Bizim ülkemizde son yıllarda bir rahatlama olarak kabul edilen bir takım iyileştirmeler yapıldığını göz önüne aldığımızda bile hala bir takım sınırlamaların olduğu gibi durduğu bir vakıadır.

Müslümanlar olarak bize çizilen sınırlara göz attığımızda şöyle bir dünyada yaşıyoruz:

Önümüze konulan çağdaş din olgusunda İslam Dininin hükümlerinden pek çoğu çağdaş dünyaya ve çağdaş akla uymayan bir din olduğu empoze edilmeye çalışılmaktadır.

Hâlbuki dünya hayatı içinde İnsana çizilen sınırlar içinde hüküm olarak şunu yapma - bunu yap diye emir vermeyen herhangi bir bilginin din olarak ne dünyalık ne de ahretlik bir değeri yoktur.

Bu yapılacaklar ve yapılmayacaklar listesinin kişisel ve toplumsal hayata dair olması esasında dinin belirleyici unsurudur.

Bu belirleyici unsurları dinin birincil kaynağı olan Kur’an-ı Kerim’den çıkarmak isteyenlerin çabalarını dinin kitabının okunmasında görmekteyiz.

Müslümanların özellikle namazlarında Kur’an okuduklarını yok sayarcasına her fırsatta "Kur’an okumuyorsunuz, Kur'an okumuyorsunuz" diye tekerleme tutturmaları ile başlayan ve sonu mealciliğe varan gevezelik belki de bu sınırlandırmaların ilk basamağını teşkil etmektedir.

Hâlbuki bütün Müslümanlar bilirler ki Kur’an-ı Kerim öncelikle hıfzederek okunur.

Bu namaz ibadetindeki Kıraat emrinin bir gereğidir ve Kur’an-ı Kerim’in tahrif edilmeden günümüze kadar gelmesinin hayata yansıyan kısmıdır.

Namaz dışında ise Kur’an-ı Kerim hem ezberden hem de yüzünden okunur.

Özellikle Ramazan aylarında yapılan mukabele sünneti bunun örneğidir.

Ama Müslümanlara Kur’an adına sınır çizmeye çalışan güruh Arapça olarak okunan Kur’an-ı Kur’an okuma olarak saymıyor.

 Bunun namaz içinde ve dışında olması da onlar için fark etmiyor.

Söz Kur’an okumaya geldiğinde Müslümanlara çeşitli dayatmalar getiren ve adına mealcilik diyebileceğimiz bu akımın kendi içinde pek çok açmazı var.

Türkiye'deki mealciliğin en başta gelen iki açmazı mealizm ve meal düşmanlığıdır.

 Türkiye'de şimdilerde sayısı 235 kadar olan Kur’an mealleri üzerinde farklı düşünceleri var bu mealistlerin.

Kendi içlerinde birbirlerini çarpıtma yapmak için art niyetle meal yazmak veya yazdırmakla suçlayan mealistlerin mesela diyanet gibi bir otoriteleri de olmayınca suçlamaların ardı arkasının kesilmemektedir.

Örnek olarak verdiğimiz diyanet gibi bir otorite tarafından onaylatılan bir meal olmayınca her kesim diğer kesimi kabul etmediğinden kendi mealini sanki Allah’a (cc) kendi mealini onaylatmışçasına bu ayette Allah (cc) bunu murad etmiştir diyerek diğer mealleri reddediyor.

Aslında iyiniyetli olmadıklarının en açık delili meallerini tanıtmak için sıkça konu ettikleri ayet hükmüne göre Müslümanların Müslümanlara merhametli olmaları tavsiye edilirken dini anlatmak adına komplekse girip dinini tahrif edenlerden oluyorlar.

Bu durum belki oldukça ağır bir ifade olacak ama maalesef yayınevlerini bir meal çöplüğüne döndürmüş durumdadır.

İlahiyat Fakülteleri ile Diyanetin bu tahrife sessiz kalmaları sonucunda esasında din konusunda bilgiye ulaşmanın kolay ama bu nispette hakikate kavuşmanın zorlaştığı bir dünyada yaşıyor Müslümanlar.

Bunu fırsat bilen bidatçi sapıkların 1400 yıllık Sahih İslam çizgisini takip eden Müslümanlara ehli kitap diyecek kadar alicengiz oyunlarına başvurdukları ve dinde önüne gelenin konuştuğu bir dünya oluşturulmaya çalışılıyor.

Dini parça parça ederek uzmanlaştıkları(!) kısımda ellerinde kalan parçalarla birbirlerini suçlayan maskeli çağdaş insanların oluşturmaya çalıştığı dünya Müslümanların dünyası olmadığını herkes bilmekte ancak maalesef seslerini de çıkaramamaktadırlar.

Mübarek üç ayların başlaması ile bu saldırganlığın daha da arttığını görmek sürpriz olmayacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Süleyman Küçük Arşivi

Sekülerleşme Talebi

20 Eylül 2026 Pazar 12:33

Düşman Kavramı Neyi İfade Eder

16 Eylül 2026 Çarşamba 10:59

Her Yöne Çekilebilecek Hikâye

13 Eylül 2026 Pazar 11:10

Hali Pür Melalimiz

09 Eylül 2026 Çarşamba 12:02

Meyyitler İstişare Toplantısı

06 Eylül 2026 Pazar 13:17

Tüketim Toplumu ve Din

02 Eylül 2026 Çarşamba 14:48

Neme Lazım

30 Ağustos 2026 Pazar 13:16

Müslüman'ı Müslüman'a Kırdırmak

26 Ağustos 2026 Çarşamba 13:06

Çağdaş Dünyanın Müslüman'ı

23 Ağustos 2026 Pazar 12:57

Küçük Amerika Olmak

19 Ağustos 2026 Çarşamba 10:09