1. YAZARLAR

  2. Mehmet Ali Uz

  3. İmam Hatip Liselilerin Çilesi Ne zaman Bitecek?
Mehmet Ali Uz

Mehmet Ali Uz

SOHBET
Yazarın Tüm Yazıları >

İmam Hatip Liselilerin Çilesi Ne zaman Bitecek?

A+A-
Kimse başlığa bakıp da diğer meslek liselileri unuttuğumu sanmasın. Geçenlerde televizyon da bir kanalda, konuşmacının biri, bir soru ile başladı konuşmasına. Sorunun cevabını da yine kendisi verdi. Soru şöyleydi. “Eğer Danıştay’ın katsayı kararı ile ilgili iptalin hedefinde İmam Hatip Liseleri olmasaydı, YÖK bu kararı iptal edilir miydi?” Konuşmacının, kendi sorusuna cevabı, “Hayır edilmezdi” oldu.
Mezkur kararla açıkça Anayasa’nın ve hukukun en önemli eşitlik kuralı ihlâl edilmiş, binlerce meslek liseli gencimiz, kritik bir dönemde incitilmiş, hevesleri ve moralleri kırılmıştır. Bu gençlere ve ailelerine göz yaşı döktürülüyor. Ekseri hukukçu ve eğitimcilerin kanaati bu yolda. Kararı verenlerle kararın iptalini isteyenler vicdanen rahatlar mı bilemiyoruz.
28 Şubat döneminin ürünü olan bir uygulamada diretiliyor. Vicdanlar kanatılmış, hukuk kuralları çiğnenmiş kimsenin umurunda değil. YÖK’ten yapılan yeni bir açıklama ile sadece meslek liseleri değil, düz liselilerin bazıları da bu karardan etkilenip zarar görüyormuş. Niçin gençlerin önlerine engel konuyor anlamak mümkün değil. İmam hatipliler üniversiteye giremesin de ne olursa olsun, mantığı savunulabilir mi?
Verilen karardan iş dünyası rahatsız. Sendikalar rahatsız, eğitimciler rahatsız, öğrenciler ve ebeveynler rahatsız. Sormak lazım, kim rahat?
Önceki iptal kararı sırasında birçok sivil toplum kuruluşunun yanında düz liseli gençler de Danıştay’a seslendi. Liseli kız ve erkek öğrenciler meslek liselilere uygulanan bu eşitsizlikten, “vicdanımız sızlıyor” diye bağrıştılar. Ama duyan kim? “Yer demir, gök bakır bağır Allah’ım bağır.” hesabı. Bu asil davranış o vakitler dikkatimi çekmişti.
Bilindiği gibi bugünkü İmam Hatip Liseleri Türkiye’de 1951 yılında açıldı. 1958 yılında da mezun verdi. İmam Hatip okullarını açan iktidar, bu okulların ne zaman mezun vereceğini çok iyi biliyordu. Ama o zaman ilk mezunlar için ne bir yüksek okul açıldı, ne de onları mevcut İlâhiyat Fakültelerine aldılar. O yıl, İmam Hatip Okullarını bitirip de lise imtihanlarına girmek isteyenler, bütün dersleri gördükleri halde lise üçüncü sınıfın tüm derslerinden sorumlu tutulmak gibi bir zulme maruz bırakıldılar. Bakanlık seviyesinde bunun mücadelesi verildi. Fakat iki yıl neticesi alınamadı.
Neden bu okulları açan iktidar direniyordu? Menderes ve birkaç bakan arkadaşı dışında diğerleri, İmam-Hatip okullarına sıcak bakmıyordu. Sebebi ise malum. Bunların da büyük bir bölümü o mahut zümre gibi aynı tezgâhın mahsulü idi. Meseleyi ilk defa iman ve kültür abidesi merhum Tevfik İleri çözmüştü.
İmam Hatip Lisesi mezunları sonunda diğer meslek lisesi mezunları gibi istedikleri fakültelere girmeye başladılar. Sayıları arttı. Hayatta başarılı da oldular. Ne zamana kadar, 28 Şubat post modern darbesine kadar. Gittikçe de mesele çözülmesi zor bir hal almaya başladı.
İmam Hatip Lisesi mezunlarına karşı olanlara şunu sormak lazım: “İmam Hatiplilerin size, memlekete ve millete ne zararı oldu?”
Din, fıtrî bir ihtiyaçtır. Bütün yerli-yabancı din ve ilim adamları bu gerçeği kabul eder. Aslında dini iyi bilenlerden değil de, dini bilmeyen veya dini yanlış bilenlerden korkmak lazım. Toplumlarda görülen bütün olumsuzlukların, cinayetlerin, soygunların, vurgunların ve intiharların en büyük sebebi din değil, millî ve manevî yozlaşmalardır. Her gün bunun örneklerini yaşamıyor muyuz?
İmam Hatip ve diğer meslek liselerinde okuyan gençler genellikle ekonomik durumları müsait olmayan ailelerin çocuklarıdır. Bunlara bir darbede önlerine üniversite engeli konularak vuruluyor.
“Yargı siyasalaştı veya yargıya baskı var” iddiaları biz hukukçuları ve vicdanı olan herkesi derinden yaralıyor. Hukuktan, yargıdan ümidi kesilen kime başvuracak? Ne yargıya baskı olsun ve ne de yargı siyasallaşsın, diyoruz. İkisi de insanlığı felakete götürür. Bırakın gençlerin önleri açılsın, biri birleriyle yarışsınlar. Gençler bunun tadını çıkarsınlar. Hayatın kendisi de bu değil midir?
Bu yazı toplam 3894 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.