1. YAZARLAR

  2. Süleyman Küçük

  3. Farkındalık kandırmacası
Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

ÇAĞRIŞIMLAR
Yazarın Tüm Yazıları >

Farkındalık kandırmacası

A+A-

Sıkça sayılabilecek sayıda kendilerine Kur’ancı/Kur’ancılık diyen bir güruh ile ilgili yazılar yazıyoruz.

Kendilerini tanıttıkları ve gizledikleri yönleriyle bu sapkın grubu ifşa etmek niyetiyledir yazdıklarımız.

Bir diğer niyetimiz ise bu ve benzeri güruhlar hakkında toplumda mahdutta olsa farkındalık oluşturmaktır.

Malum farkındalık bazı çevrelerce bilinçli olmak ve kabul etmek olarak tanımlanmaktadır.

Aslında bilinç farklı şey bunların global bir köy ve global hemşehrilik için oynadıkları bir oyun olan bilinçli farkındalıkları başka şey.

Ancak farklı bir algı yönetimi olarak ve modern zamanların modası olarak farkındalık oluşturmak diye bir kavram dayatılmaktadır toplumumuza.

Farkındalıkla ilgili problem de işte tam burada başlamaktadır.

Çünkü tarif ettikleri farkındalık oluşturmak kavramının temel ögesi yargısız ve yansız bir kabullenme olarak sunulmaktadır.

Bu tarife göre ister fert olsun ister toplum olsun kontrol edilmeyen bir güruh oluşturmak istedikleri gayet açık.

Yüzyıllardır üzerimizde oynanan oyunların yeni versiyonu olarak görülmelidir bu farkındalık aldatmacası.

Şöyle bir son 20 ila 25 yılımıza bakarsak üzerimizde oynanan farkındalık oluşturmak adlı oyunu daha net görebiliriz.

Kur’an-ı Kerim Kavramından başlarsak elimizdeki onlarca tefsir ile yüzlerce meali Kur’an zanneden bir toplum oluşturulmaya çalışıldığını görmek mümkün.

Müslümanların asırlardır kıldıkları ve nafile olarak adlandırılan sünnet namazlar ile diğer sünnetlerin Cenab-ı Allah (cc) yerine Rasulullah (sav) için kılındığını veya yapıldığını zan eden budalalar türediğini görmek mümkün.

Sahihi Buhari ve Sahihi Müslim’den başlamak üzere Kütübü Sittenin tamamı ve Sünenleri ile diğer hadis kitaplarının tamamını Kur’an-ı Kerim’e alternatif olarak oluşturulmuş kitaplar olarak gören bir nesil oluşturmaya çalıştıklarını da görmek mümkün.

İslam inancının toplumsal hayatımıza yansıyan yönü olan tesettürün son 10 yılda ne hale geldiğini de görmek mümkün.

Şöyle geriye dönüp bakınca insanın “Bu mu idi Müslümanların tesettür kaygısı ve direnişi?” diyerek hayıflanmaması mümkün değil.

Daha düne kadar Müslümanlara “Mahalle Baskısı” yapıyorsunuz diye iftira edenler ve suçlayanlar bu gün yaldızlı kelimelerle müslümanlara mahalle baskısı dayatmaktan vazgeçmiyorlar.

Kendisinin inancını, ibadetini ve muamelatını sorgulamadığı gibi, evladının da bu konulardaki düşüncelerini sorgulamayan bir toplum oluşturmak ve böylesine sorumsuz bir nesil yetiştirmek arzusunda olan anne ve babalara her zamankinden daha fazla sorumluluk düşmektedir.

Hâlbuki Müslümanların en temel görevlerinden birisi iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmaktır.

İnandığı inançtan ve yaptığı ibadetten başlayarak okuduğu kitaba ve seyrettiği tv kanalına kadar neyin faydalı neyin zararlı olduğu konusunda bir karşılaştırma yapmayı bile kendisinin sorgulanması ve yargılanması olarak gören kişiler en başta doğru ve yanlış mefhumlarını hayatlarından çıkarmış kişilerdir.

Ne hale geldiğimiz/getirildiğimizi çarpıcı bir şekilde göz önüne koyabilmek için bir örnekle sözümüzü tamamlayalım.

Yatsı ezanları okunurken Namazın diziden daha önemli olduğunun farkına varamayarak Camiye gitmek yerine tarihi dizi seyretmek için televizyon başına oturan İmam Hatip Okulu Mezunları var bu ülkede.

Bilmem farkındalık oluşturabildik mi bu yakın tehlike için.

Bu yazı toplam 950 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.