1. YAZARLAR

  2. Recep Çınar

  3. Suriyeliler konusu!
Recep Çınar

Recep Çınar

ORTAM
Yazarın Tüm Yazıları >

Suriyeliler konusu!

A+A-

İç savaştan kaçarak, ülkemize sığınan Suriyeliler, kendilerine kucaklayan Türkiye'de neden rahat durmazlar anlamak mümkün değil...

Kapılarını açan başka bir ülke, gidecekleri başka bir yer, çalacakları başka bir kapı olmamasına rağmen, kendilerine kucak açan bu ülkede huzur kaçırmanın manası ne?

Hepsi değil, ama bazıları gerçekten rahat durmuyor...

Bunu kimse inkar edemez...

"Arsız hırsız evsahibini bastırır" misali, burunlarından da kıl da aldırmıyorlar...

Son günlerde şehrimizde (kendilerinden kaynaklı) Suriyelilere karşı bir öfke patlaması var...

Müslüman ve  güvenli bir ülke olmamıza rağmen, hem kendi huzurlarını, hem de bizim huzurumuzu kaçırmaya devam ediyorlar...

Şunun altını özellikle çiziyorum...

Hümanist bir insanım, rengi, dili, kişiliği ve kimliği ne olursa olsun, insana olan bir sevgim, bir saygım var...

Bütün olumsuzluklara rağmen bu duygularımdan arınmamaya özen gösteriyorum...

Özellikle savaş mağduru bu insanlara bakışım şaşılaşmasın ve değişmesin diye kendimle mücadele ediyorum...

Hem de Suriyeli misafirlerin bize yaklaşımlarının çokta insani olmamasına rağmen...

Bizi çok sevdiklerini de sanmıyorum...

Bugün, Avrupa'dan sıradan "kıçıkırık" bir ülke bunlara kapılarını açsa, gözleri ne Türkiye'yi, ne vatandaşlığını görür, ne de TOKİ evlerini...

Saniyede sıvışırlar ülkemizden...

Hem de, kuru bir teşekkür bile etmeden...

Üstelikte yakarak yıkarak ve dua yerine beddua ederek giderler...

xxx

Bütün bunları niye mi yazıyorum...

Kimse yangına körükle gittiğimi sanmasın...

Öküz altında buzağı aradığımı da...

Ancak, hemen hemen hergün yaşadığım bir konuyu paylaşmak istiyorum...

Her sabah gazeteye toplu taşıma araçları ile geliyorum...

Özellikle de 44'ü tercih ediyorum...

Yani "Organize Sanayi"lere yolcu taşıyan otobüsleri...

Suriyeli gençlerin daha çok faydalandığı otobüsler...

Elbette faydalansınlar...

Kimse de itiraz etmiyor zaten...

Ama, saygısız, hödük, kaba, edepten ve adaptan yoksun hareketleriyle, karşısındaki yaşlı erkek ya da bayanı hiçe sayan Suriyelilere ne kadar tahammül edeceğiz, ya da onlarla bu yolculuk nereye kadar sürecek?

Gidin sorun 44'le yolculuk yapanlara...

Sıkıntılılar...

İte bulaşmamak için çalıyı dolaşmayı tercih ediyorlar...

Çünkü, tahammülleri zorlayan hal ve hareketleri ile Suriyeli gençler, insanları kendilerinden nefret ettiriyorlar...

Dahası, Konyalıların "muhacire ensar olma" duygularını sınıyorlar...

Suriyelilerin hepsi mi böyle?

Allah'tan korkarım...

Tabi ki hepsi değil...

Örneğin birlikte mesai yaptığım, aynı çatı altında çalıştığım Merhaba'nın Arapça gazetesinin editörü Hamza Mansor...

Candan öte Suriyeli bir kardeşimiz...

Ama, çoğunluğu Hamza gibi değil, tam tersi ahlaksız, edepsiz ve görgüsüz hödük!

Hamzalar da bunlardan muzdarip...

"Bunlar bize de zarar veriyor" diyor...

Anlayacağınız terbiyeli, bu ülkeye faydalı olabilmek için çırpınan Suriyeliler de, bu olay çıkaran, kadına kıza sarkan Suriyelilerden şikayetçi...

Biz nasıl olmayalım?

Toplu taşımalarda nasıl hareket edileceğini bilmeyen, yaşlıya, kadına, çocuğa saygısı olmayan bu Suriyelilere, Türkiye'de nizama ve intizama uymaları hatırlatılmalı...

Özellikle de burada misafir olduklarını ve misafir gibi davranmalarının gerektiği hatırlatılmalı kendilerine...

Vatandaşlık sonraki iş...

Önce Türkiye'de nasıl yaşamaları gerektiğini bilmeli bunlar...

Türk vatandaşı olmak bu kadar ucuz mu?

Yolda yürümek, nefes almak, parklarda bahçelerde oturmak bile parayla bu ülkede...

Vergilerle, faturalarla, cezalarla yaşamak, bugüne kadar ekmek elden su gölden yaşayan Suriyeliyi ne kadar cezbedecek?

Askere gidip, PKK ile savaşacak mı?

Zaten savaşmaktan ve Esad zulmünden kaçmış, canını zor kurtarmış...

Böyle bir riske girermi Suriyeli?

Boru değil, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı oluyor...

"Bir dönüm bostan, yan gel Osman" dönemi kapanacak...

Kimse kusura bakmasın, benim vatandaşım, asgari ücrete, yazın kavurucu sıcağında, kışın dondurucu soğuğunda, madenlerde, yerin yedi kat altında ve kelle koltukta sabahtan akşama kadar talim edecek ve anasından emdiği süt burnundan gelecek,  Suriyeli mülteciler  ense yapacak...

Oldu...

Hem şoför mahalli hem elli kuruş...

Suriyeliler şunu çok iyi anlamalılar ki, Türk vatandaşı kimliği taşımanın sorumluluğu omuzlanamayacak kadar ağırdır...

Hele de kendi olumsuz, edepsiz, ahlaksız davranışları nedeniyle, üzerlerinde bir de Türk insanının baskısı varken...

Suriyeliler, özellikle Konya halkının misafirperlik ve yardımseverlik özelliğini, müşkül durumda olanlara yaptığı cömertliği istismar etmemeliler ve bu şehirdeki yaşamlarına bir çeki düzen vermeliler...

Özellikle söylüyorum; ben bu insanlara karşı değilim...

Bunların geçici misafir değil, beraber yaşayacağımız insanlar, ama insan gibi insanlar olmasını istiyorum...

Devlet, vatandaşlıktan önce bu insanlara bu ülkede nasıl yaşayacaklarını ve nasıl yaşamaları gerektiğini, bir ilkokul çocuğuna anlatır gibi anlatmalı...

Evet...

Konya halkı Suriyelilere karşı bir tavır yapıyorsa suçu kimse Türk ve Konya halkında aramasın.

 

 

Bu yazı toplam 3858 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar