1. YAZARLAR

  2. Recep Çınar

  3. Eleştirinin dozu iyi ayarlanmalı!
Recep Çınar

Recep Çınar

ORTAM
Yazarın Tüm Yazıları >

Eleştirinin dozu iyi ayarlanmalı!

A+A-

Uzun zamandır sporla ilgili yazmıyordum...

Fırsat buldukça Rio Olimpiyatlarını izliyorum...

İlk madalyamızı halterde kazandık...

Daniyar İsmayılov 12 yıldır hasret kaldığımız madalya hasretine Rio'da son verdi...

Ama, eleştirildi...

Niye eleştirildi?

Türkmenistan asıllı olduğu için...

Keşke bu zamansız eleştiri yapılmasaydı...

xxx

Londra Olimpiyatlarında Türkmenistan adına yarıştıktan sonra Türk vatandaşlığına müracaat eden Daniyar İsmayılov  dipten gelerek Rio'da zirvenin ikinci basamağına oturdu...

Daniyar Türk vatandaşı olduktan sonra hem 2015'te hem de içinde bulunduğumuz bu yıl ülkemiz adına iki kez Avrupa şampiyonu oldu...

2015'te silkmede dünya Şampiyonu ve aynı şampiyonada toplamda genel sıralamada dünya  üçüncüsü olmuştu.

Değişen ne?

Daniyar İsmayılov 2012 Londra Olimpiyatlarında yine 69 kiloda Türkmenistan adına yarışmış toplamda kaldırdığı 310 kilo ile Olimpiyatlarda 13.ncü olmuştu.

Türkmenistan'da kalsaydı şampiyon olurmuydu?

Kimbilir...

Ancak Gençlik ve Spor Bakanlığımız, Halter Federasyon Başkanlığımız Daniyar'a iyi bir yatırım yaptı ve Rio'da da bunun sonucu alınmış oldu...

Başka bir deyişle, ülkemize ilk madalya sevincini bu sporcu yaşattı...

Sosyal medyada yabancı kökenli Türk vatandaşı olmuş sporcularımızın aldığı “madalyalar tat vermiyor” diye yazılar çıkıyor, mesajlar atılıyor...

Daha doğrusu bu sporcular üzerine bir algı operasyonu gerçekleştirilmeye çalışılıyor...

Bunlar doğru hareketler değil...

Özellikle de sıkıntılı bir süreçten geçen ülkemizde, bir nebze de olsa bu gümüş madalya ile morallendik, yüzümüz güldü...

Şimdi eleştirme zamanı değil...

Hele bir Rio'dan dönülsün, sonra yönetenler bu konuda gerekli açıklama ve çalışmayı zaten yaparlar...

Şu da bir gerçek ki, ben eleştirilerin bir çoğuna hak vermiyor da değilim...

Şahsi düşüncem olarak “elbetteki kendi sporcularımıza yatırım yapalım, biz yetiştirelim, bizim kendi kanımızdan, kendi canımızdan sporcular yarışsın,  başarılı olsun” derim...

Her zaman yerlinin de yerlisinden yana tavır almışım...

Amatör branşlarda değil, futbolda da , basketbolda da yerlinin  yerlisinden yanayım...

Eğri oturup doğru konuşmak gerekirse de,  kaliteli yabancıya da “hayır” demem...

Bu ülkeye bir Naim geldi, bir Halil geldi...

Bunlara kim laf edebilir?

Ülkemizde halter bu insanlarla sevildi, tavan yaptı...

Naim Süleymanoğlu barın altına sadece kendisi girmiyor, bir ülke giriyordu...

Dünyaları birlikte kaldırıyorduk...

Birlikte kürsünün en üstüne çıkıyor, birlikte okuyorduk İstiklal marşını...

Getirin bana Naim gibi, Halil gibi sporcuları, selam duralım...

Yoksa  ilk turda oyunlara veda eden  Gürcü kökenli judocu Bekir Özlü'yü vatandaş yapsan ne olur, yapmasan ne olur!

Rio bu gibi sporcular için turistik bir geziden öteye geçmeyecek...

Benim gibi düşünen çoğunluğun kötü niyetli olduğunu düşünmüyorum...

İnsanların canı yanıyor, televizyon başlarında kahroluyorlar...

Bir sürü yatırım yapıyorsun, karşılığında koskoca bir hiç...

Canı sıkan bunlar...

Türkiye'nin bu saatten sonra kalitesiz yabancı sporcu çöplüğüne döndürülmesinin önüne geçilmeli ve milyon dolarlar sokağa atılmamalı...

Yine söylüyorum; yerlinin yerlisinden yanayım, ama kaliteli yabancıya da karşı değilim...

Kaliteli sporculara yatırım yapılsın, bunlardan hem spor yaparken faydalansın, hem de sporu bıraktıktan sonra eğitici olarak yararlanılsın...

Maalesef bu konuda da sınıftı kalmış durumdayız...

Naim gibi bir efsaneden neden yararlanılmaz?

Hakeza Halil'den...

Ya da başka branşlarda efsane olmuş sporculardan...

Evet...

Şimdi bunları tartışmanın zamanı değil...

Eleştirmenin de...

Yukarıda da söylediğim gibi, bu eksikleri yönetenler masaya yatıracaklardır...

Bir spor yazarı olarak futbolu seviyorum, ama amatör branşları daha çok seviyorum...

Onca acımın ve sıkıntımın içinde oyunları  televizyondan izlemeye özen gösteriyorum...

Ekran başında sevinmek istiyorum...

Bu da ben en doğal hakkım diye düşünüyorum...

Ben yine de umutluyum...

Yüzmede Viktorya'dan, boksta soyadını Eyüp Gözgeç'ten alan Batuhan Gözgeç'ten, güreşte Elif Jale ve Selim Yaşar'dan umutluyum...

Ve diğerlerinden de...

Batuhan Gözgeç'in Kamerunlu karşısındaki performansı içimdeki madalya umutlarını yeşertti...

Çünkü Millet olarak Olimpiyat madalyasına ve sevinmeye ve çığlıklar atmaya ve İstiklal Marşımızın okunmasına özlem duyuyoruz...

Daniyar İsmayılov halterdeki sessizliği bozan isim oldu...

Bu branşta 12 yıldır semtimize uğramayan madalyayı kazanmıştır...

Onun için de kendisine teşekkür borcumuz var...

İnşallah bunun devamı gelecektir...

Rio'nun ilk günlerinde birçok branşta gerçekten çok üzüldük...

Konya'nın yarısı büyüklüğündeki ülkelerin madalya almasını yüreğimiz burkularak izliyoruz...

Dedim ya umutluyum...

Güreşçilerimiz, Atletlerimiz, Judo ve Boksörlerimizin bir kısmı, Tekvanondocularımız ve madalya umutlarımız Servet Tazegül ile Nur Tatar henüz tatamiye çıkmadılar...

İnşallah onlarla da yüzümüz gülecek...

Ve...

Rio'da yarışan 25 devşirme sporcunun performansları dikkatlice izlenmeli ve ona göre bir yol haritası çizilmeli...

Kele gibi besleyip, turistik geziye götüreceksek, niye devşirmeler gitsin?

Kendi çocuklarımız gitsin. 

Bu yazı toplam 1813 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar