Hüzeyme Yeşim Koçak

Hüzeyme Yeşim Koçak

Çarşaflamak

Bedeni panayır haline getirilmiş; tüm müktesebatı ruhu, etinin eline verilmiş, tenin didik didik ettiği kadın zihinleri hatırıma düşer. Aklımdan sürüler geçer gider.
Kadın beyninde gramajlar inerçıkar; zekâ bazen tırmanır, bazı da isteriyle(!) kıvranır.
Derken bir erkek yayın yönetmeni/patron/ paçalarından akıl, bilgi, medenîlik akan bir beyzade, bir arslan çıka gelir ve emreder kükrer:
“Açıl, Susamfındıkfıstık! Üç ampul yaktık, seyrine baktık! Zorbayız, egemen gücüz, kapana kıstık.”

Çocukluğumun geçtiği Tavşanlı’da, yerli halktan kadınlar çarşaf, şalvar gibi kıyafetler giyerdi.
Çarşafa girmeyi hiçbir zaman düşünmedim. Ama çarşaflı hanımların bir kısmı nedense bana,  muhtemelen bir daüssıla duygusuyla da; daha yumuşak, çatışmasız, sorgusuz, belki daha mesut bir dünyanın sakinleri gibi gelirdi.
Onları “takva” bulurdum. Başörtüyü taşımak bile, bunca zor, peşin bazı sıkıntıları göğüslemeyi gerektirirken; çok çeşitli, dört koldan hakaretleri sineye çekmek, giyimiyle direnmek, saygıdeğer hatta soylu bir davranış gibi gelirdi.
Batı kültürüyle öyle haşır haşır neşir, hemhâlız ki; farklı bir âlemi temsil eden şarkkarî bu kıyafeti görmek, bazen materyalist dünyadan artık bıkmış Avrupaî(!) gözlerimi ve yorgun ruhumu bir nebze dinlendirirdi.
En azından, “demokratiklik, hak hukuk, özgürlük” lâflarıyla göğe merdiven kurmuşken, ninelerimizin de giydiği yahut bazılarımızın tercih ettiği bu giyim şekline hoşgörüyle bakardım.
Tanıdığım; çarşafı tercih etmiş zeki, kültürlü kadınları düşünüyordum. Neden “umacı/terörist/cahil/barbar..vs” gözüyle görülmeliler anlamıyordum. Ki “ikna odası zulümlerini” unutmuş değildik.
Aksi durum vaki olsa da; kimileri önyargıyla başörtülülerin” “Allah emriyle” değil de, genellikle mutlaka bir baskı sonucu veya siyasî gayelerle kapandıklarını var sayıyor. Ve varlıklarına tahammül edemeyip, muhtelif biçimlerde saldırıyor.
Mersin’de, bir kısım demokratik(!) toplulukların, CHP’li kadınların çarşaf yırtma eylemi, beni üzdü…
Pekiyi, çarşafları yırtalım, nevresim kullanalım. Ve beynimde türkü sesleri, sonu değişik bir biçimde tamamlanıyor:
“Dolana dolana ay dolana! Dolana dolana gün dolana!”
Dolana dolana! Başınıza çarşaf do.la.na!
En iltifat(!) edilen kadın azasının, “beyni” değil de bedeni olduğu; artış gösteren cinsel şiddet, katl olaylarıyla da açıkça ortaya çıkan günümüzde; “okuryazar olmayan 876 milyon kişinin 3'te 2'sini kadınların meydana getirdiği bir dünyada”, savaşmamız gereken herhalde giysiler olmamalı.
Kadınlar birbirini anlamıyor ve yaralıyor...
Bu çirkin eylemi kınıyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hüzeyme Yeşim Koçak Arşivi

Koyuna Bakışlar

03 Mayıs 2026 Pazar 13:31

Taşlar Konuşunca

26 Nisan 2026 Pazar 11:59

Yazarlık Hikâyeleri

19 Nisan 2026 Pazar 12:50

Büyüyünce Roman Olacağım

12 Nisan 2026 Pazar 14:51

Eskimez Bir Hikâye

05 Nisan 2026 Pazar 13:31

Kiraz Zamanı

29 Mart 2026 Pazar 14:56

Bayramınız Mübarek Olsun

15 Mart 2026 Pazar 12:52

Aşk, Perdeler ve Kadın

08 Mart 2026 Pazar 13:24

Millî Edebiyatçımıza Selâm

01 Mart 2026 Pazar 13:13

Aşk ve Perdeler

22 Şubat 2026 Pazar 12:30