Süleyman Küçük

Süleyman Küçük

Savaş Üzerinden Sünnilik ve Şiilik

Yaklaşık bir aydır devam eden haksız ve kirli savaşla aranız nasıl?

Savaşı İran’ın, ABD'nin ya da NATO’nun gözünden gören, düşünen veya bu açılardan savaşın sona ermesini dileyen kurmay(!) gazetecilerden bir farkımız olmalı diye düşünenlerden misiniz?

Mezhep kaygısı üzerinden yani meseleye şia açısından bakanlarla başlayalım:

Şia nın imam sayısının neden 12 olduğu ve şianın kökeninin nereye dayandığı, Hz. Ali’nin(ra) oğullarından Hz. Hasan(ra) yok sayılırken, Hz. Hüseyin’in(ra) neden yüceltildiği, Fars milliyetçiliğine nasıl ”Şia” kılıfının geçirildiği, ya bilinmez ya da gösterilmek istenmez.

Çünkü olaya bu açıdan bakmaya çalışanların görecekleri ilk şey şudur:

Şiilik Pers milliyetçiliğine maske yapılmıştır. İran şahının kızı ile Hz. Hüseyin(ra) evlenince pers hükümdar ailesindeki kutsiyet, kan yoluyla yani Hz. Hüseyin(ra) vasıtasıyla Hz. Peygamber(sav) sülalesine transfer edildiğidir.

Şia nın iddia ettiği bu günkü Ehlibeyt davasının kökeninde bu kutsiyet vardır.

Şia karşıtı cepheden bakıldığında ise ortaya konulan düşünceler şöyle sırlanır:

Şia’nın Kerbela hüznü üzerinden Müslümanlarla sürekli bir iktidar kavgası yürütmesi, İslam dünyasına karşı sürekli bir karşı duruş içinde olmaya zorlamaktadır.

Şia taraftarları ehli küfre karşı olan cihadını Bedir ve Uhud üzerinden, yani Ebû Cehiller üzerinden değil de, Kerbela ve Yezid üzerinden okuması ve yürütmesi diğer hatalarının da başlangıcı olmuştur.

Bu anlamda Nureddin Mahmud Zengî ve Selâhaddin-i Eyyubi gibi bütün Müslümanların takdirini kazanmış fatihlerin cihadını dahi küçümsemiş ve onları Müslümanların gözünden düşürmek için çaba göstermiştir.

Şia, bu iddialarını desteklemek amacıyla kendi bünyesinde oluşturduğu literatürle oryantalizm başta olmak üzere tüm İslam düşmanları için sürekli kaynak üretme mekanizmasına dönüşmüştür.

Cihada diğer bir açıdan bakıldığında ise, Şiî ulemanın hiyerarşik bir düzen içinde, Şiiliği yaymayı tek kutsal görev bilmesi, cihadı aslında Şiiliği yayma olarak tasavvur etmesi ve bunu bir stratejiye dönüştürmüş olması onları nihayetinde devletlerini her alanda Sünni Müslümanların devlet çatışmalarına sürüklenmesinin yanında dış güçlerle iş birliğine bile götürmüştür.

Özellikle İran devriminden sonra düşman olarak görülen diğer devletlerin herhangi biri ile savaşa girişildiğinde düşmana sıkıldığını iddia ettiği her kurşunu aynı zamanda Şiiliği yaymak için propaganda fırsatına dönüştürmesi İslam Dininin değil de şii düşüncenin İslâmî motivasyon kaynağı olarak görülmesi Müslümanlar için yanlış bir motivasyon çekişmesine dönüşmüştür.

1979 da gerçekleşen İran devriminden sonra Türkiye örneğinde yaşandığı şekliyle Şia’nın işine geldiğinde Bediüzzaman(rha) gibi, Şeyh Said(rha) gibi şiddetli bir Şia karşıtı İslam âlimlerinin dahi Şiilik propagandası için kullanılması Müslümanlar arasındaki ayrımı artırmaktan başka işe yaramamıştır.

Türkiye’de çokça görüldüğü üzere hâlihazırdaki İran etkisindeki zihinlerin; Şiî olmayan veya Şia’ya net bir şekilde hizmet etmeyen hiçbir yapıyı İslâmî hareket kabul etmemesi, niteliği ne olursa olsun Ehli Sünnet vurgusu yapsın yapmasın, Sünni dünyadaki bütün İslâmî hareketleri Amerikancı hareketler olarak nitelendirmesi de ayrımı körükleyenlerin işine yaramıştır.

Şia düşüncesindeki bazı yapıların daha çok Alevi olma iddiasıyla “İslam’ın bir mezhebi değiliz, biz Müslüman değiliz!” şeklindeki tutumları da Lübnan ve Suriye örneklerinde görüldüğü üzere tekfirciliğin yanında Şiiliği yaymak için bir fırsata dönüşerek, tarih boyunca Müslümanlar arası vahdetten söz eden her yapının yalancılığının her seferinde ispat edilmiş olmasından başka bir şey değildir.

Müslümanlar arasında dün ne yaşandıysa bugün de aynısı yaşanmaktadır.

Şia taraftarları Ehli Sünnet Müslümanları, Ehli Sünnet Müslümanlar ise şia taraftarlarını suçlamakta ve Şia’yı İslam’ın önünü kesmek için oluşturulmuş bir yapı olarak görmektedirler.

Ehli Sünnet Müslümanlar Türkiye’yi de bu olumsuz etkiden kurtarmak adına Şia yı suçlarken, Şii yapı da başta Türkiye olmak üzere kendini Ehli Sünnet olarak –gören Müslümanların küfre hizmet ettiği iddiasını dillendirmekten vaz geçmemektedirler.

Sünni Müslümanlar ile Şii Müslümanlar birbirlerini suçlarken ayrımın sebebi ve körükleyeni olan siyonizm kendine siyasi ve ekonomik açıdan alan açmaya devam etmektedir.

FARKINDA MIYIZ?

Tekrar etmiş olalım:

Dün neyse bugün de aynısı.

Dün Çanakkale Cephesinde İngiliz askerlerinin içinde Siyonist Birliği vardı. Bugün siyonist cephe içinde büyük israil ve kürdistan hayali içindeki ABD ve İngiliz askerleri var.

Bir de basın yayın sektöründe başta ifade ettiğimiz gibi bu kirli ve haksız savaşı İran’ın mezhepçiliği ile ABD'nin ya da NATO’nun işgalciliği gözünden gören ve savaşın bu açıdan sona ermesini dileyen kurmay(!) siyonist gazeteciler var.

İçimizdeki tüm siyonistler temizlenmeden, memleketimiz Müslümanların düşüncesindeki büyük Türkiye olamayacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Süleyman Küçük Arşivi

Sosyal Medya Zulmü

25 Mart 2026 Çarşamba 14:46

Algoritmaların Savaşı

22 Mart 2026 Pazar 11:44

Müslümanların Yapması Gerekenler

18 Mart 2026 Çarşamba 14:05

Müslümanın Kur'an Algoritması

15 Mart 2026 Pazar 12:54

Savaşı Bir Açıdan Görmek

11 Mart 2026 Çarşamba 15:21

Son İki Ayda Yaşananlar

08 Mart 2026 Pazar 13:25

Müslüman Eti Yemek Orucu Bozmuyormuş

04 Mart 2026 Çarşamba 15:00

Kürsü ve Mihrab Sorumluluğu

01 Mart 2026 Pazar 13:14

Erbakan ve Tahir Hoca Uzmanları

25 Şubat 2026 Çarşamba 13:33

Ramazanda Devlet Toplum İlişkisi

22 Şubat 2026 Pazar 12:31