Veysel Candan
Hayatın İçinden Kısa Kısa - 104
PEYGAMBERİMİZİN (SAV) ŞEFKATİNİ ALLAH (CC) NASIL ANLATTI
Tövbe suresi 128. Ayetinde mealen buyurdu ki; “And olsun ki, size kendi içinizden bir Peygamber gelmişti. Sizin sıkıntıya düşmeniz, onu pek üzer. O, size düşkündür. Müminlere karşı çok şefkatli ve çok merhametlidir.” Rabbimizin bu beyanatı açık, net ve kesindir. Peygamberimizin (sav) yaşadığı dönemde, Sahabilerin sıkıntılarına, dertlerine derman olmaya çalışmış, onlara çok şefkat göstermiştir. Siyer kitaplarımızda, bunun birçok örnekleri vardır.
Sahabinin yetim çocuklarıyla ağlamış, hastalarını ziyaret etmiş, vefat edenlerin cenazelerine iştirak etmiş, cenaze namazlarını kıldırmış, cemaate gelemeyenleri sormuş ve takip etmiştir. Mescid-i Nebeviyi temizleyen Habeşli bir kadın vardı. Bir gün göremeyince, sordu. “Nerede?” Dedi. Sahabiler, vefat etti, dediler. Onlara, “Sizin bana, bunu haber vermeniz gerekmez miydi?” Dedi. Mezarına gitti. Cenaze namazını kıldı ve ona dua etti. Peygamberimizin (sav) bütün hayatı, çile ve ıstıraplarla dolu olmasına rağmen, hep şunu söyledi. “Ya Rabbi, sen razı ol yeter. “Yanında hizmetlisi ile Taife gitmişti. Taif’liler, Peygamberimizi (sav) taşladılar. Mübarek ayakları, kanla doldu. Görevli melek indi. Ya Resul Alllah, Allah’ın (cc) selamı var. Sen istersen Taif dağlarını üzerlerine yıkacaktır. Peygamberimiz (sav) cevaben, “Hayır, hayır bunlar bilmiyorlar. Bunların neslinden gelenler, Müslüman olacaktır.” Nitekim öyle de oldu.
Burada üzerinde durulması gereken konu, Peygamberimizin (sav) hayatını yazan alimlerimizin kitaplarını, okuyup Peygamberimizin (sav) haliyle hallenmek, mahşerde Havz-ı Kevserde buluşmak. Hep içimizden şöyle bir dua gelir, Ya Rabbi, kendine kul, habibine ümmet ettin. Bize bu şerefi verdin. Senin emrin doğrultusunda yaşamayı nasip et. Âmin.
Unutmayalım ki bize, 2 büyük nimet verildi: 1- Kendine kul etti 2- Habibine ümmet etti. Bu şeref Müslümanlara yeter, artar.
HZ. PEYGAMBERİN (SAV) MAHLUKATA MERHAMETİNDEN CANLI BİR ÖRNEK
Abdullah B. Abbas (ra) anlatıyor; Peygamberimiz (sav) bir gün, bir adam gördü. Koyunu yere yatırmış, ayağıyla yüzüne basıyordu. Hayvan, adamın yüzüne bakarken, adam da bıçağını biliyordu. Peygamberimiz (sav) adamın yanına vardı ve şöyle dedi;” Bıçağını daha önce bileseydin olmaz mıydı? Hayvanı iki defa öldürmek mi istiyorsun? “ (Taberi - el Cami’ül Kebir) Bu olayda adamın yaptığı ve Peygamber Efendimizin (sav) ikazı, bize hayvan haklarının önemini anlatmaktadır. Daha başka yazılarımızda Peygamberimizin (sav) mahlukata şefkatini gösteren, örnekler verilmiştir.
KİMLERİN İMTİHANI AĞIR OLUR
Said B. Ebi Vakkas (ra) anlatıyor; Bir gün Peygamberimize (sav) sordum. En büyük sıkıntılar kimin başına gelir? Şöyle cevap verdiler, “Belaların en ağırı, Peygamberlere, sonra onlara yakın olanlara, daha sonra başlayarak derece derece aşağıya iner. İnsan dindarlığı nispetinde, sıkıntıya uğrar. Çok dindarsa, sıkıntı ağır olur. Dindarlığı az ise sıkıntısı hafif olur. Bu kul, günahlardan arınıncaya kadar, sıkıntılar onun peşini bırakmaz. “
Görünüşte akla ters gibi geliyorsa da dünya imtihan yeri olduğuna göre, Peygamberin (sav) ve Allah’ın (cc) sevdikleri kulların da imtihanı, büyük oluyor ki, dereceleri artsın. Daha birçok hikmetleri vardır. Kuranı Kerimden anlıyoruz ki, Hz. İbrâhim (as) önce ateşe atıldı, ateşle imtihan oldu. Oğlu İsmail’i (as) kesmekle emredildi, imtihan oldu. Babası âzerle imtihan oldu. Hz. Yusuf (as) kardeşleriyle imtihan oldu. Hz. Musa (as) firavunla imtihan oldu. Peygamber Efendimiz de (sav) müşriklerle yakını, amcası ebu leheb le imtihan oldu. yahudilerce, iki defa zehirlendi. Daha bu örnekleri çoğaltmak mümkün.
Burada dikkat edilecek hususlar, başımıza gelen musibetlere sabretmek, bizim hayır gibi gördüklerimizde şer, şer gibi gördüklerimizde hayır olabilir. Sabır ne güzel şey, yapabilenlere.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.