Hüzeyme Yeşim Koçak

Hüzeyme Yeşim Koçak

Koltuk

Hayali, ucundaki erişim bile tarifsiz sayısız visal yaşatacaktı. En güzel rüyalar onunla görülüyordu.

Üstelik yani neredeyse her çeşit defi hacet serbest, onunla her şey alabildiğine hürdü.

Hatta az gayret, ha gayret, azıcık daha uğraşsa, müşavir hocalar yeterince çalışsa Cennet ahalisinin başı olacağına dahi inanıyordu.

Yasaları o yapar, o yıkardı. Kanun çalar oynar; rengârenk kişiliğiyle oradan oraya zıp zıp zıplardı.

Binaenaleyh nerede, hangi yönde olduğu, davası havası he(l)vası bir türlü anlaşılmazdı.

Sonra bu duygu, düğün dernek, şehrayin, tap(ın)ma duygusu başka nerde neyle yaşanabilirdi.

Bütün dünya nimetleri, belki de ahret hediyeleri oradan geliyor ve Koltuk kutsallaşıyordu.

Ama inmesi binmesi, çıkışı girişi de güçtü.

Maazallah düş(ürül)se, bir tarafı incinse kırılsa yahut dış güçlerce ele geçirilse, toprak üstünde ne yapacaktı, doruklara nasıl tırmanacaktı.

Ayrıca “koltuk değneği” bulmak kolay mıydı? O zirvelerin şahikaların göklerin adamıydı.

İşte o zaman düşler azmanlaşıyor, gönül ferman dinlemeyip arzu genişliyor, sınırlar kalkıyor; hadsiz hudutsuz bir sevdanın sonucu kullar köleler, tebaa çoğalıp, koltuk merasimleriyle şenlikleriyle onu omuzlarda başlarda taşıyordu.

Mecburdular, hele bir cüret etsinler de görelim. Metotlarını, yöntemlerini kimse tartışamazdı. G(azabı) muhteşemdi.

Neticede insan “Oturağa” yapışıp kalıyordu.

O yüzden zat-ı alilerini yerinden oynatması gün geçtikçe zorlaşmıştı. Haliyle gövdenin bazı kısımlarının hacmi büyümüş ve Hazret iyice yükçül hâle gelmişti.

Ah! Ne olurdu Dünya Hâkimi olsa, koltuk yerine kendisi kadar değilse de bir “Üstün’ün” kucağına demeyelim de koltuğuna sığınsa, beraberce şu küçük âlemi idare etseler, çeki düzen nizam verseler, talihlere tarihlere yarınlara hükmetseler, (yoksul) ademciklerin de bademciklerini beyinciklerini bedavadan alıp terbiye eyleseler ne isabetli ne hoş olurdu.

Fakat bu oldukça çetin işti. Yâran türlü methiyeler dizse, istikbal için deliller sunsa, kamuoyunu hazırlasa, muhaliflerin icabına bakılsa da, koltuklar pahalıydı.

Ucuzlarla da işi yoktu. Pek aşağılık cahil cühela insanlar oraya oturuyordu. Kalite fevkalade düşmüştü canım.

Hâlbuki o tutkusu, yüce mefkûre, milletin âli menfaatleri, hayrı için canını bile verebilirdi.

Aslında hiç aklından çıkıyordu o zarif haşmetlû sandalye. Zaten Ulu mekânının her tarafı koltuk şeklinde, onu hatırlatacak nesnelerle kaplıydı.

Ancak ilerisi, daha azametlisi daima mevcuttu, niçin yetinecekti.

Bazen irileşiyor, büyükçe büyüyor, âdeta devasa bir koltuk şeklini alıyordu, o derece aynileşmiş, içiçe geçmişti: “İçimdesin içimdesin, ne özlerim bilemezsin.”

Fakat bu hasret emel de tehlike içeriyordu. Ya üstüne oturan oturana olsa; ezilip büzülüp kalsa...

Üstelik nankörlerrr, e(k)mek düşmanları, fitne fücurlarrr, mendeburlarrr; bu müstesna vatan evladının fedakârlığını, yüce hissiyatını, bilgeliğini bir türlü idrak edemiyor, kısacık ömürde şu kadarcık bir iktidarı bile çok görüyordu.

Hâlbuki nelere layıktı. Evrende kendisinden iyisi âlâsı var mıydı.

Etrafını kıskançlar, hainler, ajanlar, sarhoşlar, haçlılar,örgülü saçlılar envaiçeşit düşman sarmış, itibarını kısmetini ikbalini kıskanıyordu.

Çektiği zahmet, kurgulu burgulu arzular; kafesten çıkmış hesapsız şüphe, kaygılar, vesvese, çevresindeki fesat işin en acı gerilimli kısmıydı.

El pençe divan durulmak, sevilmek, yaşamı boyunca planlarını yüksek projelerini gerçekleştirmek peşindeydi ancak fırsat vermiyorlar, itaatsiz nankör kimi ahali hepten teslim olmuyor, kadir kıymet bilmiyordu.

Devran, sürüler bir türlü istediği gibi güdülmüyordu.

Her gün lânetler okunsa; en üst akıl, en yaman danışmanı Kovulmuş Melek olsa da…

Ve…

sık sık müthiş bir korkuyla, onu yiyip bitiren bir kâbusla sarsılıyordu.

Koltuk bir kader rüzgârıyla havalanıp tepesine geçebilir, onu yere çakabilirdi.

***

Not: Berat Kandiliniz mübarek olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hüzeyme Yeşim Koçak Arşivi

İtiraf

25 Ocak 2026 Pazar 12:39

Rüya Gibi

18 Ocak 2026 Pazar 14:35

Düşlerle Yürürüz

11 Ocak 2026 Pazar 14:44

Biz Bongalı Değiliz

04 Ocak 2026 Pazar 12:05

Gör Bak İçimizde Neler Var

28 Aralık 2025 Pazar 14:17

Ruhun Tarımı

21 Aralık 2025 Pazar 11:39

Benliğin Anarşisi

14 Aralık 2025 Pazar 12:57

Muhabbetli Süzülüşler

07 Aralık 2025 Pazar 14:58

Edibâne Süzülüşler

30 Kasım 2025 Pazar 11:35

Gazze’nin Kanayan Yarası

23 Kasım 2025 Pazar 11:34