Hüzeyme Yeşim Koçak

Hüzeyme Yeşim Koçak

İŞLER GÜÇLER

Kadından erkeğe, çoluktan çocuğa herkes, sınır tanımayan işlerde çalışabilirdi. Çaren yok, dünyayla geçineceksindi. Bu, hayatın sana fatura kesmesi, taciziydi.

Tabii ki öncelikle bir “İşin” verilmesi gerekliydi. Herhalde, o bir pazarlamacı ya da satış mümessiliydi.

“İş”, 50 yaşlarında, orta boylu, çopur bir adam kılığında geldi. Kim olursa olsun, cüzdanı kabarık olsun kâfiydi. Sabırsızlanıyordu, zira “İş”  bekleyemezdi.

“İş” kuytuları severdi. Ama işine gelirse, açıklık, samanlık, bir aracın gölgesi, yeryüzünde mütevazı bir kıyıcık, ucuz bir dam altı da yeterdi.

Bazen işe acır; hayat hikâyesini falan anla(tı)rdı. Bazen kızsa da, aslında her “İş” mahkûmdu; bazen de söze dökülemez, yani o kadar da beterdi.

“İş” aşka geldi; toynağı ile toprağı deldi. Kaz adımlarıyla erkekçe dikeldi. Hayran hayran ibiğini aynada seyretti. Akıl fikir bakımından da adamakıllı keldi.

 “Düşünmeyecek, düşünmeyecek. Önce kafayı temizlemek lâzım.      Hürse neden temiz bir maziden düşmüş gibi gözüken, korunmuş, ihtimam sevgi görmüş yuvanın kadınlarını, anasıyla göğsünü kabartan çocukları, bir arılığı özlüyor. Tahammülfersa bir yürek yanışıyla, kıskançlıkla başını çevirip, hasetten imrenmeye ve nefrete masumiyeti yok etmeye evirilen duygu renkleriyle kaçıyor.. kaçıyor sonra bir erkek öksesinde pençesinde gene kayboluyor.”

Bir “yaz köşesinde” pahalı benzerini gördü; “bahar köşesinde” kaybolmuş “Gomore neslini”…Meslekte böyle zirveler de vardı. Paçalarından altın rengi, şakır şakır şık şıkıdım bir özgürlük akardı.

 “Zekâ, tüm birikimi, “İşin” hizmetindeyse; ziyankârlıktan bir türlü kurtaramıyorsa kendini; etiketlerin, yüksek not almış resmî kâğıt parçalarının, pozitif ayrımcılığın, âlim fazıl akıllı uslu başarıların ne önemi vardı.”

A5-E5-Z5’lerde taksiler gelir geçerdi, pazarlık yükselir, bir kadın daha kara-hava-ayak yoluna serilirdi.

Fotoğraflara baktı. Gazeteler,  TV, çağdaşlık suyuyla vaftiz edilmiş mekânlar hep doluydu. Sanatçının anlamlı dekoltesinden, ekranda kıvırıp duran millî rakkaseden, dünyanın sonu gelmez yarış(ma)larının kral ve ecelerinden “iş”le “işçi” yükseliyordu.

 Fotokopi cilalı bedenler peşpeşeydi, ağızlar, burunlar, elden geçmiş gövde parçaları, şişmiş ciğerler nazlanmadan sıraya dizilmişti. Memleketteki “Silikon Vadisi” böyle gelişiyordu. Aman Allah, tüm Varlık “estetikleniyordu”.

Takvim yapraklarında okkalı bir göğüs onu süzüyordu. İnce bir kadın belindeki al kemer, genç bir adamın boynuna dolanmıştı.

Bir elinde kamçı, “90-60-90” ölçülerinde “ölçüsüz” bir beden; üç beş erkeği burnundan tutmuş, yerlerde sürüklüyordu. Kırmızı çizmesinin topukları yerlere gömülüyordu.

Birileri yere avuç avuç tohum saçıyordu. Ki izlerini takip eden “yavrular” çıkacaktı; boy atacaklardı uykulu. Gittikçe büyüyüp, büyüleyeceklerdi “tasmalı güruhu”.

Müşterilerin bakışları bulanmış, zihinleri dolaşıktı. Anlamsızca göz gezdiriyordu.

Ufukta; erkek veya kadın ne olduğunu kestiremedikleri “insansı bir cisim”  boylu boyunca yere yatmış, hayvansı gülümsüyordu.

“Tükenmişlik, zeval, horlamak, aşağıla(n)mak,  en dipteki duygu: mahvolma lezzeti… Adın, varlığın, hayatın emeği, kalbinin şerefi silinir ve limelenirken.. Ruhunun elbiseleri tek tek soyulurken…”

Halhaller pranga olmuş yürütmüyordu. Ziynetlerinin şatafatından “varlığı” gözükmüyordu. Ceberut, gaddar bir talih yüze gülmüyor; uğraşsalar da şafak sökmüyordu.

“Bir sahne mahlûkuydu O. Teşhirle birlikte, insanlığını ağır ağır teslim ederken..”

Çoğaltılabilir ve dağı(tı)labilir bir ürün olarak, herhangi bir “İşe” gülümsedi. Kim ne dersin bu yıl verim yüksekti.

“Nereye gidiyorsun?”

“Avlanmaya. Şimdiki kızların hepsi tavşan, piliç, hamsi” dedi “İş”keyifli…

 Erkek kafasına tünemiş bir kadındı. Yorgun mecalsizdi, fakat memnuniyetini gizlemedi. “Yüzsüz İş” ayakları altında, burnunun dibindeydi.

İsterlerse takdir etmesinler, Çağdaş Anadolu harıl harıl işleniyordu.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hüzeyme Yeşim Koçak Arşivi

Bayramınız Mübarek Olsun

15 Mart 2026 Pazar 12:52

Aşk, Perdeler ve Kadın

08 Mart 2026 Pazar 13:24

Millî Edebiyatçımıza Selâm

01 Mart 2026 Pazar 13:13

Aşk ve Perdeler

22 Şubat 2026 Pazar 12:30

Pencereler ve Perdeler

15 Şubat 2026 Pazar 12:34

Çöp/ Çöplük/ Çöpleştirme

08 Şubat 2026 Pazar 13:00

Koltuk

01 Şubat 2026 Pazar 11:42

İtiraf

25 Ocak 2026 Pazar 12:39

Rüya Gibi

18 Ocak 2026 Pazar 14:35

Düşlerle Yürürüz

11 Ocak 2026 Pazar 14:44