1. YAZARLAR

  2. Nevzat Laleli

  3. Sohbetlere başlarken
Nevzat Laleli

Nevzat Laleli

YUVAMIZ
Yazarın Tüm Yazıları >

Sohbetlere başlarken

A+A-

“Hak’kı hak bilmek…” sohbetleri

HAY-DER Hayırda Yarışanlar Derneğimizin salonu yeniden tanzim edildi. Boyası yapıldı, halı döşendi, minder ve yastıklar kondu. Hatibin oturacağı yere bir büyük HAY-DER bayrağı asıldı ve sohbet yapabilmek için her türlü tedbirler alındı. Bir kere daha bu imkânları derneğimize sunan kardeşlerime teşekkür ediyor, kendilerine Allah’ın rızasını diliyorum.

Her Cuma günü akşam namazını müteakip yapılacak, “Hak’kı hak bilmek…” sohbetleri, internetten e-maillerle, Facebook’tan Ankara’daki arkadaşlarıma, telefon mesajıyla dostlarıma, bizzat telefon açarak yakınlarımı, el ilanı dağıtarak Gönüldaşlarımı davet ettim. Bir açılış olması açısından ilk sohbetin hatibi, Genel Başkanı olarak bana düştü.

İtiraf etmem lazımdır ki; insanımız, Bakara Suresi 148. Ayetine göre, “Hayırda yarışın…” emrinin ne kadar önemli olduğunu, hayır ve hak ortada olmadıkça, ortalığı yanlış ve batılların kaplayacağını gereği kadar bilmediği anlaşılmış oluyor. Nefislerin uydurduğu birçok bahanelerle davetimize katılamayanların yanı ısıra icabet eden kardeşlerimiz, iki elin parmakları sayısını geçmedi.

Günün her saatinde salonumuz, kullanmak isteyen kardeşlerimize açık olduğu gibi, dernek olarak bazı önemli gün ve saatleri değer verdiğimiz kardeşlerimize tahsis ettik. Mesela her Cumartesi saat 15.00’e Hanımların ve kızların sohbetini, her Çarşamba saat 16.00’ya Gençlerin sohbetlerini koyduk.

Geçtiğimiz hafta cumartesi, Hanımların Hatibesi, eski dostum ve arkadaşım merhum Ahmet Ertok’un kızı ve Milli Gençlik Vakfı’nda yönetim kurulunda benimle çalışan Veteriner Hekim Sadık Küçükgünay’ın hanımı Betül Küçükgünay’dı.

  2.besmele.png

HER İŞİNE BESMELE İLE BAŞLA

Her hayırlı işimizde olduğu gibi sohbetimize de besmele ile başladık Euzü billa himineşşeyta nirracim; Allah'ın gazabına uğrayarak dünyada ve ahirette helak olan kovulmuş şeytandan, Allahü teâlâya sığınırım dedik. Bismilla hirrahmanir rahim; derken de, Rahim ve Rahman olan Allahü Teâlâ’nın yardımı ile bu işimi yapıyorum, dedik.

Alah’ın “Esma-ül Hüsnası’nda (Güzel isimleri)” 99 ismi şerifi vardır. Kur’an-ı Kerim’de başka esmalarda bulunmaktadır. Bu isimler arasında, mesela; “Cebbar (dilediğini zorla yaptıran), Mütekebbir (büyüklük ve azamet sahibi), El Gahhar (kahreden), El Basıt (daraltan), Züntigam (intikam alıcı) gibi isimleri de var. Ancak Besmelede ve Kur’an’ın girizgâhı ve beş vakit namazımızda 40 kere tekrarladığımız Fatiha Süresi’nde, “Er Rahman ve Er Rahim (rahmet ve merhamet)” isimlerinin kullanılmıştır. Bu da göstermektedir ki İslam, bütün insanlığa rahmet ve merhamet göstermek için gelmiş ve onlara dünya ve ahiret saadeti vaat etmektedir.

Peygamberimiz buyuruyor ki; "Bilcümle semâvi kitâbların anahtarı "Rahman, Rahîm Allah adı ile" dir; yani besmeledir." (Tuhfetuz zakirin 29)

Meşrû işlerin hangisi olursa olsun besmele-i şerîfe ile başlanmazsa hayrına ve tamamına nâil olunamaz, bereketsiz kalır." (Tirmizi – Ebu Davut)

Haram (Allah’ın yasakladığı) şeylere, kumara, domuz etine, içkiye, hırsızlığa, soygunculuğa, rüşvete gibi yanlış işlere besmele çekilmez. Küfür olur. Yani Allah ve dini inkâr edilmiş olunur.

Bir Müslüman, yerken-içerken, oturur-kalkarken, yazarken-çizerken, terazisi ile tartarken-metresiyle ölçerken, evine girerken ve evden çıkarken velhasıl her işine mutlaka besmele ile başlamalıdır.

ZAMANIMIZDAN BİR ÖRNEK

Dilimizi, bu mübarek kelimeye alıştırmak kolay değildir. Onun için önceleri dikkatimizi bu kelimeye vererek kendimizi alıştırmalıyız. Daha sonra bu iş artık otomatikleşir ve siz hangi işi yaparsanız yapın, başında besmele çekersiniz.

Her işine hatta yazacağı her yaprak kâğıdın başına besmele yazarak başlayan zamanımızın bir büyük adamı vardır. Erbakan Hocamızın yanında 47 sene beraber oldum. Hangi kâğıda bir yazı yazacaksa, önce kâğıdın sağ üst köşesine “bism” diye besmelenin başından üç harf yazar, sonra diğer yazılara geçerdi.

Eski Devlet Bakanımız Süleyman Arif Emre Bey’in hatıratından öğrendiğimize göre, Hocamız bu itiyadını, 1974 Başbakan Yardımcısı olduğunda ve 1996 da Başbakan olduğunda da devam ettirmiş ve besmele çekmeden bir kararname, bir kanun tasarısı imzalamamıştır.

Mesela 1974 yılı Kıbrıs Barış Harekâtında ordumuzun ülke dışında görev yapmasını sağlayan, “Kanun kuvvetinde ki kararnamede” de Hocamızın, hem Başbakan vekili ve hem de Başbakan yardımcısı olarak iki imzası bulunmakta, ancak bu imzalar besmele çekilmeden atılmadığından, sonuçta bu karar, ordumuzun zaferi olarak neticelenmiştir.

Bu yazı toplam 5360 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.