1. YAZARLAR

  2. Sadık Küçükhemek

  3. İnsan Ne İçin Yaşar?
Sadık Küçükhemek

Sadık Küçükhemek

İŞİN ASLI
Yazarın Tüm Yazıları >

İnsan Ne İçin Yaşar?

A+A-

Milliyet Gazetesi yazarı Ece Temel Kuran, 25 Eylül 2009 tarihli  “Mars’ta Namaz Kılabilirim” isimli yazısında, özet olarak şöyle diyor: “Mars’ta namaz kılmak için mi yaşar? İnsan bayrağı gördüğü her tepeye dikmek için mi yaşar? Bu insan hiç mi bilmez insanın aslında ekmek için ve sevilmek için yaşadığını? Dünyanın bu ikisi etrafında döndüğünü ne zaman öğrenecek bu çocuklar? İnsan olmayı nerede, hangi ülkede, kim öğretecek bu çocuklara?”

Söz konusu yazar, Beyrut’a gitmiş, Beyrut’ta bir kitapçıda bir kitabın kapağında Mars’ta namaz kılan çocukların fotoğrafını görmüş ve bu fotoğrafı çekmiş. Kalemi eline almış. Söz konusu başlık altında bir yazı yazarak, özet olarak bunları söylemektedir.

Ece hanım, insan olmayı, ekmek ve sevilmek için yaşamaya bağlamaktadır. Dinin ve milliyetçiliğin çocukları boş bir levha gibi kullandığını söylemektedir. Dinden, milliyetçilikten rahatsızlığını dile getirmekte ve megafonla yüksek sesle okunmasını bahane ederek, ezandan ve onuncu yıl marşından rahatsızlığını ifade etmektedir. 

Anlaşılıyor ki, Ece Hanım, Toprak vatanım, nev-i beşer milletim…” dörtlüğünü söyleyen Tevfik Fikret’in felsefesini benimsemiş. Şimdi söz konusu Hanım’a soralım:  Bu felsefenin tutarlı olduğuna dair elinizde bir delil var mı? Din ile milliyetçiliği nasıl aynı kefeye koyuyorsunuz? Bayrak bir semboldür. Milletlerin kültürünü yansıtır.

Milliyetçilerin bayrağı kendi ideolojileri için rumuz yaptığını söylüyorsanız, diyeceğimiz bir şey yoktur. İnsanın milliyetçilik için, bayrağı bir ideolojinin sembolü kabul ederek yaşaması yahut onuncu yıl marşı için veyahut ekmek için sevilmek için yaşaması anlamsızdır. Bunlar ayrılığın bir nişanesidir ve birbirlerine tahammülü yoktur.

Siz dini ve ezanı da bunlara dâhil ederek ayrılığın bir nişanesidir ve birbirlerine tahammülü yoktur,  diyorsunuz. Boğanın kırmızıya alerjisi olduğu gibi siz de Beyrut’ta bir kitapçıda bir kitabın kapağında Mars’ta namaz kılan çocukların fotoğrafını görünce aynı duruma düşerek, insan olmayı, zihniyetiniz gereği, ekmek ve sevilmek için yaşamaya bağlıyorsunuz. Diğerlerine tahammül edemiyorsunuz.

Demek ki, sizin felsefeniz de diğerleri gibi ayrılığın bir nişanesidir. İşte bu sebeple ideolojiler birbiriyle çatışır, güçlü olan diğerlerine yaşama hakkı tanımaz. Dünyanın çektiği sıkıntı buradan kaynaklanmaktadır.

Din ve ezan, barış, adalet, hak ve hukuk, huzur ve saadet manasına gelir. Unutmayalım ki, ekmeğe ve sevilmeğe anlam katan söz konusu kavramlardır. Çalışmaya ve muhannete muhtaç olmamaya teşvik eden söz konusu kavramlarımızdır.

Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: “Bilsin ki, insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur. Ve çalışması da ileride görülecektir “(1).

Resul-i Ekrem (s.av.) de şöyle buyurur: “İki günü eşit olan zarardadır.”

Sevilmeye gelince, sevmek de sevilmek de dinimizin bir gereğidir. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: “Sizi bir tek canlıdan (Âdem’den) yaratan, ondan da yanında huzur bulsun diye eşini (Havva’yı )yaratan O’dur…” (2).

 

Yunus Emre’de şöyle diyor:

Hak cihana doludur, kimseler Hakkı bilmez.
Onu sen senden iste, o senden ayrı olmaz.
Dünyaya gelen geçer, bir bir şerbetin içer.
Bu bir köprüdür geçer, Cahiller onu bilmez.

Gelin tanış olalım, işin kolayın tutalım
Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz
Yunus sözün anlar isen, mani'sini dinler isen
Sana iyi dirlik gerek, bunda kimseler kalmaz

                                

Kur’an-ı Kerim’de insanın yaratılış sebebi şöyle izah edilmektedir: “O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, Mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır” (3).

Hz peygamber (s.av.) Efendimiz de şöyle buyur: “Ölüm vaiz olarak kâfidir.” 

 Ece hanım, evhama kapılmana gerek yok, Kimse çocuğunu ölümle korkutmaz.

 Dinimiz, buluğ çağına giren bir gence istediği bir dine mensup olabilme hürriyeti tanımıştır. Kur’an- Kerimde şöyle buyrulur: “Dinde zorlama yoktur…”(4).

 İman edenler ise dini sorumluluklarını yerine getirmekle yükümlüdür. Aksi halde dini müeyyideler uygulanır. Beşeri hukuk da böyle değil mi? Yürürlükte olan 82 Anayasası tedavülde olduğu müddetçe ona uymayız diyebilir miyiz? 

“Ye iç eğlen gez, boş ver kardeşim bu dünyayı” felsefesi insan olmanın manası değil, dünya bu ikisinin etrafında dönmüyor. Artık aklı başınıza alın. İnanmasanız da Kur’an ve Sünneti bir inceleyin, belki insan ne için yaşadığını kavrarsınız. Bize düşen görev tebliğdir. Gerisi size kalmıştır.

Kaynaklar:

1.                     Necm:39–40

2.                     A’raf: 189

3.                     Mülk: 2 

4.                     Bakara: 256

 
Bu yazı toplam 4556 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.