1. YAZARLAR

  2. Aslı Duruk Birpınar

  3. Konya, Kenya ya da İkonia
Aslı Duruk Birpınar

Aslı Duruk Birpınar

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Konya, Kenya ya da İkonia

A+A-

Hani biz milletçe, her şeyi abartır ve ona bir büyütecin ardından bakarız ya… “Kanımız sıcak bir kere azizim!” Kötüyü, olduğundan çok daha kötü yaparız, cümle içlerinde. İyiyi de, olduğundan çok daha iyi… Eh, o ‘büyüteç unsuru’ diyelim mi, buna? İyice olanı baş tacı etmek, göklere çıkartmak ve biraz kötü olanı da yerin dibine sokup, ondan köşe bucak kaçmak! “Ah, biz Akdeniz insanları” Abartırız. Vallahi öyle!

Kalbi yoran, aklı aşındıran bu özelliğimizin penceresinden bakarak bir şehirden; bazen çokça övülen ama çoğunlukla da fazlaca yerilip karalanan bir şehirden bahsedeceğim tuttu sizlere, bugün. Konya’dan... Hani şu, “Gez dünyayı, gör Konya’yı” denilecek kadar övülmüş ve maalesef ki ‘Kenya’ denilip, bilgisizce –aklınca- küçümsenmiş olan şehirden… Hoş, tarafsız kalamayıp, işin şu ‘baş tacı etmek’ kısmına fazla ilişmeyeceğim, gerçi. Büyütecin o kısmını, ben de kullanıyorum zira. Seviyorum Konya’yı, ne de olsa. Lakin büyütecin karamsar ve o küçümseyiciliği büyüten, bu yersiz ve hadsiz kısmıyla, gayet ilgiliyim!

Bilgisizce, kibirli bir dudak kıvrımı ve estetikten yoksun bir burun büyümesi ve kemerlenmesiyle ‘Kenya’ dediklerini bu şehre, her Konyalı duymuştur. Neden mi ‘bilgisizce’? O büyük burunlu kişi, Kenya derken, bir Mozambik, Tanzanya, ya da, Somali’den bahsettiğini; sosyo-ekonomik, iktisadi ve kültürel açıdan o denli bir geri kalmışlıktan bahsettiğini sanıyor da, ilkin... O yüzden. Pekala, bir Japonya ya da Almanya’dan bahsedilmiyor o sırada ama Kenya isimli Afrika ülkesi, Türkiye’den öyle çok da, yüzyıllarca da geride kalmış falan değildir, sanıldığı gibi. Tabi, bu cehalet ve zan bir yana, niyet farklı, onu anladık da… Zaten, altının yere düşmekle kıymet kaybetmeyeceği gibi; bir şehrin değeri de o ‘niyetlere’ bağlı değildir de… Yine de sormak isterim o kişiye, “Konya’da neyi bulamadın, nice medeniyeti bağrında büyütmüş bu medeniyetler beşiği; nam-ı diğer İkonia’ da?” diye. Geçmişin ve yaşanmış tarihin verdiği sağlamlık ve oturmuşluk hissi mi, yoksa, Konya’nın şu küreselleşmeye başlayıp, gündemi ve günceli yakalayan kısmı mı, seni tatmin edip doyurmaya yetemedi, acaba? Ha, deniz mi yok? Sanki her hafta sonu Beyşehir’e gidip, o devasa gölün manzarasına nazır, güneşin batışını izledin, bir yandan kitabını okurken de! Böyle yaptın da sığamadın bir göle ve deniz lazım şimdi sana, öyle mi? Bir şehri küçümseyerek, kendisini büyütme huyundan bir önce vazgeçmeli bence, o çok kibirli ve nankör insan.

Bakınız, bir de şu var. Konya’da, başörtülü olmayan kadınların, sokakta taşlandığı söylentisi. İftirası… Kulaklarımla duydum. Ya Hu, ayıp değil midir, bir şehir için yapılan bunca ‘vurun kahpeye’ propagandası? Kendi değerlerini küçümsedikçe, kendini küçülttüğünü bilmez mi hiç, insan? Konya, bu kadar hoşgörüsüz ve ötekileştirici bir şehir olsaydı, bu durumun karşısında bizatihi ben olurdum, zaten. Burada doğmuş, büyümüş ve yaşayan birisi olarak, ben karşısında dururdum tüm bunların. Lakin şehrin, gürültüye varmayan, kulağı okşayan melodisini, seviyorum. İçinde –peki, çok fazla olmasa da- yeter miktarda hoşgörü tınısı barındıran melodisini… Aradaki bazı akortsuz, detone sesler de, eserin tümüyle yırtılıp, çöpe atılmasını gerektirmeyecek türden, doğrusu. O kadar kusur, kadı kızında da olur ve insanın olduğu yerde mükemmellikten bahsetmek, gerçekçilikten uzak bir don kişotluk olurdu zaten. Kusurlarıyla sevmeli… Kusurlarıyla saygı duyup, gerekli hürmeti göstermeli, nice medeniyete ev sahipliği hatta başkentlik yapmış olan bu şehre. Her geçen gün gelişen, çağa ayak uydurup uyum sağlayan bu şehri, hakkıyla desteklemeli. Havasını, suyunu sevmeli. İnsanlığını, sıcaklığını ve direnerek de olsa hala nefes alıp yaşamaya çalışan, komşuluğunu mesela, bizatihi soluyup yaşatmalı, evvela. Sözümü, burayı beğenmeyene yöneltirsem son olarak da –ki, yöneltirim-, “hadi orayı çok geri kalmış bir ülke sanıp Kenya dedin Konya’ya da, bunu yapmak, yukarıda bahsedilen cehaletin yanında, bir an evvel törpülenmesi gereken o çirkin -?- ve kemerli buruna sahip oluş, hadsizlik ve zavallıca bir büyüklenme olur, canım!” Ha bu arada unutmadan, “Gez dünyayı, gör Konya’yı” (Evliya Çelebi)

 

 

Bu yazı toplam 1293 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum