Hüzeyme Yeşim Koçak

Hüzeyme Yeşim Koçak

Millî Edebiyatçımıza Selâm

“Tarık Buğra çok şey kaybetti; ulaşabileceği noktanın belki, çok altında kaldı; ama hiçbir Tarık Buğra, hiçbir Tarık Buğra’ya ihanet etmedi; hiçbiri, hiçbirini hiçbir şeye satmadı: Para için satmadı, ün için satmadı, politika için satmadı. Ve -sanırım- bunu dost bildi; düşman da bildi” diye ilkelerini belirtiyordu Romancı, hikâyeci, oyun ve fıkra yazarı, gazeteci Tarık Buğra( 2 Eylül 1918- 26 Şubat 1994); Türk Edebiyatı’nın büyük yıldızı.

“Soylu bir edebiyatçı olmanın ilk ve bırakılmaz şartı bağımsız bir kafaya sahip olmaktır; yani olaylara, meselelere ve insanlara, insan ilişkilerine peşin yargılara saplanmadan, objektif olarak bakabilmektir. Böyle bir tutumun -inanç ve çıkar guruplarının ağır bastığı bir ortamda- insana, özellikle de yazarlara düşman kazandırması önlenemez: Dürüstlüğün ve saf düşüncenin bedelidir bu. Çünkü bu bedel, her ne pahasına olursa olsun diyerek elde edilmiş ünün, etiketin, kısacası her çeşit kazancın bizi ödemek zorunda bırakacağı bedel kadar ağır ve onun gibi küçültücü değildir” diyordu “Düşman Kazanma Sanatı’nın önsözünde” (Tarık Buğra, Ötüken Yayınları, 2024, s. 13)

Bu uğurda yaman bedeller ödemişti. Sağ kesimlerce dahi yok sayılmış, mesela ekranlara çıkarılmamış, yalnızlaştırılmıştı. “… bir kalp krizi geçirerek hastaneye yattığı zaman, kendisini politikacıların hiç arayıp sormadığını, bir yazısında acı acı belirtmişti” (Mehmet Çınarlı, Sanatçı Dostlarım, Ötüken Yayınları, 1979, Sf. 135)

Ama ülküsü hedefleri uğruna savaşacaktı. Çetin yolun farkındaydı. 1975 yılında yazdığı “Savaşçı” şiirinde dediği gibi:

“Yolun ormana düşecek… balta girmemiş;

Kurnaz ol… acımasız.

Tek karşılamaya, savmaya, savuşturmaya değil,

Karşı saldırıya da… hemencecik… ânında

Hazır olabilecek misin?

Tetikte, tetikte, tetikte

Ve gerilmiş yay gibi…hep.. kalabilecek misin?

Pusuların, sinsiliklerin, hilelerin

Ve dişlerin, pençelerin korkusu vardır;

Alabilecek misin?(…)

Orman güzeldir;

Işık sızdırmayan kuşkuların, korkuların

Ve nefes kesen bekleyişlerin anaforunda

Tadabilecek misin?

Ha?

Tadabilecek misin?

Yolun ormana düşecek… balta girmemiş;

Pusular, sinsilikler,

Hilelerin her çeşidi, kalleşlikler ormanıdır bu;

İnsana susamışlıklar ormanı!

Kız güzelliklere açık,

Sevinçlere açık

Ve en yumuşak duygularla yüklü coşkulara açık

Kalabilecek misin?

Toplan borusunundur bu ses;

Ormanın uğultularına karışmış

Yiğitlere!

Dinle yüreğini.

Ne duruyorsun? Kuşan da gel.

Hemen gel.

Gelebilecek misin?” (Edebiyatın Yolları Taştan, TARIK BUĞRA ile Söyleşiler, hazırlayan: Mehmet Tekin, Ötüken Yayınları, 2018)

“1949 yılında, Yaşar Nabi’nin kendisiyle ortak olarak bir mizah dergisi çıkarmayı teklif ettiğini, kendisine çok iyi imkânlar sağlayacak olan bu ortaklığı, anlayışına ve inancına aykırı düşen birkaç yazı yüzünden bozmak zorunda kaldığını bana (Mehmet Çınarlı’ya) anlatmıştı. Aynı olayı Pınar dergisinde yayınlanan konuşmasında da hikâye etmiş: ‘Muallim muavinliği yapıyordum. Hakikaten bir tek pantolonum vardı ve yama tutmuyordu artık. Kendim yamıyordum. Pardösümün altına giyiyordum ancak.” demişti (Mehmet Çınarlı, Sanatçı Dostlarım, Sf. 135)

Tarık Buğra ile ilgili dikkate değer çalışmalar yapmış, kitaplar yayınlamış Prof. Dr. Mehmet Tekin yazıyor:

“…Biz, çay eşliğinde sohbetin devamı için hazırlanırken, olmadı; etrafımız bir anda kuşatıldı ve sohbetimiz maalesef- yarıda kaldı; bir de, erken kuşatılmışlıkla gelen burukluğun belgesi olarak yandaki fotoğraf…

Buğra, yarıda kalan sohbetin -en azından benim açımdan- burukluğunu bir nebzecik gidermek için olmalı, elini omzuma koymuş. O anın telâşıyla elin-daktilo tuşlarının marifetiyle işaret parmakları içe doğru bükülmüş, çileli, yorgun, solgun elin- farkında değildim. Fotoğrafla farkına vardım ve (saklamaya ne hacet?) o yaşın heyecanıyla sevindim, mutlu oldum: Acılar acısıdır ki, izleyen aylarda yerini hüzne, hatta kedere bırakan yarıda kalmış bir mutluluktu bu. Çünkü ölüm meleği, çok değil bir buçuk yıl sonra, bu yorgun adamın kapısını çalacak, yaşanmış ve yaşanacak dostluklarla birlikte yazılacak olası hikâyeleri, romanları, yazıları da alıp götürecektir.” ( Mehmet Tekin, TARIK BUĞRA İtaatsiz Bir Taşralının Entelektüel Portresi, Ötüken Yayınları, 2018, sf. 22)

Allah rahmet eylesin. Ruhu şad olsun.

***

Bir ev sorunu da olmuştu Yazarımızın. Eşi Hatice Bilen “Hayat boyu doğru dürüst bir evi olmadı” diye bir gerçeği dile getirmişti.

Fakat O, davetkâr ve cazip büyüleyici kelimelerinden bizlere nice kâşâneler hazırlamıştı.

Onu hatırlamak, anmak, gelecek nesillere anlatmak, bir mirasa sahip çıkmak bir inşa faaliyetiydi.

Zihindeki döllenmelere, gönül evlerindeki yerleşimlere, zenginliklere zemin hazırlıyor. Ve mayalanmayı asıl yuvayı yapıyor, istikbaldeki kültürel şahlanışların bir vesilesi oluyordu.

Tarık Buğra gibi müstesna anıt şahsiyetler seçkin eserleriyle, sanatıyla âdeta bütün hücrelerimizi dolduruyordu.

Kendisi yarışmalar, yazarlara verilen ödüller konusunda- ki o da çeşitli armağanlar almıştı:

“Sanata, sanatçıya ve kültüre katkı bakımından ödüller, genç yetenekleri özendirdiği için.. sanatçılara şevk verdiği için.. en önemlisi de, konuya ve konunun değerli örneklerine ilgi çektiği, yeni ilgiler kazandırdığı için yararlıdır. Ama asıl kazanan okunan değil, okuyandır” diye bir tespitini aktarıyordu. (Düşman Kazanmak Sanatı, sf. 286)

***

Bu itibarla, Akşehir Belediyesi'nce düzenlenen “Tarık Buğra Ulusal Öykü Yazma Yarışması” önemli ve büyük bir kültürel hamle. Gelişerek devam etmesi, yol açması en baştaki dileklerimizden.

26 Şubat’ta Akşehir’de, Tarık Buğra Ulusal Öykü Yarışmasının ödül törenindeydik. 194 yazarın 254 eserini jüri üyesi olarak değerlendirmiştik, sevindirici bir katılım sağlanmıştı.

Bu anlamlı ve değerli faaliyetin mütevazı bir parçası olmak, bizim için onurdur.

Akşehir Belediye Başkanımız Sayın Dr. A. Nuri Köksal’a, sürece dâhil olan destek veren, emeği hizmeti geçen kurumlarımıza, TYB Konya Şubesi’ne, kıymetli hocalarımız ve ümitleri yeşerten yazarlarımıza şükranlarımı sunuyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hüzeyme Yeşim Koçak Arşivi

Aşk ve Perdeler

22 Şubat 2026 Pazar 12:30

Pencereler ve Perdeler

15 Şubat 2026 Pazar 12:34

Çöp/ Çöplük/ Çöpleştirme

08 Şubat 2026 Pazar 13:00

Koltuk

01 Şubat 2026 Pazar 11:42

İtiraf

25 Ocak 2026 Pazar 12:39

Rüya Gibi

18 Ocak 2026 Pazar 14:35

Düşlerle Yürürüz

11 Ocak 2026 Pazar 14:44

Biz Bongalı Değiliz

04 Ocak 2026 Pazar 12:05

Gör Bak İçimizde Neler Var

28 Aralık 2025 Pazar 14:17

Ruhun Tarımı

21 Aralık 2025 Pazar 11:39