1. YAZARLAR

  2. Nevzat Laleli

  3. NİKÂH TERCİH EDİMELİ Yuvamız evlendirme yazı serisi
Nevzat Laleli

Nevzat Laleli

YUVAMIZ
Yazarın Tüm Yazıları >

NİKÂH TERCİH EDİMELİ Yuvamız evlendirme yazı serisi

A+A-

Dünya kurulduğu günden bu yana var olan, kıyamete kadar da var olacak olan bir ilahi kanun, toplumda yaratılmış erkek ve kadının birbirini aramaları, karşılaştıklarında adına sevgi veya aşk denilen hislerinin devreye girmesi, birbirlerini ruhen ve bedenen kuşatmasıdır.

Erkek ve kadın birbirlerine iki metottan biri ile yaklaşmakta, bunlardan ilki milli değerlerimizden olan “Görücü usulü” diğeri, zamanımızda gençlerin ilgi gösterdiği “Flört metodu”  evlenmedir.

Görücü usulünde evlenecek gençler, ilk etapta karşılaştırılmazlar. Oğullarını tanıyan yakın akraba hanımları, oğullarına uygun kız ararlar. Aradıklarını bulduktan sonra erkek ve kız karşılaştırılır, tanıştırılır.

Flört metodunda ise daha baştan erkek ve kadın birbirleri ile karşılaştırıldığından hemen yukarıda saydığım hisler devreye girerek evlenme kararının bu hislerin tesiri altında verdikleri görülür. Pek tabiidir ki “Aşkın gözü kördür.” Bu körlük, evlendikten ve cicim ayları geçtikten sonra bazı gerçekleri gördükten sonra gider. Tabii o zaman da yuvalar yıkılmayla sonuçlanır.

Bunlardan hangisi daha iyi bir metottur denildiği zaman bunu, işin sonuçlarıyla değerlendirmek lazımdır. Bu gün boşanmaların % 80’i flörtle evlenenler arasında olmaktadır. Bir delikanlımız bizzat bana; “Eşimle yedi sene flört ettim. Evlendim. Yedi ay sonra da ayrıldım” diyerek yaşadığı acıyı anlatmıştır.

ERKEK KADIN YAKINLAŞMASI

Erkekle kadının yakınlaşmasında yukarıda saydığım hislerin bir adım ilerisinde yine Rabbimizin canlılarda (insanlarda) yarattığı “Şehvet” devreye girmekte bu duygu onların karı koca hayatı yaşamalarını sağlamaktadır.

İnsanlarda karşı cinslerin birleşmeleri ya evlenme veya zina yoluyla gerçekleşmektedir. Bunlardan biri meşru olanı yani “Allah’ın emri, Peygamberin kavli…” şeklidir ki buna “Nikâh yolu” denir. Bu yol insanın mutluluğuna, evliliğin meyvesi olan çocuğun yaratılmasına ve yuvanın sağlam bir şekilde devamına sebep olur.

Diğer bir yol ise “Gayri meşru” olanı yani Allah’ın ve kanunların yasakladığı (gerçi şimdi kanunlardan zinanın cezası kaldırılmıştır) yol olan “Zina yolu” dir. Bu yol insanı ve özelikle de kadını pişmanlık içerisine sokar, birleşme sadece zevklerin tatmini içindir.  Zina da üreme düşünülmez, zinanın artığı toplumlarda nesil, yaşlı haline döner, hasbelkader doğan çocuklar ise hayatları boyunca gerçek babalarını ararlar.

Fransa’da bu gün gayri meşru yakınlaşmalarda doğan çocukların sayısı, nikâhlı evlenmelerde doğan çocukların sayısına erişmiş bulunmaktadır.

BU İŞİN DE TERAZİSİ VAR

Hukukçuların kullandıkları bir terazi resmini biliyorsunuz. “bizim de sizin gibi bir terazimiz var” dedim. Bunun adına “Şehvet terazisi” denilmektedir.

“Her şeyi yarattığı gibi bütün canlılarda şehveti de Allah yaratmıştır. Bunun bildiğimiz ve bilemediğimiz çok büyük sebepleri vardır. Bunlardan biri, cinslerin birbirini çok şiddetle istemeleri ise bir diğeri doğacak çocuğun daha sıhhatli olmasını sağlamasıdır.

Canlılardan şehveti kaldırmak isterseniz, bunda muvaffak olamazsınız. O halde onu olduğu gibi kabul etmeye mecburuz. Ancak onun meşru yoldan karşılanmasını sağlamalıyız.

Bizim şehvet terazimizin bir kefesi “Nikâhı” diğer kefesi ise “zinayı” temsil eder.

Eğer toplum, gençlerin birbirine yakınlaşmalarında “nikâh yoluna” ağırlık verir, evlenmeler kolaylaştırılır, evlenme önüne maddi ve manevi engeller konmazsa ise o zaman bu terazinin nikâh kefesi ağır basacağından aşağıya inecek, buna mukabil zina kefesi hafifleyerek yukarıya çıkacaktır.

Eğer toplum, nikâh’a gerekli ilgiyi göstermez, evlenmenin önüne maddi ve manevi engeller (mesela başlık parası, ağır masraflar) koyar bir de ahlak bozulursa bu sefer gençler zinaya yöneleceğinden, terazimizin zina kefesi ağırlık kazanacak ve aşağıya inecek, buna mukabil nikâh kefesi hafif kalarak yukarıya çıkacaktır.

Elbette bu hareketlerden de toplum sorumlu olacak, önce dünyada çoluk çocuğumuz (zira bu toplumda bizler yaşıyoruz) zinakarların tecavüz ve tasallutuna uğrayacaktır. Ahrette ise bu sorumsuzluğumuzdan dolayı cezaya çarpılacağız.

Cenab-ı Hak Nur suresi 32. Ayette “bekârlar evlenin…” demiyor, “Bekârlarınızı evlendirin” buyurarak, evlendirme görevini topluma veriyor. Bu emir, aynen namaz kılın, oruç tutun, hac edin zekât verin emri gibi bir emirdir.  Bu ayet de size “Bekârlarınız evlendirin” buyurduğu halde bu görevden kaçanlar, elbette bunun hesabını da vereceklerdir.

İsterseniz siz hala şeytanın kulağınıza fısıldadığı, “Aman… Bana çöp çatan derler. İyi çıkarsa kendilerinden, kötü çıkarsa benden bilirler” sözleriyle oyalanın…

 

Bu yazı toplam 4691 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.