Nurten Selma Çevikoğlu

Nurten Selma Çevikoğlu

KOLAYCILIK

Günümüzde pek çok şey eskiye oranla daha kolay elde edilebiliyor. Alım gücü kolaylaştı. İnsanlar parası olmadan kredi kartlarıyla istediği şeyleri hemen alabiliyor. Oturduğu yerden bilgisayardan, tabletlerden ya da akıllı mobil cihazlardan dışarı çıkmadan, gezmeden alışveriş yapabiliyor. Hatta artık market alışverişleri dahi internet üzerinden oluyor kargo aynı gün ayağınıza kadar istediklerinizi getirebiliyor. Vay be! Ne dünyâdayız değil mi? Kim bilir gelecekte daha ne gibi kolaylıklar çıkacak. Şimdi zâten akıllı şehirler tasarlanıyor ya... Haydi hayırlısı!

Ancak bu kadar kolaylık insanları kolaycılığa alıştırıyor. Eskiden; ‘kolay yoldan köşe nasıl dönülür?’ün yolları yâni sahtekarlıkla, dolandırıcılıkla insanları kandırarak nasıl daha kolay zengin olunur? Meselâ bir malı kendi fiyatının misliyle veya daha da fazlasıyla satmak, aldatmak serbest, yalan söylemek serbest, rüşvet serbest idi. Şimdi de vardır hoş, yok değildir el altından da olsa. Bizim bahsetmek istediğimiz eskiden medya vasıtasıyla bu tür yanlışlıklar teşvik edilirdi, insanlara menfi yolların kapısı açılırdı. Hiç şüphesiz bunlar onaylanır işler değil.

Ancak bilinmelidir ki alın teri, göz nuru ve emek olmadan insanların çalışmadan hak etmedikleri şeylere sâhip olmaları asla doğru değildir. Bu hal insanları hazırcılığa eski argo tâbirle ‘beleşçiliğe’ götürür. Bilhassa yeni yetişen neslin buna alışması tasvip edilemez. Fakat ne yazık ki şimdiki nesil öyle bir hazırcılığa, kolaycılığa alışmış ki; ‘Yaa o çok zor bir iş ben niye ona girişeyim ki, daha kolayları varken’ diyorlar. Bâzıları da; ‘o kadar tıp fakültesini okuyarak senelerimi tüketeceğime kolay bir meslek seçerim daha iyi.’ Fikrindeler. Kolaycılık zihinlere öylesine girmiş ki, bu hal insanı tembelliğe alıştırıyor. Neticede çalışkanlık enâyilerin mesleği oluyor. Ne garip değil mi?

Âile içinde de kolaylığa alışan gençler iki adım ötesinde duran bir şeyi almak için başkasına emir buyuruyor. Büyüklerin su isteğine evlatlar; ‘Baba kalk kendi suyunu mutfaktan al, iç’ diyebiliyor. Çocuklar ekmek almaya gitmiyor. Eve gelen misâfire odasından çıkmaya tenezzül edip bir elini öpmüyor, hal-hatır sormuyor, torunlar lütfedip büyüklerini ziyâret etmiyor ama saatlerce bilgisayar başında kalabiliyor. Görüyor musunuz kolaylık isteyenler nelerden mahrum oluyor? Böylece âile sevgisi, büyük saygısı, ana-baba kaygısı elden kayıp, uçup gidiyor.

Yâhut bir başka boyutta şu ebeveynler, çocukların her isteklerini kolaylıkla yerine getiriyor, ne isterlerse alıyorlar. Onlar bir emek sarf etmeden, her istediklerine kavuştukları için pek çok yaştaşlarının bulamayacakları şeylere onlar kolaylıkla eriştiklerinden birçok değerli onlar için değersiz oluyor. Halbuki insanlar emek ve gayret sarf ederek, çalışıp çabalayarak elde ettikleri şeylere kavuşunca mutluluk duyarlar. Uzun menzillerden sonra varılan yollar dâima kıymetlidir. Elini uzatıp da elde edilen şeylerin ise kıymeti harbiyesi olmaz.

Ayrıca her şeyleri çabucak elde edenlerin isteklerinin sonu da gelmiyor. Bir isteği oldu yenisini istiyor. Yenisini de aldı bu sefer en son çıkanı istiyor o da oldu başkası, başkası ve isteklerin ardı arkası kesilmiyor. Nefsin isteklerine eğer ki bir set çekilmez ise bu durum kişiyi ebedi hazin âkıbetlere sürükleyebilir. Dolayısıyla kişi arzularına dur diyebilmeli.

Bir de şu husus var, işte bu kolaylıkla elde ettiğimiz şeylerin hepsi geçici kalıcılığı yok. En çok varmak istediğimiz emellerimiz bile gün gelip mâzi olabiliyor. O vakit bâki olanlara yönelmek daha akıllıca olsa gerekli değil mi?

Hayırlı, bereketli, feyizli Cumâlar efendim.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
6 Yorum