1. YAZARLAR

  2. Nurten Selma Çevikoğlu

  3. Tabiat ve İnsan Arasındaki Etkileşim
Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

İZ DÜŞÜM
Yazarın Tüm Yazıları >

Tabiat ve İnsan Arasındaki Etkileşim

A+A-

Allâhu Azûmüşşan kâinattaki bu eşsiz güzellikleri görmesi, seyretmesi, dinlenmesi, tefekkür hatta teşekkür etmesi, Hak âyetlerini daha iyi idrak etmesi için insanın önüne bir sergi ziyâfeti sermiştir. İnsanın bu sonsuz, sınırsız ikrâmı ve ihsânı bol çok lütufkâr Rabb’isine ancak hamd etmesi gerekir. Cenâb-ı Hak yarattığı bu muhteşem güzelliklerin hepsini belirli bir düzen ve denge içerisinde vâr ederek bizlere bahşetmiştir: “Şüphesiz Biz her şeyi bir ölçüye göre yaratmışızdır.”(1)
“O, gökten su indirendir. Her bitkiyi onunla bitirdik, ondan bitirdiğimiz yeşilden, birbirine benzeyen ve benzemeyen yığın yığın taneler, hurmaların tomurcuklarından sarkan salkımlar, üzüm bağları, zeytin ve nar çıkardık. Ürün verdiklerinde ürünlerine, olgunlaşmalarına bir bakın. Bunlarda, inananlar için, şüphesiz, deliller vardır.” (2) Cenâb-ı Hak insanlar ve diğer canlılar istifâde etsinler diye suyu, gökyüzünü, ağaçları, güneşi, ayı, ekinleri, bitkileri, sebze ve meyveleri yaratmıştır. Hepsi biz insanlar içindir.
“Onlar, üstlerindeki göğü nasıl yapmışız, süslemişizdir bir bakmazlar mı? Onda hiçbir çatlak da yoktur. Allâh'a yönelen her kula öğüt ve bir belge olarak yeryüzünü yaydık, oraya sabit dağlar yerleştirdik, orada her güzel türden yetiştirdik. Gökten bereketli bir su indirdik, kullara rızık olmak üzere onunla bahçeler, biçilecek taneli ekinler, küme küme tomurcukları olan boylu hurma ağaçları yetiştirdik. O su ile ölü yeri dirilttik. İşte insanların diriltilmesi de böyledir.” (3)
Böylesine her şeyi açık ve net bir şekilde yaratan yüce Yaratıcı her halde bunları boşuna yaratmamıştır? “Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.” (4) “Gökte burçlar vâreden, orada ışık saçan güneş ve aydınlatan ayı yaratan Allah, yücelerin yücesidir.” (5) İnsanoğlu O yüceler yücesi Rabbi Teâlâ’ya şükran borçludur.
Doğa ve tabiat yönüyle güzel fiziksel ortamlar insanın ruh hâlini şekillendirmekle kalmayıp insanın davranışlarına da faklı bir biçim getirir. Doğa ortamındaki canlılık iç âleme ve davranışlara canlılık verir. İnsanın problemleriyle başa çıkmasında rahatlama seansları olarak görülebilecek olan tabii mekanlar, doğayla iç içe olma kişiye büyük rahatlıklar sağlar. Ve yine insanın doğayla birlikteliği kişiye âdeta psikolojik destek oluşturur. Dolayısıyla insan ile doğal ortam arasında karşılıklı ilişki söz konusudur. Kirlenen ruhlar tabiatla temizlenir, yorulan zihinler tabiatla zindelik kazanır, karmakarışık beyinler tabiatla arı, duru, saf hâle gelir. Birey ile çevre ilişkisi arasında inanılmaz ilişki hayâtın inkar edilemez gerçekleridir.
Doğanın insan yaşamı üzerinde derin etkisi olduğu gerçeğini kabul etmeyen düşünülemez. Güzel bir doğa ortamının insan davranışlarında tesiri anlık olur yâni tabiat insanın ruhsal hâlini de fiziksel hâlini de çabucak etkiler. İnsanın ahenkli yapılanmasında en etkili müessir tabiattır desek doğru olacaktır. O halde tabiat ve doğa, kişinin hislerinde, duygularında, olumlu yönde değişkenlikler oluşturur. Bu şekildeki ortamlarda bulunan insanların davranışları da müspet yönde biçimlenir. O zaman tabiat ile insan arasında karşılıklı etkileşim olduğu bir hakikattir.
Sevgili peygamberimiz aleyhisselam’da üzüntülü, sıkıntılı, kederli zamanlarda yaylaya çıkar bir süre insanlardan uzak tabiatla baş başa kalırdı. Peygamberimiz aleyhissalâtu vesselâm’ın Mekke, Medine, Uhud dağı ve diğer başka yerlere olan sevgisini dile getiren birçok hadisi vardır O aleyhissalâtu vesselâm, gök cisimleriyle dahi ilgilenmiş, onların doğuş ve batışlarını duâ fırsatı olarak değerlendirmiştir. Allah Rasûlü’de zaman zaman yalnız kalıp tefekkür amaçlı memleketi Mekke dışına çıkardı. Hatta Hıra mağarasında böyle bir haldeyken vahiy gelmiştir. Tabiat ve çevre güzelliklerinin insanların ruhlarını iyileştireceğinden hareketle O aleyhissalâtu vesselam insanlara, yaylalara çıkıp, temiz havayı teneffüs ederek dinlenmelerini tavsiye etmiştir. Bu sebeple seyahat etmek, çevreyi değiştirmek, tâtil yapmak, tabiatla baş başa olmak insanı dinlendirir, yorgunluğunu giderir, dertleri unutturur, sinirleri takviye eder. Ortam değişikliği dertleri, gam ve kederi siler süpürür, kişiye geçici bir ferahlık ve rahatlama zemini sağlar. İnsan bunaldığında, sıkıldığında, daraldığında, dertlerinde kurtulmak istediğinde zaman zaman mekan değişikliği yaparak doğaya inmeli rûhunu farklı ortamlarda dinlendirmelidir.
Kaynak:
1- Kamer, 49
2- En’am, 99
3- Kaf, 6-11
4- Enbiya, 16
5- Furkan, 61

Bu yazı toplam 5167 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.