Hamide Yıldırım
Koruyamadıklarımız!
Atlas Çağlayan, Ahmet Minguzzi, Hakan Çakır, Ata Emre Akman, Berkay Melikoğlu ve Alperen Ömer Toprak…
Bu çocuklar, hikayeleri hayatlarının baharında bitmiş olmasaydı belki de ülkemiz için çalışan birer öğretmen, doktor, polis, sanatçı veya başka bir meslekte olacaklardı. Sadece bu çocuklar değil daha birçok çocuk akranları yüzünden gördüğü şiddet, zorbalık ile hayatlarından koparıldı.
17 yaşındaki Atlas, İstanbul'un Güngören ilçesinde, iki genç grubu arasında çıkan "yan bakma" tartışmasında bıçaklanarak öldürüldü. Tüm ülkede manşetlere taşındı Atlas. Onu tanımayan, hayatında hiç görmeyen insanlar bile Atlas için feryat etti.
24 Ocak'ta Ahmet, kaykay malzemesi almak için gittiği Kadıköy'deki hareketli bir sokak pazarında tanımadığı kişiler tarafından saldırıya uğradıktan sonra yoğun bakım ünitesine kaldırıldı. Ahmet’i hayattan koparanlar ise 15,16,17 yaşlarında ‘çocuk’lardı.
Ankara’nın Keçiören ilçesinde dükkân işleten 23 yaşındaki Hakan, annesi ve kız kardeşini rahatsız edenlerle tartıştı ve çıkan kavgada öldürüldü.
Ata Emre, 11 Mayıs 2024 tarihinde Balıkesir'in Karesi ilçesindeki Karaoğlan Mahallesi Emir Sokak'ta, zincir bir restoranda motokurye olarak çalışıyordu ve tanımadığı biri tarafından bıçaklanarak öldürüldü.
Berkay, Tokat’ın Turhal ilçesi Mareşal Feyzi Çakmak Mahallesinde 3 Mart 2025 tarihinde çıkan tartışmada ağır yaralandı ve kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.
15 yaşındaki Alperen Ömer, Bolu’da parkta çıkan bir kavga sonucu hayatını kaybetti. Alperen’in katili ise 13 yaşındaydı.
Bu mesele birkaç isimle sınırlı değil maalesef. Her geçen gün yenisi ekleniyor. Her olayda tartıştığımız konu ise, ‘suça sürüklenen çocuk!’
13 yaşındaki bir çocuk nasıl suça sürüklenir? Henüz kendisini bile tam anlamıyla tanıyamayan çocuklar, ellerinde silahla, bıçakla sokaklarda mafyacılık oynuyor. Bir çocuğun suçla anılması beni tedirgin ediyor. Yoksulluk, aile içi şiddet, eğitime erişim sorunları, sokakta büyümek zorunda kalmak, madde bağımlılığıyla erken yaşta tanışmak, mafyatik dizilerle bağ kurmak ve birçok neden sayılabilir belki ama cinayet işletecek kadar gözü dönme durumunu bir türlü kafamda oturtamıyorum. Sonucu konuşuyoruz da, nedenlere gelince neden sesimiz çıkmıyor? Manşetler atılıyor; ‘Küçük yaşta katil oldu.’ Manşete taşıdık, sosyal medyadan paylaştık, birkaç videoya, fotoğrafa yorum yaptık! Vicdanlar rahatladı…
Bu bireysel bir konu değildir, çocuklarımız sokak ortasında yaşıtları tarafından katlediliyorsa, bu sorun toplumsaldır. Caydırıcı cezalar, sıkı denetim, nitelikli eğitim, ne gerekliyse önlemler alınmalı. Suça sürüklenen çocuk ifadesi yalnızca yaşanan durumları hafifletmekle ve sorumluluğu dağıtmakla kalmamalı. Adaletin demir yumruğu her suçlaya inmeli.
Maalesef geç kaldık… Bazı çocuklar hiç büyümeyecek. Bir yenisi daha eklenmesin, bir anne daha çocuğu için adalet istemesin.
Unutmayın, çocuk ölümleri kader değildir.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.