Veysel Candan
Hayatın İçinden Kısa Kısa - 100
HZ. ÖMER (RA) NEYİ HİÇ UNUTMADI
Sahabilerden Seleme (ra) anlatıyor; Hz. Ömer (ra) halife. Çarşıya uğradı. Elinde asası vardı. Asayı bana doğru uzattı. Asa elbiseme değdi. Beni, yol ortasında durma. İnsanların yolunu kapatıyorsun, diye ikaz etti. Uzun bir süre sonra, Hz. Ömer’le (ra) karşılaştım. Bana 600 dirhem verdi. Bunları hac yolunda kullan dedi. Bu para, sana değen asanın karşılığıdır. Ben, asa meselesini unutmuştum. Hatırlayamadım, deyince Hz. Ömer (ra) Efendimiz, ben hiç unutmadım.
Hz. Ömer (ra) Efendimizin kul hakkı hakkında, bu hassas davranışı bize örnek olmalıdır.
Hele idarecilerimiz, halka karşı çok merhametli davranmalıdır. Fazla izaha gerek yok. Kul hakkının küçüğü de büyüğü de birdir. Tüm mesele bu olaydan, ne ders çıkardığımızdır.
HELAL HARAM HASSASİYETİNİN BEREKETİYLE NELER OLUYOR
Üstadımız Musa Topbaş Efendimiz anlatıyor; “Müslüman olmuş, ermeni bir komşumuz vardı. Kendisine nasıl Müslüman olduğunu sordum. Şöyle anlattı: İstanbul Acıbademde, tarla komşum Molla Rebii vardı. Süt satarak, geçimini temin ederdi. Bir gün akşam, bize geldi. Bu sütü, size getirdim. Ben, biz süt istemedik, dedim. Bana, farkında olmadan bizim bir koyun, sizin bahçede otlamış, onun için süt sizin. Otlar vücuttan ayrılıncaya kadar, size süt getireceğim. Dedim ki, yediği ot değil mi, helal olsun. Molla Rebii, yok yok olmaz. Birkaç gün daha, süt getirdi. Kendi kendime dedim ki, böyle bir ahlaklı insanın dini, muhakkak yüce bir dindir ve Müslüman oldum.”
Bu olay bize, kâl (söz) ile olduğu gibi, hâl ile olan tebliğin daha etkili olduğunu anlatmaktadır. Burada benim müşahedem, okuduğumuz eserlerin yazarları hal sahibi ise, o eser(kitap) sizi etkiler. Onun için her türlü eseri okurken, mutlaka yazarının biyografisine iyi bakmak lazım. Aksi halde hâl ve kâl’i birbirini tutmayan insanların yazdığı eserler, okunduğu zaman fayda yerine, zarar verir.
PEYGAMBERİMİZ (SAV) ANLATINCA GÜZEL DAHA GÜZEL OLUYOR
Sahabei Kiram Efendilerimizden rivayet edildi ki : Peygamberimiz (sav) önceki kavimler hakkında, bazı olaylar anlatırdı. Bir gün bize, geçmiş ümmetlerden şöyle bir olay anlattı; “İki kişi bir gayrimenkul alım satımı yapmıştı. Mülkü satın alan kişi, aldığı arsa içinde altın bulunan bir küp buldu. Satana gitti, ben senden toprağı aldım, altını almadım. Bu altınlar senin. Satan ise, ben sana araziyi olduğu gibi sattım. Bu altınları ben alamam. (Özetle; biri altınları veriyor diğeri de almıyor.) Adamlar hâkime gittiler. Hâkim davayı dinledi ve onlara sordu, sizin çocuklarınız var mı? Evet var dediler. Birinin kızı, birinin oğlu vardı. Hâkim çocukları evlendirin. İkisi için harcayın. Kalanı infak (hayır) edin.“(Buhari)
Bu olay bize, kul hakkına sadakatin ve fedakarlığın en güzel örneğidir. Olay bize garip gelse de, anlatan Peygamberimizdir. Olay çok hoş. Peygamber Efendimiz (sav) anlatınca bir daha güzel. Kanaat ve tevazu sahibi olmak, alışverişlerimizde kul hakkına riayet etmekte, her zaman güzellik vardır.
Hoşça kalın. Allah’a (cc) emanet olun.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.