Veysel Candan
Hayatın İçinden Kısa Kısa - 150
İYİ ÖLMENİN SIRRI
Hayat yolunda işin aslı, sonu iyi kapatmak yani iyi ölebilmek. Bunun için, Rabbimizin yardımına çok ama çok ihtiyacımız var. İslam tarihi iyi ölenlerle doludur. Örnekler çok olmakla beraber, biz iki canlı örnek vererek konuyu yazamaya çalışacağız.
Hak dostları Allah (cc) ve Resulünün (sav) yolunda giderler. Bütün hayatları muhabbetle doludur. Nefesleri adedince, bu aşkla yaşarlar. Bir anlık gaflete izin vermezler. Hal böyle olunca, onların ölüm anları da aynı güzellikte olur.
Üstadımız Mahmud Sami Ramazanoğlu (ks) Hz.leri, Medine’de ikamet etmekte. Rahatsızdır ama zikre devam eder. Bütün organları zikir halindedir. Bu anda, gecenin son saatleri, Hz. Peygamber (sav) mescidinde teheccüd ezanı okunmaktadır. Bundan sonraki hali yanında bulunanların şehadetiyle şöyle anlatılır: Üstadımız rahatsızdı. Zikir halinde idi. Ravza’dan teheccüd ezan sesleri geliyordu. Üstadımızın dilinde, son sözleri Allah, Allah, Allah (cc) diyerek ruhunu Sevgilisine teslim etti.
Bu ve benzeri ölümler, gıpta ile imrenilecek ölümlerdir. Aslında bu tür ölümlere, ahiret dirilişi demek daha doğru olur. Çünkü ruhlar ölmez. Geldiği mekâna dönerler. Cesetler de öyledir. Topraktan yaratıldı, toprağa dönerler. Yukarıda anlattığımız bu güzel huzura çıkma olayı, bize güzel bir örnektir. Eğer hayatımız boyunca elimiz, kulağımız, gözümüz, dilimiz ve kalbimiz Allah’la (cc) beraberse ölüm anında da O’nunla beraber oluruz.
Büyük hak dostlarının örnek hayatları, bize nasıl yaşanacağını, nasıl ölüneceğini göstermişilerdir. Tercih bizlere.
Diyeceksiniz ki yine ölümü yazdın. Ne yapalım ki, ölüm vazgeçilmez bir gerçek. İstedim ki okuyucu kardeşlerim, Hak dostlarının bu güzel ölümlerini anarak, ümmeti Muhammed için dua etsinler. Bizler de büyüklerimizin ölümü gibi ölelim.
İkinci güzel ölümü tarih kitaplarımız şöyle anlatır: Zabit Muzaffer, Çanakkale’de savaşmış daha sonra doğu cephesine gitmişti. Orada ağır bir şekilde yaralandı. Sesi çıkmıyor, gözleri etrafını zor görüyordu. Cebinden bir zarf çıkardı. Yerden bir çöp parçası aldı. Yarasından akan kanlara batırarak, yazmaya başladı. “Kıble ne tarafta? “Zabit Muzaffer istiyordu ki, kıbleye dönerek şehit olsun. Öyle yaptılar. Sonra bir hamle ile dudaklarından mırıldandı. “Bölük Allah (cc) için cihat etsin. Kanım yerde kalmasın.” Üçüncü bir mesaj daha yazmak istedi. Ömrü elvermedi. Ruhunu kıbleye dönük, şehîden Rabbine teslim etti. Ne güzel, imrenilecek bir şehadet.
Bir kul düşünün, bütün ömrünü amel-i Salih ile tezyin(süsledi) etti. Rabbini hiç unutmadı. Böyle kullarına, Rabbimiz şöyle müjde verdi. Fussilet Suresi 30. Ayette mealen;” Şüphesiz Rabbimiz Allah’tır (cc) deyip, sonra dosdoğru yürüyenlerin üzerine melekler iner. Onlara korkmayın, üzülmeyin size vaat olunan Cennetle sevinin derler.” Bütün mesele, bu hitaba muhatap olmak.
Ümitsizlik yok. Benim hatam, günahım çok. Olsun. Ona rağmen tövbe et. İstiğfar et. Ümidimiz yalnız ve yalnız Allah’tır (cc). Son söz Rabbimize aittir. Biz de onun günahkâr, yalnız, kimsesiz, zayıf, asi kullarıyız. Nefsimizin bu kötü şerlerinden sığınarak, tövbe edelim. Rabbimizin müjdesine kulak verelim.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.